Bu hikayenin önceki bölümlerini
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 1
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 2
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 3
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 4
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 5
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 6
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 7
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 8
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
“Oldukça, faturalarında görmek istemediğin kadar büyük bir sayı. Sıradan bir bilgisayar aynı işlemi ancak bir milyon saniyede yapabilir ama kuantum bilgisayarı bu işi saniyenin milyonda birinde yapabilir”
“Oldukça hızlı”
“Evet, inanılmaz derecede. Eğer elinde 128 tane qbit varsa 30 çarpı on üzeri 37 değeri gibi bir hıza erişirsin.”
“Yani?”
“Evrenin oluşumundan bu yana 14 milyar yıl geçti. Buna bir birim evren zamanı dersen, sıradan bilgisayarın bu işlemi yapabilmesi için on milyar tane on milyar evren zamanına ihtiyacı var”
“Çok güzel, sabreden derviş hesabı görmüş mü diyeceğiz?”
Kahkaha atıyorum.
“Evet, öyle”
“Peki bu kuantum bilgisayarını nerede kullanıyorlar?”
“Eh, aylık aile bütçesini bulmak için değil tabi ki. Bir çok yerde kullanılıyor ama en çok şifre kırmak için. Yani çarpanlara ayırma işlemi, rektörün övündüğü oydu”
“Bunda övünülecek ne var ki? 15, üç ile beşin çarpımı değil mi?”
“Küçük sayılarda öyle ama çarpanları büyük asal sayılar olan sayılar için çok zor. Bilgisayarların hesaplaması milyarlarca yıl alabilir. Zaten güvenliği sağlayan da bu. Kimse bu sayıları bulamaz sanıyorlardı. Düşünsene 132 basamaklı büyük sayılar, tüm şifre bu sayılara dayanıyordu ama işte 256 berilyum izotopu şifreyi çözüverdi.“
“Bütün o devasa fabrika 256 atomu disiplin altına almak için mi?”
“Evet.”
“Şanslı atomlar”
“Oldukça. Tabi artık elektronik imza kullanılmıyor. Güvenliği kalmadı, onun yerine kuantum şifrelemesini satıyorlar”
“O ne diye sormayacağım, bu gecelik bu kadar kuantum yeter. Hem kedileri severim ben”
–0–
Başımızdaki güvenlik kaskları ve gözümüzdeki anti-lazer gözlükleriyle oldukça tuhaf görünüyorduk, tıpkı metal kaynakçıları gibi. Bilimsel bir deneyin şanslı gözlemcilerinden çok sanki ne olacağını bilemediğimiz bir ruh çağırma seansı için bir araya toplanmış meraklılar gibiydik. Altı kişi ortadaki büyük titanyum masanın etrafında çemberin etrafında ayakta duruyorduk. Qbit çıkış registerına bu kadar yakın olmak bir ayrıcalıktı çünkü görevliler dışında kimsenin bu kadar yaklaşmasına izin verilmiyordu. Yanı başımda duran Suna ve Rektör’le birlikte ortadaki piramit şeklinde kesilmiş büyük elmasa bakıyorduk.
Elmas, etrafını saran ufak kanalların metalik görüntüsüyle dev bir yüzüğe benziyordu. Hani şu tek taş dedikleri gibi.
Rektör kontrol masasına dönüp başını hafifçe salladı.
Bu hikayenin devamını Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 10 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 