Konuyu yakından takip edemeyenler için bir özet yapmakta yarar var. ;
- Bu gün Telekomünikasyon sektörü, başta 1924 tarihli ve bir çok kereler tadil edilmiş olan 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu, 2813 sayılı Telsiz Kanunu ve diğer bir çok Kanun’da yer alan maddeler ile düzenlenmektedir. Bu mevzuatın tek bir temel kanun ile düzenlenmesi ve çağa uygun hale getirilmesi amacı ile yeni bir kanun hazırlıklarına 2003 yılında başlandı. Uzun süren çalışmalar sonucunda tasarı Bakanlar Kurulu tarafından 2005 yılının Ekim ayında TBMM Başkanlığına gönderildi. Ulaştırma Bakanımızın isteği üzerine TBMM Komisyonu sıkı bir çalışma ile raporunu Aralık 2005 tarihinde hazırladı ve kanun tasarısı Genel Kurul gündemine alındı. Bu tasarının bir iki ay içerisinde kanunlaşması beklenirken, tasarı TBMM Genel Kurul gündeminin son sıralarında yer almaya devam etti. Nihayet Haziran 2006 tarihinde Genel Kurul gündeminin ön sıralarında yer almayı başaran tasarı, ne yazık ki kanunlaşamadan TBMM tatile girdi.
Tasarının Komisyona geri çekilme gerekçesi henüz bilinmiyor, ancak sektörde bir çok senaryolar konuşulmaya başlandı.
İyimser tahminler şöyle; Tasarı Genel Kurul gündeminde beklerken, tasarının içerisinde yer alan ve aciliyeti bulunan, Türk Telekom personelinin durumunun belirlenmesi gibi maddeler, ayrıca ele alınarak kanunlaştı. Bu nedenle söz konusu maddelerin tasarıdan çıkarılması için Komisyon’a geri çekildi. Ayrıca serbestleşmeyi ve sektörü ileri götürecek ilave maddeler de bu süreçte tasarıya eklenebilir.
Kötümser tahminlerin birincisi ise, Tasarı Hükümetin öncelikleri arasından çıktığı için beklemeye alındı. Diğeri ise Devlet tekeli veya sektörde hakim konumdaki işletmecilerin etkisi ile, büyük sorun yaşanan Kablo TV konusunda olduğu gibi, kendilerini koruyacak ilave maddelere ihtiyaç duydukları için tasarının Komisyon’a geri çekildiği şeklinde.
Hükümetin telekomünikasyon alanında şimdiye kadar yaptığı en önemli iş Türk Telekom’un özelleştirilmesi oldu. Ancak bu özelleştirmenin satış bedelinin Hazine’ye gelir getirmesinin ötesinde, şimdiye kadar sektöre ve vatandaşa pek fazla fayda getirmediği ortada..
Diğer yandan, serbestleşmenin kağıt üzerinde kaldığı, yeni lisans alarak telekomünikasyon işletmeciliği alanına yatırım yapan girişimcilerin mutlu olmadıkları, kendilerinin dışındaki nedenlerden ötürü gelişemedikleri, gelirlerinin toplam telekomünikasyon gelirlerinin ancak yüzde bir iki seviyesinde kaldığı bilinmektedir. Bakanlık bu temel soruna çözüm bulmak yerine, okullara bilgisayar götürme gibi projelerle daha çok ilgilenmektedir.
Hükümetin özelleştirilen Türk Telekom’un yerine Türksat ile yeni bir devlet tekeli yaratma gayretleri ortadadır. Çıkarılan bir kanun ile kamu kuruluşlarının uydu ihtiyaçlarını Türksat’tan alma zorunluluğu getirilmiştir. Türksat’ın pek de şeffaf olmayan ihaleler ile yeni uydu alımları ve yerli uydu yapımı gibi girişimleri desteklenmiştir. E-devlet projesi bu kuruluşa devredilmiş, son olarak da ülkenin mevcut tüm Kablo TV şebekesinin işletilmesi Türksat’a devredilmiştir. Serbestleşme için büyük önem taşıyan Kablo TV konusunda hak sahibi gelir paylaşımı işletmecilerinin ve kullanıcıların itirazları dikkate alınmamış ve hukuk gerekçe gösterilerek konu çözümsüzlüğe itilmiştir.
Yaşanan bu gelişmeler dikkate alındığında, yeni kanun tasarısının başına ne geleceği konusunda doğrusu iyimser olamıyoruz. Umarım bu defa Hükümet bizleri yanıltır.



Kaynak : 