1990’ların ortasında major ISP’leri kurup, yönetip, yaptığı işe ve İnternetin ülkemiz dokusunun içine işlemesi için gönül verenler TT’yi adil davranması için her platforda yıllarca challange ettiler ve bayağı da başarılı oldular. Aksi halde bütün telekom alt yapısını, bütün telefon hatlarını, bütün izin alma mercilerini elinde tutan bir tekelin varlığında bugünlere nasıl gelinirdi?
Yanluş anlaşılmaması için açmak isterim. Internetçiler ve TT – Ulaştırma Bakanlığı (ve diğer devlet mercileri) arasında savaş yoktu! Birbirimizi ikna etmeye çalışırdık ve farklı baksak ta, çekişiyor gibi görünsek te aslında bir çok noktada
uzlaştık.
Muharebeden ve kavgadan biri galip çıkar ama hem galip, hem yenik taraf yıpranır, oysa uzlaşmadan tarafların hepsi tatmin ayrılır. Benim Türkiye’de ISP işinde olduğum 93-01 yılları arasında taraf olan bütün odakların arasında en az bir ortak zemin ve ticari tatmin vardı. Diğer bir deyişle bizler abone kazanırken, TT’de bu sayede kontur geliri ve ISP’lerden altyapı kullanım geliri üretmekte idi. Temel olarak pazarı beraberce büyütüyorduk.
Devlet bürokrasisi dünyanın heryerinde kendi içine ve kendi iş yapma şekline odaklıdır. Müteşebbis ise dünya gelişmelerine ve pazar dinamiklerine odaklanır. Bürokrasi ilk bakışta engel duvarı gibi görünse de, onu bilgilendirmek, ülkenin uzun vadeli çıkarları konusunda fikir alışverişi yapabilir noktaya getirmek müteşebbisin görevidir diye düşünmekteyim. ABD ve TC bürokrasileri arasında hiç bir fark yok. 1990’ların ortasında, TC’de TT-Ulaştırma Bakanlığı kanalıyla devlete interneti ve onun internete rolunu batıdaki örneklerini aktararak anlatıyorduk. Şimdi aynı şekilde 2000’lerin başında ABD’de bu ülkenin devletine her yere canlı kamera koymanın kişisel özgürlüklerle çelişip çelişmediğini anlatıyoruz (okurların geçen Perşembe günü yayınlanan röportajı okuduğunu varsayıyorum). Şu an artık ABD ve TC devlet bürokrasileri çok rahat mukayase edecek bir konumdayım ve bilmenizi isterim ki TC’deki bürokrasiyi hız ve ikna olmaya meyil açısından bazen özlüyorum.
Tekeller ve burokrasiler ikna edilmelidir. İkna etme uğraşında azalma veya gevşeme oldu mu, bürokrasiler içine kapanmaya başlar ve içlerindeki bireyler istemese bile, içgüdesel refleksleri etkin olmaya başlar.
Şu anda varolduğunu duyduğum TT’nin ISS’ler ile haksiz rekabet etme durumunda, ben sorunu TC, TT, Ulaştırma Bakanlığı veya baska bir devlet
merciinde değil, firmaların tarafında görmekteyim.
Sorunun temelini şöyle görmekteyim; Türkiye’ye interneti getiren, gerçekten gönül veren, maddi imkanları ve benliklerini bu işe koyan ilk dalga kurucu-yönetici insan grubunun büyük bir kısmı artık firmalarının başında veya içinde değil. Ayrıca bir çok büyük aboneli veya büyük izlenirlikli internet faliyeti de ülkemizin büyük grupları çatısı altına girdi ve bu internet firmalarının devlet ile iletişimleri bu firmalarin insiyatifinden alınıp, o grupların bu işi yapan mercilerine aktarıldı. Böyle bir ortamda tahminimce kimse internetin ülkemize uzun vadede sağlayabileceği, ticari, sosyal, eğitim ve ekonomik çıkarları doğrultusunda, devletle planlı, kararlı ve istikrarlı bir iletisimi kurmaya çalışmıyor.
ABD’de olsun ve TC de olsun devleti ikna etmeye çalışmada sayılar çok önemli. Devlet büyük, küçük firma ayrımı yapmaz, herkesi eşit dinler (veya böyle görünmek zorundadır). 1990’ların ortasında gerçekten de irili ufaklı düzinelerce firma kendimizi dinlenilmesi kaçınılmaz bir momentum haline getirmiştik. Dediğim gibi firma sayısı ve veya orijinal muteşebbislerin sayısı azalınca bu momentum da sönmeye başladı sanırım.
ABD’de Internet alanında bürokrasiden bir örnek vermek isterim. Bildiğiniz gibi Worldcom telekom operatör devi battı, üst yöneticileri de düzenbazlıktan cuma günü içeri alındı. ABD’de internet omurga trafiğinin % 50’sini taşıyan UUNet de bu grubun firması olarak batmak zorunda kaldı. ABD bürokrasisi ilk içgüdüsel refleks olarak UUNet’i devletleştirme girişimine girdi (ülke Internetsiz kalmasın diye).
3 hafta içinde, yaptıkları iş için elektrik bir, internet iki, olmazsa olmaz firmalar (arasında biz de varız) 1812 temsilci ile Washington’da kamp kurduk. Netice? Bırak devletleşmeyi, devlet karşılıksız para vererek firmayı kurtaracak ve bizler gibi firmalar da UUNet’e kitlesel ortak olacağız. Binlerce müteşebbis, devletin ekonomide en az yer aldığı bu ülkede bile, internet trafiğinin devletleşmesini ülkenin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda görmeyerek, devlet ile aynı takım haline gelip en azından geçici de olsa bir yol aldılar.
Tavsiyem, TT-Ulaştırma Bakanlığı – TC -Devlet bürokrasisine mert ve dürüstçe yaklaşabilmek, Internet dışındaki işlerde ilişkilerde bir pürüz olur tasası etmeden, uzlaşıcı ve karşılıklı ihtiyaçları belirleyerek adım adım yol alınacak bir sürece girmektir. Tabi bu yaklaşım bir iki lider görünen büyük firma ister, her hareketin bir lidere ihtiyacı olduğu gibi.
Türkiye’de internete gönül vermeye devam edenlere Texas’dan sevgiler
Not : Yukarıdaki görüşler bana ait olup, başka hiç bir kişi veya kurumu bağlamaz.



Kaynak : 