Bu makalenin ilk bölümünü buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
b.Fikri Haklar
İnternet ve Hukuk dendiğinde aklımıza gelebilecek bir sonraki önemli konu ise Fikri Haklar olacaktır. İnternetin ve paylaşımın olduğu her noktada Fikri Haklar’ın da ihlal edilebilme ihtimali mevcuttur. Nitekim Bulut Bilişimi teknolojisinde de bulutlarda paylaşımın varlığı göz önüne alındığında Fikri Haklar anlamında ihtilafların ortaya çıkacağı da aşikârdır.
Örnek verecek olursak, bir kurumun kendi fikri emeğiyle üretmiş olduğu bir mekanizmanın tüm detayları şirketin sunucuları hizmetini gören İşleyen Şirket sunucularına paylaşıldığı andan itibaren fikri haklara konu olan mekanizmanın yasal akıbetinin ne olacağı da taraflar arasında çok net bir şekilde belirlenmelidir.
Bireysel kullanıcılar tarafından baktığımızda ise kargaşa haline gelmiş lisansız müzik eseri indirme ve barındırma işlemlerinin ayrıca incelenmesi gerekecektir. Zira bireylerin yükledikleri içeriğin hukuki durumundan sorumlu olmaları esas olacak ancak sözleşmelerle düzenlenen ilişkilerde söz konusu sorumluluğun hangi tarafa yüklenebileceği hususu oldukça tartışmalı olacaktır. Bu itibarla taraflara arasında yapılacak sözleşmelerde verilerin hangi esaslara uygun olarak yüklenmesi, hukuka uygun olmayan içeriklerin sistemden silinmesi, bu işlemlerle ilgili tarafların yasal yükümlülükleri çok net ifadelerle belirlenmelidir. Fransa’dan yükselen HADOP[4] dalgasının diğer Avrupa Birliği ülkelerinde ve ülkemizde de benimsenme ihtimalinin yüksek olması nedeniyle taraflar arasındaki sorumluluk paylaşımının çok daha kesin çizgilerle ayrılması gerekecektir.
c.Tüketici Hakları
Yetersiz altyapı ve yanlış yatırımlar nedeniyle hak ettiği internet hızını bulamayan ülkemizdeki internet kullanıcıları açısından ise Bulut Bilişimi tam bir kördüğüm olabilir. Nitekim 196 ülkede bulut servisi veren Akamai firmasının, bulunduğu her şehirde kendi networküne gelen 50.000+ bağlantıyı analiz ederek 3 ayda bir yayınladığı “İnternet’in Durumu” raporuna göre dünyanın en hızlı internet kullanan ülkeler ve şehirler listelerinde Türkiye kendine üst sıralarda yer bulamamakta ve ortalama internet hızı verileri 1 ile 2 Kbps aralığında seyretmektedir[5].
Hal böyle olunca, aslında sırtını süper hızlı internet altyapısına dayandıran Bulut Bilişimi teknolojisinin ülkemizdeki bireysel kullanıcıları, yani tüketicileri, arzuladıkları menfaatleri en azından her istedikleri anda elde edemeyecekleri gerçeği ile baş başa bırakıyor. Bu noktada tüketicilere hizmet verecek olan firmaların kullanıcı sözleşmelerinde özellikle bu noktalara dikkat eder yönde koruyucu maddelere yer vermeleri, ilgili sözleşmeleri Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu da göz önünde tutarak düzenlemeleri gerekmektedir.
1.Yapılması Gerekenler
Yukarıda belirtilen mevcut hukuki çerçevede -özellikle ülkemizdeki mevcut durum dâhilinde- bu hizmetten yararlanacak ve hizmeti verecek kişiler arasında yapılacak sözleşmeler ve bu sözleşmelerle belirlenecek şartlar ihtilafların çözülmesinde ve sorumlulukların belirlenmesinde büyük rol oynayacaktır. Çok ciddi bir konu olan kişisel veri ve bilgilerin 3.kişilerin müdahalesi nedeniyle izinsiz veya istem dışı paylaşımı ve/veya dağıtımı durumunda ilgili şirketler çok ciddi suçlamalarla ve yüklü tazminat talepleriyle karşı karşıya kalabileceklerdir. Bunun yanında kullanıcıların yükledikleri hukuka aykırı veriler nedeniyle de kurumların başı ağrıyacak gibi gözüküyor.
Kanun koyucunun “Yeterli Düzeyde Hukuki Koruma” sağlayacak düzenlemeleri oluşturmasına dek geçecek süre içerisinde ise söz konusu kötü senaryoların çözümünde en büyük rol sözleşmeleri hazırlayacak uzman Avukatlar ve uygulamada yaşanabilecek sorunları en iyi bilecek Kurum yetkililerine düşüyor.
Konuyla ilgili olarak uygulamada meydana gelebilecek esaslı ihtilafların çözümlenmesi hususunda nasıl bir yöntem izlenmesi gerektiği hakkındaki yorum ve görüşlerim ana hatlarıyla aşağıda gibidir:
a.Yetki
Bilhassa ihtilafların çözümünde hangi mevzuatın geçerli olacağı ve hangi yer mahkemelerinin yetkisinin tanınacağı önemli bir husus olarak karşımıza çıkıyor. Nitekim sunucularını farklı ülkelerde konumlandıracak hizmet veren şirketlerin ülkemiz gibi daha az hukuki koruma sağlayan ülkelerde kullanıcı aleyhine daha rahat hareket edebilecekleri gerçeğini göz ardı etmemek gerekmektedir. Sunucuların farklı ülkelerde olması nedeniyle farklı ülke kanunları ve mahkemelerinin mevzuatları ve mahkemeleri olaya dahil olabilecektir. Bu durumda sözleşmede ilgili yetki ve mevzuat şartlarının net bir şekilde ifade edilmesi; iş hacminin büyüklüğüne göre tahkim yoluyla ihtilafların çözümüne gidilmesi doğru olacaktır.
Bu makalenin son bölümünü buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
[5] İstanbul’un ve Türkiye’nin Ortalama Ölçülmüş Hızı 1.4 MB



Kaynak : 