Osman Çoşkunoğlu, Telekomünikasyon sektörünün sorunlarına eğilen bir siyasetçi. Yaptığı konuşmada Telekom sektörünün sivil toplum örgütlerinin daha aktif çalışarak, hükümet ve devlet kurumları üzerinde toplumsal baskı kurmalarının önemine dikkati çekti. Konuşmanın metnini tamamıyla yayınlıyoruz.
Telekom sektöründe iş yapmak isteyen orta sınıf girişimciler olarak ve sivil toplum kuruluşları olarak sizlerin düzenlediği bu toplantı çok önemli. Bu toplantı ile TT’nin açıkladığı yeni sabit telefon tarifelerinin yaratabileceği sorunları kamu oyunun dikkatine getiriyorsunuz. Çok önemli bir sektörü ilgilendiren önemli bir konuda demokratik ve etkin bir baskı unsuru oluyorsunuz.
Nedir yeni açıklanan tarifelerin yaratacağı sorunlar? Şirketler için TT %80’e varan indirimler yaparken, sokaktaki sade yurttaş diyebileceğimiz aboneleri hedefleyen tarifesinde %57 oranında zam yapıyor. Ayrıca, “Uzak Mesafe Telefon Hizmeti” alanında lisans almış olan işletmecilerin uğrayacağı haksız rekabet.
Fakat, bu uygulama, bu yeni tarifeler bir arazdır, bir semptomdur. Bunun altında yatan nedenleri de dikkatlere getirmemiz gerekir. Esas sorun “neden bu tarifeler?” sorusunun yanıtıdır. Bunu anlamazsak, sürekli benzer sorunların ortaya çıkmasını önleyemeyiz.
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde telekom sektöründeki orta sınıf girişimciler ekonominin dinamosudur; sektörün gelişme stratejilerinin belirlenmesinde önemli rol oynarlar. Batı demokrasilerinde, sivil toplum kuruluşları siyasiler üzerinde önemli bir baskı unsurudur.
Sizler hem ekonominin önemli bir dinamosu olarak, hem de siyasi kararların belirlenmesinde rol alan aktörlerden birisi, önemli birisi olarak çok önemlisiniz.
Dolayısıyla, bugün tartıştığımız tarife uygulamasını eleştirmekle yetinmemeliyiz bu toplantıda. Nedenleri üzerinde durmalıyız ve bu nedenlerin üzerine gitmeliyiz.
Bu uygulama, benim görebildiğim kadarıyla TT’nin özelleştirme sürecinde, TT’nin değerini artırmak için yapılan bir manevradır.
Her fırsatta belirttiğim gibi, bir süre önce çıkarılan yeni bir yasa nedeniyle de tekrar tekrar vurguladığım gibi, özelleştirme şu anda kesinlikle gündeme bile gelmemelidir. Bunun nedenini tekrar açıklamak istiyorum.
Diğer ülkelerdeki özelleştirme uygulamalarını inceleyen önemli bir araştırmayı bir Dünya Bankası uzmanı (Scott Wallsten) yapmıştır. Yayımlanmayan, ama bende olan ve arzu edene yollayabileceğim bu araştırmaya göre, bir ülkede telekom özelleştirilmesinin başarılı olabilmesi için iki önkoşul var. Bunlardan birincisi, gerekli işletme lisansları, ruhsatları ve izinleri vererek serbestleşmenin tamamlanmasıdır. Böylece sektör tamamen rekabete açılmış olacaktır. İkincisi de, serbestleşme ile rekabete açılmış olan sektörde piyasanın etkin çalışmasını sağlamakla görevli düzenleyici kuruluşun, yani bizim ülkemizde Telekomünikasyon Kurumu’nun, bu işlevini yerine getirecek güçte olmasıdır.
Ülkemizde ne serbestleşme tamamlanmıştır ne de Telekomünikasyon Kurumu etkin bir güce kavuşmuştur. Dolayısıyla, şu anda özelleştirme gündeme bile gelmemelidir. Bir an önce serbestleşme tamamlanmalı, Telekom Kurumu güçlü ve özerk yapıya kavuşturulmalıdır.
Burada sizlere de önemli sorumluluklar düşüyor.
