Bu hikayenin önceki bölümlerini
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 1
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 2
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 3
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 4
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 5
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 6
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 7
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 8
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 9
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Elmas, etrafını saran ufak kanalların metalik görüntüsüyle dev bir yüzüğe benziyordu. Hani şu tek taş dedikleri gibi.
Rektör kontrol masasına dönüp başını hafifçe salladı.
İşareti alan ekip birden hummalı bir faaliyete başladı. Derinlere dalmakta olan bir denizaltındaymış gibi emirler veriliyor ve sonra yüksek sesle cevaplar geliyordu.
“Kuantum işlemi için soğutma başlasın, helyum akışı”
“Kuantum işlemi için soğutma başlatıldı, qbit hücrelerine sıvı helyum akışı başladı”
Ortadaki büyük piramit elmasın kenarlarından çıkan beyaz duman eski zaman büyücülerinin tuhaf şeyler kaynattıkları kazanların bir eşi oluvermişti. Etraftaki ölgün sarı ışık ortamı daha da bir gizemli hala getirmişti.
Çıkan duman arttıkça artıyordu. Suna bana yaklaştı. Besbelli ki ortaçağdan fırlayıp gelmiş gibi duran bu görüntü onu ürkütmüştü.
“qbit hücre sıcaklığı iki Kelvin, manyetik rezonans başlatılsın”
“Manyetik rezonans kademesi başlatılıyor, maksimum değer 100 Tesla”
“qbit hücresi 1, 2,… 128. giriş registerleri tamam, 1,2,… 128 çıkış registerleri tamam, 100 tesla değeri onaylandı, manyetik silindir devrede”
Manyetik rezonansın devreye girmesiyle hafif bir vınlama sesi her yeri kapladı. Yüksek frekanslı manyetik alanın metal parçalarda yarattığı titreşim sesin oluşmasını sağlıyordu sanırım. Ufak bir metal parça yerinde titreşiyordur. Bu kadar yüksek bir manyetik alan ufak bir arabayı tüy gibi yerden kaldırabilir.
“Ne güzel” dedim içimden. Her şey var. insanın kanını dondurabilecek bir buhar ve ses. Eksik olan tek şey parlak bir ışık diye geçirdim içimden. Işık olsun, Fiat lux!
Sanki birileri beni duymuş gibi tekrar bir komut zinciri başladı.
“Berilyum kuantum süper pozisyonu için lazer girişimi”
“Argon lazerler açıldı”
Ortadaki parlak elması çevreleyen kanalların içinde mavi lazer çizgileri belirmeye başladı. Önce belirsiz çizgiler halinde, sonra dümdüz yakıcı ışın demetleri.
Görüntü muhteşemdi. Piramit şeklindeki büyük elmasın etrafını çeviren kanallardan akan mavi lazer ışıkları elmasın kristalinde çoğalıyorlar, onu ve tüm odayı inanılmaz bir mavi ışığa boğuyorlardı. Önleri gümüşle kaplı anti-lazer gözlüklerden, üstümüze giydiğimiz kevlar elbiselerden ama her yerden yansıyorlardı.
Sanki hayali binlerce ufak çizgi hiç durmamacasına birbirlerini kovalıyorlar, kendi aralarında oynadıkları bu oyundan memnun, bizi ve hiçbir şeyi umursamadan her yere dağılıyorlardı.
Sonunda elmas piramit, içinden eski zaman ruhlarından birini çıkartacakmış gibi bir mavi ışık halesine dönüştü. Şimdi artık elması zorlukla seçebiliyordum. Sadece masmavi bir küre vardı orada. Hiç görmediğimiz ve neredeyse ürpertici olan görünümüne rağmen hepimiz ışığa doğru eğildik.
“Bu kadar ışık sadece lazerlerden mi geliyor?” diye bağırdım.
Bu hikayenin devamını Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 11 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 