Yazının evvelki bölümlerini Elektronik İmza Kanun Tasarısı Hükümleri Değerlendirilmesi – Elektronik İmza Kanun Tasarısı Değerlendirilmesi-II – Elektronik İmza Kanun Tasarısı Değerlendirilmesi-III ve Elektronik İmza Kanun Tasarısı Değerlendirilmesi-IV başlıkları altında okuyabilirsiniz.
- 15.Tasarı md. 20/B hükmü ile kanun koyucu, md. 20/A’da koyduğu (güvenli elektronik imza kağıt üzerindeki imza ile aynı ispat gücünü haizdir şeklindeki) kurala ilişkin olarak bu defa HUMK’nda değişiklik yaparak 295/A hükmü ile; usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet hükmündedir. Bu veriler aksi ispat edilinceye kadar kesin delil sayılırlar ilkesini benimsemiştir. Dijital imzalı elektronik belgelerin senet ve dolayısıyla Medeni Usul Kanunumuz anlamında kesin delil sayılacağı konusundaki bu ilke bize kanun koyucunun teknolojiye olan güveninin tam olduğunu göstermektedir. Şifreleme teknolojisine hakim olan “birileri bir şeyleri şifreliyorsa, birileri de bunu deşifre ediyordur“ şeklindeki slogandan pek etkilenmeyen kanun koyucumuz, dijital imzaya bu denli güvenerek onunla imzalanan belgeleri delil olarak kabul etmekte biraz erken ve hatalı davranmıştır. Gerçekten dijital imzalı belgelerin delil değerini tespit ederken, bu konuda kurallar koyarken değişen teknoloji karşısında kolay uyumlaştırma yapabileceğimiz hükümlere yer vermek zorunda olduğumuzu unutmamalıyız. Bugün dijital imzalı belgeler senet sayılır şeklindeki bir hukuk kuralı, teknolojinin yarın bize sunacağı yeni çözümler karşısında kanun koyucuyu çıkmaza sokabilir. O yüzden dijital imzalı belgelerin kesin delil niteliğinde sayılması, oldukça iddialı bir yaklaşımdır. Bu konuda kanımca çok aceleci davranılmamalı, bilgisayar ve internet işlemlerinin her zaman bir risk taşıdığı hususunun göz önünde bulundurulması ve ona göre hareket edilmesi gerekmektedir.
16.Madde 20/B hükmünde ayrıca “dava sırasında bir taraf kendisine karşı ileri sürülen ve güvenli elektronik imza ile oluşturulmuş veriyi inkar ederse, bu Kanunun ( HUMK ) 308. maddesi kıyas yoluyla uygulanır” ( HUMK md. 295/A ) şeklinde bir hüküm yer almaktadır. HUMK md. 308 vd. hükümleri ise, adi senette yer alan imzanın borçlu tarafından inkar edilmesi halinde, mahkemenin yapacağı imza inceleme prosedürüne ilişkindir. Bu hükümler incelendiğinde; hakimin imza incelemesi yaparken imzayı inkar eden tarafa kendi önünde yazı yazdıracağı veya imza attıracağı (istiktap edeceği), o borçlu tarafından imzalandığı muhakkak olan diğer belgelerle (uygulamaya elverişli belgeler), adi senet altındaki imzasını karşılaştıracağı, bunlardan kanaat edinemiyorsa bilirkişiye müracaat edebileceği şeklinde bir yol çizilmektedir. HUMK md. 308 vd. hükümlerinin bu niteliği itibariyle, elektronik bir belgede yer alan dijital imzanın inkarı halinde aynen uygulanabilmesi mümkün değildir. Dijital imzanın inkarı halinde hakimin, inkar eden tarafa kendi önünde yazdırdığı yazı ve attırdığı imza ile dijital imzayı karşılaştırabilmesi mümkün değildir. Dijital imzanın inkarı halinde izlenecek tek yol hakim için, doğrudan doğruya bilirkişiye yani dijital imza sertifikası veren kuruma müracaat etmek ve imzanın o kişi tarafından atılıp atılmadığının tespitini istemek olacaktır. Dolayısıyla Tasarıda HUMK md. 308 vd. hükümlerine doğrudan atıf yapmak yerine, dijital imzanın inkarı halinde Hakimin bilirkişiye, yani dijital imza sertifikası veren kuruma müracaat etmesi gerektiğini belirlemek yeterli olacaktır.
17.Bunun dışında Tasarıda mevcut ve önemli diğer bir eksiklikte; önüne gelen herkesin sertifika hizmeti sunan kuruluş olarak çalışmasını engelleyecek bir teminat tedbirinin mevcut olmamasıdır. Bu konuda Alman Dijital İmza Kanunu md. 13, faaliyete geçmek için kanunun ve yönetmeliğin aradığı koşulları yerine getiren sertifika hizmet sağlayıcılarının, bunun yanı sıra Dijital İmza Kanununun ve Yönetmeliğin aradığı şartları ihlal etmeleri veya nitelikli elektronik imza veya diğer teknik güvenlik teçhizatları bakımından ürünlerinin yetersiz olması sebebiyle yol açtıkları zararı tazmin etmek şeklindeki yasal yükümlülüklerini yerine getirebilmek için 250.000 EURO teminat tedbiri göstermeleri gerekmektedir. Bizim Tasarıda ise, sadece faaliyete geçeceği tarihte dijital imza sertifikası vermek için kanunun aradığı teknik standartları yerine getirmesi yeterli olan, ayrıca akreditasyonları da öngörülmeyen sertifika hizmet sağlayıcılarının, işin daha başında teminat gösterme yükümlülüklerinin olmaması büyük bir eksikliktir.



Kaynak : 