Aslında bu konu daha önce de kulağıma farklı bir yorumla ulaşmıştı. Ankara’da bürokratlar, Türk Telekom’a kim Genel Müdür olacak, AVEA’da kim kalacak, kim gidecek filan tartışırlarken, Cahit Paksoy için “arkasında basın desteği var, çünkü çok iyi reklam verdi basına” ifadesini kullanıyorlar.
Biz de bir bilene sorduk bunu. Cep telefon sektörünü yakından bilen bir bilenimiz şunları söyledi “Ankara’da çoktandır sorulan bir soru var; O da şu; Avea’nın büyük büyük rakamlarla yaptığı reklamlar acaba Avea’nın mı yoksa Paksoy’un mu daha çok işine yarıyor?”
Sabah Gazetesini okumaya devam ediyoruz. İlginç cümleler şu şekilde devam ediyor;
Şirketin kurumsal imajının yerleştirilmesi, yeni tarife duyurularının yapılması basın yayın kuruluşlarına verilen ilan ve reklamlar sayesinde gerçekleşiyor. Demek ki Cahit Paksoy, ‘SABAH’ın 460 bini aşan tirajı ve okur kitlesini kendi şahsi çıkarlarına aykırı haber yapıldı’ diye yok sayıyor. Demek ki bu kitleye kurumsal kimliğini benimsetme, GSM piyasasında rekabette daha fazla abone kazanarak, şirketi kara geçirme gibi amacı da yok. Ya da bir şirketin yaşamak için temel dürtüsü olan ‘kâr, imaj’ gibi kavramlar, bir profesyonel olan Paksoy’un şahsi çıkarlarından sonra geliyor. Her iki durumda da ortaya çarpık bir yönetim anlayışı çıkıyor. Aslında bu anlayış, şirketin 2004 sonunda ortaya çıkan 804.1 milyon YTL’lik zararın nedenini de açıklıyor. Yine bu anlayış, denetim raporlarına yansıyan belli bir stratejiye uygun olmayan, güreş müsabakaları, Kenan Doğulu konserleri, İETT gecesi gibi sponsorluklara ile şirket kasasından harcanan paraların nedenini de açıklıyor. Milyonlarca dolar akıtılan ve Avea markasından çok Tarkan’ın ön plana çıktığı reklam kampanyalarını da açıklıyor. Türkiye’nin en büyük ikinci operatörünün keyfi olarak yönetildiğinin en büyük kanıtı olan bu tehdit olayı, SABAH’ın haberinde de yer alan Paksoy’un göreve devam etmemesi için alınan prensip kararının doğruluğunu da ortaya koyuyor.
Eğer Sabah Gazetesinin ve Ankara’daki bürokratların dedikleri doğruysa çok vahim bir durumu işaret ediyor.
Cahit Paksoy son dönemde pek çok kişi tarafından dile getirilen Aycell-Avea birleşmesinin kilit adamlarından. Paksoy’un Avea Genel Müdürlük dönemi gerek Aycell gerekse Aria tarafından geçenlerce başarılı bulunmuyor. İtalyanların da bunu “Turkcell ile Telsim’in en zayıf dönemlerinde bile Avea’yı çıkaramadı” şeklinde ifade ettikleri biliniyor. Ancak yukarıda bahsettiğimiz kilit adam oluşu özelliği ile, “Avea’dan gitse bile, yine de iyi bir pozisyona geçer” yorumlarına neden oluyor. Hakkında konuşulan diğer bir konu ise, bir müsteşar tarafından göreve getirildiği ve aynı müsteşar tarafından görevden alınmakta olduğu. Ancak müsteşarın kimliği soru işareti (bahsi geçen kişi Ulaştırma Bakanlığı müsteşarı İbrahim Şahin değil).



Kaynak : 