Bu Makalenin
- İlk bölümünü burayı tıklayarak
- İkinci bölümünü burayı tıklayarak
- Üçüncü bölümünü burayı tıklayarak
- Dördüncü bölümünü burayı tıklayarak
okuyabilirsiniz.
Kaldığımız yerden devam ediyoruz……..
Diğer ilkeler ışığında getirilen kurallar da, bu duruma (yurtdışında işlenen suça) hukuki bir çare olamamaktadır. Bu durumda uygulanacak en doğru yol, suçun gerçekleştiği ülkede bir hukuk bürosu ile anlaşılarak, o ülke hukukuna göre takibat yapmak olacaktır. Ancak hizmet sağlayıcının bulunduğu ülkenin hukuk rejimine göre mağdurun tatmin edilme oranın da değişebileceğini belirtmek gerekir. Üstelik buna harcanacak efor ve maliyet tahmin edilenin üzerinden de olabilir.
Yukarıda da bahsedildiği üzere, eğer sözleşmede yetki maddelerine yer verilmemişse karşılaşılacak durum belirtiltildiği şekilde zorlu bir süreç doğuracaktır. Uygulamada bu maddeler kesinlikle atlanmamakta ve üzerinde önemle durulmakta olup, taraflar arasındaki yetki müzakereleri de oldukça çetin geçebilmektedir.
Yukarıda verilen senaryo aslında basittir. Zira bilgilerin depolanacağı yer diğer bir deyişle bulutun merkezi Çin’dir. Konuyu biraz daha komplike hale getirecek olursak; bulut bilişim sistemleri ikiden fazla ve adeta bir zincirleme ilişkiler silsilesine sahip olabilir.
Örneğin hizmet alan (müşteri) bir bulut bilişim firması ile anlaşır. Bulut bilişim firması da, sunucuları başka bir şirketten kiralamış olabilir, hatta bu şirket de başka bir şirketin alt kiracısı olabilir. Bu sunucuların adını bilmediğimiz bir adada fiziken konuşlandığı düşünelim. Biraz daha somutlaştırırsak. Türk firma, İngiliz Bulut bilişim firmasıyla anlaşıyor. İngiliz bulut firması sunucuları, Almanya’dan kiralamıştır. Almanya ise aynı sunucuları Hindistan’dan kiralamıştır. Bu durumda sunucuların asıl maliki Hindistan’daki teknoloji şirketi olacaktır.
Bulut hizmeti alan Türk firma ise hizmeti İngiliz hizmet sağlayıcıdan aldığını sanabilir ve haliyle de bu şirket ile sözleşme yapmış olacaktır. Oysa burada tam bir global sirkülasyon mevcuttur. Bu durumda bilgilerin güvenliği, sunucunun nerede olduğu ve hangi hukukun nasıl uygulanacağı meselelerinin mutlaka sözleşmede belirtilmesi ve zincirdeki kişilerin sorumluluklarının netleştirilmesi büyük önem arzetmektedir. Dolayısıyla burada sözleşme yönetiminin önemi bir kez daha devreye girmektedir.
Yetki/yer problemlerinin dışında, bulutta yaşanabilecek hukuki meseleleri bir kaç başlık altında toplayabiliriz.
Bunlar;
- Fikri ve sınai hak ihlalleri,
- Veri gizliliği ve kişisel bilgi gizliliği ihlalleri,
- Kiralama ve dış kaynak kullanımından kaynaklanan sorunlar.
- Delillendirme ve adli bilişim meseleleri
Yukarıda belirtilen sorunlarda delillendirme ve adli bilişim önem kazanmaktadır. Dolayısıyla buluttan hizmet alacak kişilerin, bulut loglama sistemlerini çok iyi tanımaları gerekmektedir. Aksi halde bir ihlal yaşandığında, bu ihlalin ispat edilebilmesi için adli bilişimin de, ihtiyaç duyduğu enstrumanların sağlanması gerekecektir. Aksi halde milyonlarca veri izinin barındığı network ağında, IP’ler arasında ve sunucu üzerinde iz(delil) aramak oldukça zor olacaktır. Bu hem yargılamada gecikmelere hem de ispat sorunlarına yol açabilir.
Nihayetinde Türkiye’de bulut bilişim hizmeti veren şirketler 5651 sayılı yasa kapsamında “Yer Sağlayıcı” rolündedirler. Yer sağlayıcı yasal tanıma göre, “Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişilerdir.” Dolayısıyla belirtilen yasaya göre de bazı sorumluluklar mevcuttur. Bulut hizmeti verenler, bu sorumluluklara uymadıkları takdirde bir dizi yaptırımın da muhatabı olabileceklerdir.
Makalenin 6.bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.



Kaynak : 