Apple hakkında düşündüğünüzde ilk akla gelen şey zarif ve minimalist ürün tasarımıdır. Ancak ürünlerin ardında yatan daha az göz alıcı görünmez güç Apple’ın işlem kabiliyetidir. Bu öyle bir güç ki donanım tedariki ve dağıtımı, yazılım sunumları ve güncellemeleri, network işlevselliği ve erişilebilirliği gibi pek çok işlemi koordine eder ve şirketin tedarikçileri ve iş ortaklarını Cupertino merkezli Apple ile sıkı bir düzende aynı istikamette ilerletir.
İlk iPhone’un pazara sunulması nefesleri kesen bir ustalık marifetiydi. Bu ürünle birlikte Apple oldukça kalabalık, kompleks ve yeni büyüyen bir pazara giriş yapmaktaydı. Ve bunu dışardan bakıldığında adeta tereyağından kıl çeker gibi kolaylıkla yapmaktaydılar. Bir sonraki yıl ise Apple’ın yanlış olan hiçbir adımı atmayacağı fikri belleklere kazınıyordu.
Ancak bir anda Apple tökezledi ve hiçbir şeyi doğru yapamaz hale geldi.
iPhone 3G’nin piyasaya sunuşu pek de iyi geçmedi. Piyasaya sunuşun birinci gününde alıcılar aktivasyonda yaşanan gecikmeler dolayısıyla saatlerce beklemek zorunda kaldılar ve üzüntü içindeki bazı müşteriler mağazaları aktivasyonu gerçekleştirmeden terk ettiler. Apple ilk olarak AT&T’yi suçladı ancak daha sonra problemin yüksek talep karşısında başarısız kalan iTunes sunucuları olduğu ortaya çıktı. Sorun global düzeydeydi zira sadece A.B.D.’de satışa sunulan ilk iPhone’ların aksine bu sefer iPhone 3G 21 ülkede aynı anda satışa sunulmaktaydı.
iPhone 3G aktivasyonu için gerekli olan iTunes 7.7 yükseltimi de bazı kullanıcılar bazında veri kaybı, cihaz bozulmaları ve benzeri problemler yaşanmasına yol açtı.
Pek çok satış noktasında iPhone 3G cihazlar satışa sunulmalarının ilk gününde öğleden önce tükendi. Bunun anlamı ise Apple’ın hem fiziksel hem de dijital tedarik zincirlerinin talebi karşılamak konusunda yetersiz kaldığıdır.
2.0 yazılımına yükseltme yapmaya çalışan “Original Recipe (Orijinal Tarif)” iPhone sahiplerinden bazıları, network problemleri tamamlanamayan yüklemelere neden olduğundan cep telefonu arızaları yaşadılar. Pek çok kullanıcının daha sonra telefonlarını tekrar yükseltime tabi tutmaları gerekti.
İngiltere’deki iPhone aktivasyon işlemleri için ise Windows işletim sisteminde çalışan Internet Explorer tarayıcısı gerekmekteydi ki Halkla İlişkiler bakış açısından Apple için bu durum tam anlamıyla beceriksizlik demekti. Söz konusu durum iPhone aktivasyonu yapmaya çalışan İngiltere’deki Apple mağazaları için büyük bir sorun yarattı.
Yine ilk gün Apple’ın sıkı kontrolü altında olan App Store (Uygulama Merkezi) ise yine cihazlarda arızalara, kilitlenmelere veya yavaşlamalara yol açtığı iddia edilen uygulamalar sunmaktaydı.
Bu sorunlara maruz kalmayan kullanıcılar bile 3G kabulünde ve 3G veri aktarım hızlarında beklenenden daha fazla bir yavaşlama ve zayıflıktan şikayetçi oldular. Bu duruma Apple’ın mı AT&T’nin mi yoksa gerçekçilikten uzak kullanıcı beklentilerinin mi sebep olduğu ise henüz belli değil.
Apple’ın oldukça yeni olan MobileMe servisi de bozuldu. Bazı kullanıcılar MobilMe’nin AnaSayfa yaratma özelliğine erişmekte veya .Mac gruplarını yaratmak veya uyarlamaya tabi tutmakta başarısız olduklarını bildirdiler. Diğer bazı kullanıcıların ise bağlanma veya senkronizasyon sorunları vardı ve .Mac yazılım güncellemeleri konusunda sıkıntı yaşadılar. Bazı kullanıcılar ise normalde 1 Dolar olması beklenen geçici MobilMe “yetkilendirme” ücreti konusunda 150 dolara varan fahiş fiyatlar ile faturalandırıldıklarını bildirdiler.
Kısa süre önceye dek Apple yukarıda belirtilen bu MobilMe sorunları konusunda sessizliğini korumaktaydı ancak tüm üyeliklere 30 gün ücretsiz ek süre tanıdılar. Apple yetkilileri ayrıca masa-üstü sistemlerinde yapılan değişikliklerin diğer cihazlara ulaşması ve senkronizasyonun sağlanması için 15 dakika kadar bir süre geçebileceği için senkronizasyon sürecini “push (sevketme)” sözcüğü ile tanımlamayı bıraktılar.
Bu sorunların hiçbirisi Apple’ın uzun vadedeki büyümesini veya başarısını etkilemeyecektir. Ancak Apple’ın geçtiğimiz yıllardaki sorunsuzluğu göz önüne alındığında insanları şaşırtmaya başladıkları söylenebilir.
Asıl sorun Apple için problemlerle dolu geçen Temmuz ayı değildi. Asıl endişe Apple’ın edindiği işletim kabiliyetini ilerde sürdüremeyebileceği endişesi.
Söylemekten nefret etsem de benzer bir durum Microsoft’un başına da gelmişti. Microsoft firması Windows 95’i neredeyse hiç sorun yaşamadan piyasaya sunduğu 1995 yılında zirveye tırmanmış gözüküyordu. Daha sonraki sunumlar ise gittikçe daha problemli, karmaşık ve kafa karıştırıcı hale gelmeye başladı – ta ki kelimenin tam anlamıyla felaket olarak nitelenen son direniş noktası Windows Vista’ya dek.
Şimdi de Apple Microsoft’un yıllar önce yaptığı gibi hızla pazar payını büyütmekte ve bu pay haklı sebeplerle büyümekte. Apple’ın gelecekte yaklaşımını kaybetmesini ve her şeyi doğru dürüst yapmaya muktedir olamayan büyük şirketlerden birisine dönüşmesini kesinlikle arzu etmem.
Peki Apple büyüsünü mü kaybetti? Umarım kaybetmemiştir. Müşterilerini mi kaybetti? Pek de değil. Ancak eğer bu son zamanlarda yaşanan problemler birer işaretse, Apple’ın bir şeyleri kaybetmeye başladığı çok açık. Umarım en kısa sürede kaybettiklerini geri kazanırlar.



Kaynak : 