2014 yılında Taiwan Excellence etkinlikleri süresince, yetkililer ‘Big Data’ terimini kullanırken, salondaki ziyaretçilerin çoğu birbirine anlamsızca bakıyordu. Soru tam olarak şuydu; “Big Data nedir yahu?” 2002 yılından bu yana geliştirilerek gelen Big Data kuralı, Türkiye’de bu kadar kesinlikte nadiren dillendiriliyordu. İşin aslı, büyük veriler kullanan firmalar, kullandığı prensipe bir isim bulmuşlardı. Geliştirme, karar alma, stratejide dijitalleşmeyen firmaların Big Data’yı anlamaları aşağı yukarı 2-3 sene sürdü. Başarılı olan kısım şu; kime kimseye anlatamadı, herkes kullana kullana anladı Big Data’yı.
Kentrilyonlarca veri: Boşta durmuyor, sürekli işleniyor ve kullanılıyor
Kısaca cebimizdeki ve masaüstümüzdeki muhbirler diyebiliriz. 2012 itibariyle 2.6 kentirilyon BT veri üretiliyor. İnternete bağlanabilen her türlü cihazın, kendi içerisindeki bilgileri, 3. Tarafça saklanması, loglanması, izlenmesi, işlemesi süreci beraberinde pekçok durumu beraberinde getiriyor; kitleleri ‘kitle’ olarak değil, ‘birey’ olarak ele alabiliyorlar. Dolayısıyla reklam kampanyalarından; akıllı telefonlara, bankaların kampanyalarından; marketlerdeki indirimlere kadar her ayrıntı Big Data ile ilişkilendirilen süreçlerle işliyor. Akıllara, Cem Yılmaz’ın meşhur ‘Excalibur1′ esprisi gelebilir, aslında bu durum kısmen doğrudur. Zira Facebook’ta herhangi bir konudaki beğenileriniz, bir e-ticaret sitesinden aldığınız vücut losyonu, tercihleriniz dolayısıyla Big Data aracılığı ile depolanır, işlenir ve 3. Tarafça kullanılıyor. Aslında yasa dışı bir durum da değil; ‘Next, next, next’ olarak geçtiğimiz her program kurulumu, dijital sözleşmelerde, uygulama yüklemelerinde bunu yasallaştırıyoruz.
Deterjanın geleceği de bir ülkenin geleceği de Big Data ile şekilleniyor
Peki, bağlanabilen cihazlarla yaptığımız kişisel yorumlar, alışverişler, beğeniler, Google’da yönlendirdiğimiz sorular, kısacası bu cihazlarla yaptığımız her şey geleceği nasıl tetikler ve nasıl etkiler? Aslında firmaların sürekli ‘sosyal medya kullanın’ dayatması, sadece bütçeli bir reklam mecrası olduğu için mi? Aynı zamanda bir ARGE süreci için kullanılan kişisel veriler, saklanarak başka platformlar veya şirketler tarafından da kullanılabiliyor. Dolayısıyla süreçte vakit kaybı azalır, kişisel veriler ne için lazımsa, aynı veriler o gerekçe için kullanılır. Donald Trump’ın seçimlerinde olduğu gibi. Bilindiği kadarıyla Donald Trump’ın dijital kampanyalarını yürüten firma, bir reklam firması veya ajans değil, bir büyük veri firması olan ‘ Cambridge Analytica’ isimli bir Big Data firması. Aynı zamanda ‘Brexit’ kampanyalarını yürüten şirketti. Bu kısımdan şunu anlıyoruz; gelecek nesilde iletişim çağı nasl olacak, politikacılar stratejilerini nasıl yürütecekler, kitlesel ürünler nasıl bireysel ürün haline gelecek.
Psikolojiyi araştıran bilim insanları bununla bağlantılı olabilecek bir ‘terim’ oluşturmuşlar, 1980’li yıllarda. ‘Big Five’ olarak bahsediliyor, yani 5 büyük faktör. Deneysel süreçlerden geçip, keşfedilen kişilik boyutları. Big Five’da açıklık, dışadönüklük, uyumluluk ve duygusal denge başlıkları işlenir. Her başlık birbiriyle yakından ilişkili olup, kişiliği oluşturan modeller haline geldi. Ne kadar sosyalsin? Ne kadar mükemmeliyetçisin? Ne sıklıkla hayal kırıklığınına uğrayabilirsin gibi sorular sorabilirsiniz. Standart haline gelen bu ‘5 Büyük Faktör’, Big Data’nın işlediği ‘internet’ ekosisteminde de ‘veri toplama’ süreçlerinde kurallarını geçerli kılıyor. En azından Stanford Graduate School of Business araştırmacısı Michal Kosinski , Big Data olayına bu şekilde psikoloji açısından bakıyor. Ek olarak Kosinski’nin kullandığı yöntemlere benzer yöntemler de, Big Data kaynaklı veri kullanım süreçlerinde farklı olarak kullanılıyor.
Kandırıldık
Hakikaten kandırıldık. Reklamcılık, pazarlama, bankaların veri depolaması, sosyal medyanın sadece ‘reklamdan ibaret’ olması… Diğer taraftan, sadece mesajlaşmak, konuşmak veya çalışmak için kullandığımız bağlanabilir cihazların, dünya politikalarını, kitle iletişim araçlarını birer kişisel iletişim aracı haline getiren, cebimizde potansiyel bir muhbir olarak gelişmesi, aslında tam olarak Taiwan Excellence etkinliğinde, Taiwanlıların ‘Big Data Is A Must’ söylemini doğrular nitelikte.



Kaynak : 