Bu yazının ilk 4 bölümünü
- Bilişim Teknolojisi Hukukuna 2005 Yılının Getirdikleri-1
- Bilişim Teknolojisi Hukukuna 2005 Yılının Getirdikleri-2
- Bilişim Teknolojisi Hukukuna 2005 Yılının Getirdikleri-3
- Bilişim Teknolojisi Hukukuna 2005 Yılının Getirdikleri-4
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
c. İmza
Madde 15- İmzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur. Güvenli elektronik imza da el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukukî sonuçlarını doğurur.
Bunun dışında bilişim suçları ile ilgili olarak bu yıl içinde ortaya çıkan bir gelişme de; Adalet Bakanlığı tarafından Avrupa Konseyinin 186 sayılı Siber Suçlarla Mücadele Sözleşmesi ile yabancı ülke mevzuatlarından da yararlanılarak, Ülkemizde giderek yaygınlaşan internet kullanımı sonucu ortaya çıkan suçların cezalandırılabilmesi ve Türk Ceza Kanununda bu konuda mevcut boşluğun doldurulması yönünde hükümler içeren yeni bir kanun tasarısı hazırlanması planlanmaktadır (www.kgm.adalet.gov.tr/uzerindeçalışılan.htm).
Kısa Dönem Eylem Planı 2005 uyarınca Kültür ve Turizm bakanlığı tarafından hazırlanması gereken dünya’da ve Türkiye’de Sayısal Hak Yönetimi (Digital Rights Management) konusundaki gelişmeler konulu rapor da, bu konuda ülkemizde çizilecek yasal çerçevenin belirlenmesinde son derece önem taşımaktadır. Sayısal hak yönetimi teknikleri bilindiği üzere, eserleri dijital ortama aktarılan eser sahiplerine, bu eserleri üzerindeki fikri haklarının korunmasını sağlayabilmeleri açısından, eserin kopyalanamaması, içeriğinin değiştirilememesi, kullanımının sınırlandırılması ve eserin izlenmesi şeklinde özetlenebilecek farklı spektrumlarda koruma olanakları sunmaktadır.
Yine Kısa Dönem Eylem Planı 2005 uyarınca Maliye Bakanlığı tarafından gerçekleştirilecek olan elektronik fatura ve ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması projeleri de uygulamaya geçtiğinde, elektronik ticarete son derece büyük ivme kazandıracak ve ticari hayatı temelden etkileyecek olan uygulamalardır. Mali şeffaflık, işlem maliyetlerinden tasarruf edilmesi, bürokrasinin azaltılması, yıllık milyonlarca dolar maliyetlere sebebiyet veren gereksiz kağıt arşivlerinden ve depolardan kurtulmak şeklinde kısaca özetleyebileceğimiz birçok faydayı beraberinde getirecek olan bu iki proje e-imza da dahil olmak üzere, diğer birçok e-Devlet uygulamalarına hız kazandıracaktır.
Daha önce bazı vesilelerle tekrarladığımız son derece önemli gördüğümüz bir noktaya, bu 2005 yılı değerlendirme yazısı gerekçesiyle tekrar değinmek istiyoruz. Bilindiği üzere taraflar arasında kurulacak hukuki ilişkiler özellikle imzalanacak sözleşmeler bakımından, sözleşmede yer alan rakamlar üzerinden damga vergisi ödenmek gerekmektedir. Ödenecek bu tutar, sözleşmede kararlaştırılan meblağın yüksekliği ile orantılı olarak artmaktadır. Bu nedenle uygulamada tarafların sırf damga vergisi ödememek için sözleşme yapmaktan vazgeçtikleri veya yaptıkları sözleşmeleri uyuşmazlık çıkıncaya kadar sakladıkları gözlemlenmektedir.
Hukuk ilişki bakımından yazılı sözleşme yapılmaması ise, ileride taraflar arasında ihtilaf söz konusu olduğunda, tarafların iddia ve savunmalarını mahkeme önünde güçleştirmektedir. Çünkü; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuza göre “miktar veya değeri 400 YTL’yi geçen hukuki işlemlerin senetle (yazılı delille) ispatlanması“ gerekmektedir. Klasik kağıt tabanlı ve ıslak imzalı belgeler bakımından Damga Vergisi Kanunundaki durum budur.Ancak Damga Vergisi Kanununda 31.7.2004 tarihinde yapılan değişiklikle, elektronik imzalı belgeler de kanun kapsamın alınmış ve damga vergisi ödeme yükümlülüğü getirilmiştir:
Mükellefiyet ve İstisnalar
Konu:
Madde 1 – Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga Vergisine tabidir.
Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan (Değişik: 5228/59-4/a md.) (Yürürlük: 31.7.2004) belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade eder.
Elektronik ticari hayatı ve sözleşmelerde e-imza kullanılmasını daha en baştan sekteye uğratan ve engelleyen bu hükmün, bir an önce yasadan çıkartılması gerektiği görüşündeyiz. Burada tam tersine devlet, e-sözleşme yapılmasını ve e-imza kullanılmasını teşvik etmek şeklinde hareket etmelidir. Aksi takdirde e-Devlet yolunda adımlar atmanın, projeleri hayata geçirmenin çok da fazla bir anlamı olmayacaktır. Önemli olan bu çözümlerin bireyler tarafından benimsenmesini, kullanılmasını sağlayacak bir ortam ve olanaklar yaratmaktır.
Yukarıdaki açıklamalarımız çerçevesinde son olarak şunları söyleyebiliriz: Bilişim Teknolojisi Hukuku konusunda her geçen yıl yürürlüğe giren veya üzerinde çalışılan yasalar veya yasa tasarıları artmaktadır. Bundan birkaç yıl önce bu sayı birkaç tane ile sınırlı iken, bugün çok farklı perspektiflerde yasal düzenlemeler üzerinde yorum yapmaktayız. Bu da bilişim teknolojilerinin artık iyice hayatımıza girdiği, bu teknolojileri oldukça yoğun olarak kullandığımız gerçeğini gözler önüne sermektedir. Bu yoğun kullanım paralel olarak, bilişim teknolojilerinin ortaya çıkardığı yasal sorunları ve bunlara çözüm bulunması ihtiyacını da beraberinde getirmektedir. Özellikle bir dönem bilişim teknolojilerinin hukuku olur mu? şeklinde yaşanan tartışmalara bugün kendiliğinden bir son nokta konulmuş ve bugün artık tüm hukukçular istemeseler de bu gerçeği kabul etmek durumunda kalmışlardır. Dolayısıyla bilişim teknolojileri, hukuk branşı içinde de bu alanda uzmanlaşmış, bu konular hakkında bilgili bilişim teknolojisi hukukçusu ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.



Kaynak : 