Daha önce de dediğimiz gibi dünya, artık eskisi gibi bir yer değil. İnternet onu 10 yıldan bu yana değiştiriyor!
İş yapma yöntemleri, reklamcılık, medya ve hatta aşk derken, şimdi de hükümetleri sarsmaya başlayan bir şey bu İnternet.
Bunu, özellikle siyasetçilerin kulaklarına küpe yapmalarında bir zarar yok, aksine faydası var. İşte Tunus, işte Mısır canlı örnekler. 30 yıla yakın bir süreden bu yana, bir şekilde iktidarı elinde bulunduran ve daha yıllarca bulunduracağı sanılan Zeynel Bin Ali ülkesini çoktan terketmek zorunda kaldı, Hüsnü Mübarek ise zor günler geçiriyor.
Nepotizm(akraba kayırma), hanedan kurma, ülkeyi aklına estiği gibi yönetme, kaynakları peşkeş çekme, haksız zenginleşme, yozlaşma gibi çeşitli dedikodular, internette daha geniş tabakalara ulaşıyor ve beraberinde öfke seline, patlamaya neden oluyor.
Gerçi bugünlerde “bunlar sadece internetle mi oldu, yoksa arkada kurgu var mı?” tartışmaları da mevcut.
Günlerden beri televizyonlardan, internetten ülkede yaşananları an be an izliyoruz. Mübarek yönetiminin internete ve diğer haberleşmelere erişimi kesmesine rağmen, olup biten bir şekilde tüm dünyaya ulaşıyor.
Kimi zaman bir cep telefonunun kamerasıyla çekilmiş bir videonun elden ele bir başka ülkeye ulaşması ve oradan da web’e yüklenmesiyle, kimi zaman da sadece linkler aracılığıyla izdüşümünün bir başka kıtaya aktarılmasıyla.
Sonuç itibariyle teknoloji galip geliyor. Hiç bir diktatörlük, baskı unsuru sonsuz kalmıyor. Domino teorisinden yani diğer dikatatörlük içeren Arap ülkelerininin de arkadan geleceğine dair öngörüler nedeniyle, gelişmelerin bir çok Arap ülkesinde endişeyle izlendiğini sanırız söylemeye gerek yok.
Ülkemizde ise, “eğer Cumhuriyet 100 yıl önce ilan edilmese, Kurtuluş savaşı kazanılmasa, belki biz de bugünlerde bunu yaşardık” yorumları yapılıyor.
İran Sanal Ortamdan Protestocuları Tespit Etti
Tunus Devlet Başkanı Zeynel Bin Ali ve Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in belki de en büyük hatası, donanımlar ile web’i ve sosyal ağları birleştiren bir muhalefetin, iktidarını bu denli sarsabileceğini öngörememesi oldu belki de.
Önce Wikileaks, sonra sosyal ağlar, Bin Ali ve Mübarek rejiminin kırılım noktalarını, zaaflarını genel hatlarıyla ortaya koydu. Tunus’u 23 yıl istediği gibi yöneten Zeynel Abidin Bin Ali’yi gönderen, sosyal ağların bir araya getirdiği halk yığınları oldu. Benzer görüntüler, önümüzdeki günlerde diğer coğrafyalarda da yaşanabilir.
İran, bu gelişmelerin ortasında farklı bir profil çiziyor. İran’daki son cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde sosyal ağlarda başlayan protestolar, meydanlarda büyük kalabalıklara ulaşamadan polis ve gizli servis elemanları tarafından en acımasız bir biçimde bastırıldı.
İran Hükümeti, eylemlere karışanların kimliklerinin tespitinde aynı kaynakları kullandı. İran İnsan Hakları İzleme Örgütü temsilcisi Faraz Sanei, devletin, kurduğu online izleme merkezi ile tüm sanal trafiği denetim altına almaya çalıştığını, eylemcilerin, devlet yanlısı hackerlar vasıtasıyla etkisizleştirilmeye çalışıldığını belirtiyor.
Çin’in Silahı Dezenformasyon – Paralı Blogger’lar
Sanal alemde yaşananlar bunlarla sınırlı değil. Gelişmelerden dersler çıkartıp, uygulamaya geçen yönetimler de var. Örneğin interneti filtrelemeye çalışan Çin, bir şekilde internete ulaşan komünist karşıtı yorumları “dengelemek” adına, paralı bloggerları kullanıyor. Hükümet taraftarı bloggerlar, devletten para alıyor.
Bir diğer aykırı isim ise Twitter’dan aleyhine yapılan twitler için “terörizm” nitelemesi yapan Venezuella’nın devlet başkanı Hugo Chavez. Chavez’in, karşı-propaganda amacıyla açtığı Twitter hesabını 1.5 milyondan fazla kişinin takip ettiği belirtiliyor.
Yeni medya gözlemcileri, Mısır devlet başkanı Hüsnü Mübarek’in, Facebook ve Twitter gibi teknolojilere zamanında gereken ilgiyi göstermesi durumunda bu noktaya gelinmeyebileceği yönündeki değerlendirmeleri dikkati çekiyor. Bizden söylemesi.



Kaynak : 