Amerika’da, blog yazarları bugünlerde, 82’nci Oscar ödüllerini konusunda düşünce ve yorumlarını okurlarına duyurmaya çalışırken Türkiye’de bloggerlar arasında “bana kutum gelmedi, ona gitti. o kim de ona gidiyor” tartışmalarının yer aldığı görülüyor.
Konu, sosyal networklere yönelik reklam çalışması yapan firmaların bazı blog yazarlarına “test ürünü” içeren kutular göndermesi, bazılarına ise göndermemesi üzerine başladı. Firmalardan bir tanesinin Ülker olduğundan bahsediliyor.
Ekonomik veriler ortada; enflasyon yeniden çift haneli günlerine döndü, işsizlik bir önceki yıla göre 3 puan artarak yüzde 14 oldu. Bu ortamın içindeki blog yazarları ise ortamın nimetlerini kullanmaya çalışıyor. Twitter ya da Friendfeed benzeri minibloglardaki tartışmalara bakılırsa, ister teknoloji, ister hızlı tüketim mamülleri üreticisi olsun, her hangi bir firmayla “kontak sağlayan” blog yazarlarının, bu firmadan beklenti içerisine girdiği belirtiliyor. Bunun nakit olabileceği gibi, bir ürün, ve hatta bir “kutu” olabileceği söyleniyor.
Benzer konularda yazan blog yazarlarından birisine bir kutu gittiğinde bunun “hava atılacak” bir konuya dönüştüğü anlatılıyor. Bunu duyan diğer blog yazarlarının ise “o kim ki” ifadeleri kullanabildiği ve kendi mecralarında ya da sosyal ağlarda dedikodu yapmaya başladıkları söyleniyor.
Bu tür bir iletişim sayfasından gördüğümüz kadarıyla da, böyle bir tartışma en çok firmaların hoşuna gidiyor.
Niye derseniz.. 2 kutu bisküviye bedava reklamlarını yaptırıyorlar da ondan. Ama bu 2 kutu bisküvinin yaratacağı “güdümlü” reklamın ne kadar yararlı olacağını da ben şahsen tam anlayamıyorum. Bir tüketici olarak “acaba bu yorumlarla bisküvi alır mıyım?” diye düşünüyorum da, pek almam.
Çünkü blogunu bu şekilde kullanan kişi kadar, firmanın da kolaya kaçtığını, blogger’ı kullandığını ve etik davranmadığını düşünürüm.
Ama herhalde bu firmanın ya da firmaya “moda olduğu üzere” sosyal network üzerinde bu tür bir reklam yaptıran reklam ajanslarının bir bildikleri vardır.
Hatırlanacağı üzere, bundan bir süre önce gazetecilerle blog yazarları arasında, “gazetecilik ve blog yazarlığı” ekseninde, sert tartışmalar yaşanmış, olay uzun süre sosyal ağları meşgul etmişti[1]. Bugünlerde, ortalığa dökülenlerden anlıyoruz ki, blog mecraında da ciddi bir ayrışmaya ihtiyaç var.
Weblog ya da Türkçe karşılığı olarak “ağ kütüğü” olarak isimlendirilen blog, “teknik bilgi gerektirmeden oluşturulan, yazarının kendi hayatını, ilgi alanlarını, düşüncelerini ya da istediği herhangi başka bir konuda serbest yazabildiği alanlar olarak tanımlanıyor.
Blogların özelliği samimiyetleridir. Yani amatör hevesle oluşturulmalarıdır. Bu Web 2.0’ın geliştiricisi O’Reilly’nin blogunda da böyledir (ki karşılaştığı sorunları ve nasıl çözdüğünü, ya da neler düşündüğünü yazar), Irak savaşında gazetesine belli bir şekilde yazı yazmak zorunda kalan gazetecinin gördüğü acıları aktardığı blogunda da böyledir.
Yani yazarının profesyonel olmasına bakmaksızın, blog amatör bir işlev taşır. Ama görünen o ki, Türkiye’de daha emekleme dönemini tamamladığını düşünmediğim bloglar, profesyonelliğe koşar adım atmaya yönelmiş durumda.
Gerçi Dünya’da da durum pek farklı gözükmüyor. Sorumlu blog yazarlığı kurallarının belirtildiği, yabancı menşeili bir makalede, blogların halen istedikleri “güvenilirliği” yakalayamadığı belirtiliyor.
Çok önemli bir sorun olan “güvenilirlik” nasıl sağlanacak? Bunun cevabı çok basit; belli kurallara uymakla. Bu kuralların, saygı, oto kontrol ve istikrar kavramları etrafında şekillenmesi gerekiyor. Sözün özü; kimsenin kimseye polislik yapması gerekmiyor. Her şey blog yazarlarının elinde. Derleyebildiğim temel kurallardan bazıları şu şekilde maddeleniyor;
- . Yazılacak konuyla ilgili güncel ve doğru bilgileri sağlamak,
- . Kargaşa ve çatışmalara neden olacak ifadelerden uzak durmak,
- . Her hangi bir kurumla profesyonel manada bağı bulunan yazarların bunu bloglarında belirtmeleri şeffaflık adına önemli,
- . Yazıların, “sponsorlu” olup olmadığı bilgisinin okurlara verilmesi,
- . Bulunduğu Ülkedeki Maliye’nin, dijital yayıncılığa ilişkin belirlediği kurallara uymak,
- . Blogun, arama sonuçlarında üst sırada gelmesini temin amacıyla etik dışı yollara başvurmamak,
Ve yazarların, üçüncü şahısların blog üzerinde yapacakları yorumlarda sorumluluklarının bulunduğunu hatırlamalarında fayda bulunuyor.
Bu arada, bir hafta sonra 15 Mart’ta New York barosunun organize ettiği, “blog ve etik” konularının tartışılacağı bir panel düzenleneceğini ilgilenebileceklere duyurmak isteriz.
[1] Gazetecilik – Halkla İlişkiler ve Reklam Dosyası



Kaynak : 