Hükümete baskı kurarak, özelleştirmeyi gündemden çıkarmasını ve serbestleşmeyi bir an önce tamamlamasını sağlamalısınız. Yoksa, dün açıklanan ve sizlerin haklı tepkisini çeken tarife uygulamalarına benzer diğer bazı manevraların önünü kesemezsiniz. Çünkü, bu manevraların amacı, özelleştirmeye yöneliktir. Özelleştirilecek TT’nin değerini artırmaya yöneliktir. Eğer özelleştirme gündemden düşmezse, yeni ve sakıncalı başka manevraların da gündeme geleceğini biliyorum. Hatta bunların bazılarının neler olduğunu bile biliyorum. Daha ayrıntılı bir tartışma ortamında bunları açıklayabilirim. Tartışabiliriz.
Sizlere düşen bir diğer sorumluluk da, Telekomünikasyon Kurulu’na atanacak yeni iki üyenin iktidarın keyfi ataması olmasını önlemektir. Telekom Kurulu’na sektörün de desteğini alacak atamaların yapılması için gerekli kamuoyu baskısını kurmanız gerekir. Böylece, piyasanın etkin bir şekilde çalışmasını sağlayacak, siyasi baskılardan arınmış, güçlü bir düzenleyici kuruluşa kavuşabiliriz.
Bugünkü gündemimizi ilgilendirmiyor gibi görünse de, çok önemli gördüğüm için dikkatlerinize getirmek istediğim bir diğer konu da, teknolojinin çok hızlı geliştiği bu önemli sektörde Ar-Ge’dir. Belki şu anda Ar-Ge gündeminizin önemli bir konusu olmayabilir. Sizlerin gücü belki önemli Ar-Ge çalışmalarına yetmeyebilir. Fakat, ülkemizdeki Ar-Ge eksikliğinin sakıncaları orta ve uzun vadede (hatta bazen kısa vadede) sizleri de etkileyecektir. Örneğin, ADSL hizmetlerindeki sorunlar. Bakın, turk-internet.com’da Sayın Serdar Güçlü’nün 30 Haziran 2004 tarihli yazısında, TT tarafından sunulan ADSL hizmetlerinde karşılaşılan sorunlara değiniliyor. Bu teknolojilerde ülkemizde Ar-Ge olmamasının bu sorunların nedenleri arasında olduğu belirtiliyor. Oysa, örneğin, hala %50’den fazlasının devlet elinde olduğu France Telecom yıllık cirosunun %1.1’ini, yani 676 milyon euroyu Ar-Ge için harcıyor ve 3,400 araştırma elemanı istihdam ediyor.
TT’nin de benzer bir çaba içerisinde olması gerekmez mi? Özelleşirse bu gerçekleşebilir mi? Hele son çıkan yasaya göre, %95’ine kadarı yabancılara satılırsa? Teletaş’ın özelleştirildikten sonra Alcatel tarafından satın alınması sonucu olanları unuttuk mu? Bunlar sizler için de önemli değil mi?
Dolayısıyla, TT’nin Ar-Ge’ye ağırlık vermesi konusunda sizlerin de baskı kurmanız gerekir.
Eğer hem ekonominin dinamosu hem de demokrasinin önemli bir aktörü olarak, yani orta sınıf girişimciler ve sivil toplum kuruluşları olarak sizler ve siyasiler olarak bizler iletişim içerisinde olur da üzerimize düşeni yaparsak, telekom sektörünü ülkemizi hem bilgi toplumuna taşımak hem de ekonomimizi ve teknolojimizi geliştirmek için önemli bir sıçrama tahtası haline getirebiliriz.
Ben şimdi meclise döner dönmez, dün açıklanan tarifeler üzerine Ulaştırma Bakanı Sayın Yıldırım’a sorulmak üzere bir soru önergesi hazırlayacağım. Fakat, tekrar etmek isterim ki bu uygulama sadece bir arazdır, bir semptomdur. Temel nedenler üzerinde, ulusal bir telekom stratejisi ve politikaları geliştirilmesi üzerinde, bir kısmını konuşmamda ifade ettiğim konular çerçevesinde hepimize önemli görevler düşüyor.
Dolayısıyla beraber çalışmaya devam edeceğimize inanıyorum.



Kaynak : 