Bu hikayenin önceki bölümlerini
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 1
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 2
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 3
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 4
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
“Mehmet Emin Arı ve Suna Arı, randevumuz vardı.”
Güvenlik görevlisi önündeki bilgisayara bir şeyler girip başını sallıyor.
“Lütfen şuraya park edin, şimdi sizi almak için biri gelecek. Üzerinizde fotoğraf makinesi, ses kayıt cihazı yada video kamera gibi bir kayıt cihazı yok değil mi?”
“Hayır, hayır yok, sadece gözlerimiz”
Görevli gülümseyerek iki yaka kartı uzatıyor. “Lütfen ziyaret boyunca bunları çıkarmayın”
Uzattığı yaka kartlarını alıp “Tamam” diyorum.
Birazdan golf sahalarındaki arabalara benzeyen üstü açık bir ufak elektrikli araba bize yaklaşıyor. Arabadan inen adam gülümseyerek yaklaşıyor ve ikimizle tokalaşıyor.
“Hoş geldiniz, ben Byron Smith. Sizin gibi meşhur konuklar her zaman gelmiyor buraya, inanın çok mutlu oldum sizinle tanıştığıma, her zaman keyifle okuyorum sizi.”
Mahcubiyetle gülümsüyorum.
“Teşekkür ederim.”
“İsterseniz önce bilgisayarı gezdireyim size, daha sonra kontrol merkezine gideriz, sizin için hazırladığımız program bu, tabi sizin için uygunsa”
“Tabi, tabi, seviniriz”
“O halde buyurun” diyor.
Neredeyse üç futbol sahası büyüklüğündeki tesisi yürür gibi yavaşça arabayla gezmeye başlıyoruz. Yerlerdeki sarı, kırmızı ve yeşil çizgilerden yeşil olanlarını takip ediyoruz. Etrafta üzerlerinde beyaz tulumlar olan insanlar var. Bir koşuşturmaca yok ama her şeyin büyük bir disiplin içinde yürüdüğü besbelli. Sırayla her yeri geziyoruz.
Sıfır Kelvine yaklaşmak için kullanılan yoğunlaştırılmış helyum tankları heybetli birer kale gibi yükseliyor. Bize rehberlik yapan Mr.Smith, gördüklerimiz hakkında kısa açıklamalarda bulunuyor.
“Bunlar sıvı helyum tankları, kuantum bilgi işlemi için atomları mümkün olduğunca sakinleştirmemiz lazım. Ancak epeyce bir soğudukları zaman sakinleşiyorlar”
“Kaç derece?”
“0.2 kelvin, mutlak sıfırın biraz üzerinde. 1.4 kelvine kadar helyumla inebiliyoruz.”
“Sonra peki?”
“Sonrası epey zor. Yüz Teslaya kadar çıkan güçlü bir manyetik alan kullanıyoruz. Biraz ileride gördüğünüz şu büyük transformatör yığını bunu sağlamak için. Her şeyi çalıştırdığımızda bir kasabadan fazla elektrik harcıyoruz. Ve tabi İngiltere’deki tüm kolaları soğutacak kadar çok helyum” deyip gülümsüyor.
Elektrikle çalışan araba camdan bir kapının önünde duruyor. Dışarıdan bir fabrika gibi görünmesine rağmen içerisi modern sanatlar müzesini andıran devasa alüminyum kirişler ve cam yığınından oluşuyor. Bürolar ve normal bilgisayarlar var ama kuantum bilgisayarından en ufak bir iz yok gibi.
Tam ben soracak iken Suna atılıyor, “Peki nerede bu bilgisayar?”
Bu hikayenin devamını Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 6 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 