Ulaştırma Bakanlığı tarafından TBMM’ye sunulan “Elektronik Haberleşme Kanunu Tasarısı” konusunda son komisyon toplantısı yarın yapılacak. Bu tasarı hakkında bazı ilginç noktaları hatırlatmadan geçmeyelim istedik;
Önce bu Kanun Tasarısının geçmişi hakkında biraz bilgi verelim. 1924’den kalma 406 sayılı kanun ve bu kanuna daha sonra yapılan 4502 ve benzeri yamalarla yürütülen Telekom sektörü için AKP iktidarı, göreve gelmesinin hemen ardında 2003 yılında, yeni bir kanun hazırlıkları başlattı.
Sektör ile toplantılar yapılarak kanun metni oluşturulmaya çalışıldı. Bu çalışmalar 2005 yılına kadar devam etti ve kanun tasarısı 2005 yılının sonbaharında TBMM Genel Kurulu’na sevk edildi. Türk Telekom’un özelleştirildiği günlerde, Telekom sektöründeki işletmecilere rahatlama hissettiren bu kanun tasarısı, belki de kamuoyunun tepkisini azaltmak için, o zamanlar Ulaştırma Bakanlığı tarafından Sivil Toplum Örgütlerinin de katıldığı tartışmalar ve çalışmalarla ama acele içinde Komisyonlardan geçirildi ve TBMM Genel Kuruluna gönderilmesi sağlandı. Ancak söz konusu tasarının uzun süre gündemde bekletilmesine paralel olarak Türk Telekom özelleştirildi, daha sonra tasarı sebebi açıklanmadan komisyona geri çekildi ve 3 yıl boyunca da uyumaya bırakıldı.
Bekletilen tasarı, tartışmaları içermeyen, yani ilk haliyle, Türk Telekom’un halka arz sürecinin başlatıldığı 2008 yılının nisan ayında yeniden ortaya çıktı ve tekrar TBMM’ye gönderildi. Ancak Telekom sektörünün iddiasına göre, Ulaştırma Bakanlığı bu defa değişik bir yöntem uygulayarak, tasarı hakkında Türk Telekom dışında hiçbir tarafın görüşünü almamayı tercih etti.
Söz konusu tasarı derhal TBMM Ulaştırma Komisyonunun gündemine alındı ve bu konuda bir alt komisyon kurulması sağlandı. Alt Komisyonun çalışmalarını tamamlaması için iki haftalık bir süre verildi. Alt komisyonun ilk toplantısı geniş bir katılımla 14 Mayıs günü yapıldı. Bu toplantı öncesinde ve sonrasında, hükümetin tasarı maddeleri üzerinde yapmak istediği değişiklikler devlet sırrı gibi saklandı. Neden saklandığı, alt komisyonun ikinci toplantısının yapıldığı 21 Mayıs tarihinde anlaşıldı.
Hükümetin kanun tasarısı maddelerinde yapmak istediği önemli değişiklikler şöyleydi;
- Bu kanun ile getirilecek en önemli yenilik ve işletmecileri rahatlatan özellik, serbestleşmenin engellenmemesi için AB ülkelerinde olduğu gibi lisans alma zorunluluğunun kaldırılmasıydı.
Yani bu kanun GSM gibi imtiyaz gerektirecek konular dışında kalan konularda, mesela şehir içi telefon, MVNO, Wimax gibi konularda işletmecilerin “lisans verilmesini beklemeden” bu hizmetleri sunabilmesine olanak sağlıyor. Aynen Avrupa’daki uygulamalar gibi.
Ancak Hükümetin önerisi, kanunun bu en önemli maddesinin bir yıl sonra yürürlüğe girmesini öngörüyor. Zaten 3 yıl bekletildikten sonra hala hiçbir gerekçesi bulunmayan bir şekilde geciktirilmesi, serbestleşmenin belli bir süre yapılmayacağına dair sözler verildiği gibi komplo teorilerini düşündürtüyor.
- Bakanlık, strateji ve politika belirleyeceği gerekçesi ile Telekomünikasyon Kurumu’nun yapacağı tüm düzenlemelerde ve özellikle telefon numarası tahsisinde yetkiyi elinde tutmak istiyor. İşin ilginç yanı, Ulaştırma Bakanlığı telekomünikasyon alanında strateji ve politika belirleme konusunda yetkili ve görevli olmasına rağmen, bu güne kadar yayınlanmış bir tek strateji ve politika belgesi bulunmuyor.
- Rekabet ihlalleri konusunda yetkili ve uzman kurum olan ve fakat başka bir Bakanlığa bağlı olan Rekabet Kurumu, telekomünikasyon alanındaki rekabet ihlalleri konusunda devreden çıkarılarak, rekabet sorunlarında yetki Telekomünikasyon Kurumu’na verilmek isteniyor. Dolayısıyla bir anlamda dengeyi sağlayacak bir kurum yok sayılıyor.
- Uydu hizmetleri konusunda, rekabet kurallarına aykırı olan ve kamu kuruluşlarının uydu hizmetlerini Türksat’tan almalarını zorunlu tutarak, Türksat’a kanun ile koruma sağlayan madde yürürlükte bırakılıyor. Uydu hizmetlerinde serbestleşmenin önü şeklen mevcutken, fiilen tıkanıyor.
- Türk Telekom’un özelleştirilmesi sırasında Danıştay’ın altyapının imtiyaz süresi sonunda devlete geri verilmesi kararına rağmen, altyapının Türk Telekom’a ait olduğu yönünde eski kanunda bulunan bir cümle, özenle ve kamufle edilmiş izlenimi veren bir ifade ile yürürlükte bırakılıyor.
- Telekomünikasyon Kurumu’nun adı “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu” olarak değiştiriliyor. Hiç gereği yok iken yapılan bu değişikliğin ne anlama geldiği her halde ilerleyen zaman içerisinde anlaşılacaktır.
Bu notlardan anlaşılacağı gibi, Elektronik Haberleşme Yasa Tasarısında (EHY) hükümet tarafından yapılmak istenen tüm değişiklikler, Telekom sektöründeki işletmecilerle, serbestleşmeyi gerçekleştirmek yerine, doğrudan veya dolaylı olarak Türk Telekom’u koruyan ve kollayan değişiklikler olarak yorumlanıyor.
Hükümet tarafından bu kanun tasarısının en önemli gerekçelerinden birisi olarak AB müktesebatına uyum sağlanması gösterilmişti. Ama hükümet tarafından kanun maddelerinde yapılmak istenen değişikliklerin tümünün, AB müktesebatına aykırı olduğu ve bu konuların AB tarafından yayınlanan Türkiye ilerleme raporlarında açıkça eleştirildiği hatırlatılıyor. Bir uzman “Bu durumda hükümetin Türk Telekom’u korumak ve kollamak uğruna, AB’den vazgeçmeyi bile göze aldığını söylemek mümkün olabilir.” Yorumunu yapıyor.
Sonuçta, bugün son komisyon toplantısında görüşülecek olan Elektronik Haberleşme Yasa Tasarısı konusunda sektörün görüşü olumsuz. Halbuki bu tasarının ülkenin Telekom sektörünün önünü açması bekleniyordu.



Kaynak : 