On dört sayfalık Tebliğ’in maddelerini tek tek incelemeyeceğim ama tehlike içeren maddelere şöyle bir bakalım; İlk bölümün ilk iki paragrafı
Bilanço usulüne göre defter tutan mükelleflerin muhasebelerini Maliye Bakanlığınca onaylanmış bilgisayar programları aracılığıyla izlemeleri zorunludur.
Muhasebelerini kendi geliştirdikleri muhasebe bilgisayar programları aracılığıyla izleyen mükelleflerin programlarını 01.01.2007 tarihine kadar bu Tebliğde belirtilen asgari husus ve standartlara uygun hale getirmeleri zorunludur.
Ve ikinci bölümün ikinci maddesinde deniyor ki ;
Satın aldıkları onaylı muhasebe programlarında daha sonra kendileri değişiklik yapan mükellefler bu değişikliklerden dolayı sorumludurlar.
Muhasebe kayıtlarını kendi geliştirdikleri bilgisayar programları aracılıgıyla izleyen mükellefler kullandıkları muhasebe bilgisayar programlarını bu Tebligde belirtilen asgari husus ve standartlara uygun hale getirmek zorundadırlar.
Programların asgari husus ve standartlara uygun olup olmadıgının tespiti için bu Tebligin III/2 maddesinde belirtilen gerekli testleri başarıyla geçmeleri zorunludur.
Üçüncü bölümün sekizinci maddesinde
Onay alacak muhasebe programı üreticileri; faaliyetlerin yürütülecegi ofis, gerekli donanım, programlarda ortaya çıkabilecek her türlü sorunu çözecek seviyede bilgi düzeyine sahip yeter sayıda personel, muhasebe programlarının kullanımına ilişkin basılı kullanım kılavuzu, program içinde yardım dosyaları ve bu dosyaları ayrıntılı açıklayan on-line yardım sitesine sahip olmalıdır.
Ya paket program alacaksın, ya da uğraşacaksın!
Oysa ERP’ler, geliştirilebilir ve uyarlama yoluyla organizasyon çapında bir üstünlük elde etmek için, bir firmanın farklı fonksiyonlarının kullanabileceği en iyi uygulamalar, yöntemler ve araçlar grubunu tanımlama ve uygulama kavramına bağlıdır (Mabert, Soni, Venkataramanan). ERP sistemi, muhasebe, finans, lojistik, üretim planlama, stok yönetimi, satınalma, üretim, pazarlama, kalite yönetimi, bakım/onarım, insan kaynakları, müşteri ilişkileri yönetimi gibi çok geniş planlama, işleyiş vemuhasebe fonksiyonlarını bütünleşik bir tarzda ele almaktadır (Levine).
Fakat Tebliğ açıkça diyor ki; “eğer sistemini kendine uyarlarsan sorumlusu sensin.” Yani değiştirilen sistemin üreticisi olarak firmayı sorumlu tutuyor. Firmanın geliştirmiş olduğu sisteme onay almasını, gerekli olan personel ve benzeri kaynakları bulundurması gerektiğini ön görüyor. Bildiğiniz üzere hiç bir ERP sistemi firmaya uyarlamadan kurulamaz ve firmaya değer katamaz. Her firma kendi fizyolojik dengesinde bağımsız olarak yaşam eğerisini sürdürmekte ve yapmış olduğu stratejik eyelemlere göre hayatını devam ettirmektedir.
2000 yılı öncesi, sayıları onlar ile ifade edilen ERP kullanan firmalar, geçtiğimiz sürede hem ERP üreticilerinin çoğalması, hem de pazarın gelişmesi ve Türk KOBİ lerinin daha etkin araçlara ihtiyaç duyması sonucu binler ile ifade edilebilir hale gelmişken, sistemlerini geçen üç beş senede harçadıkları yüzbinlerce dolar ile yeni tamamlamış olan firmalar ne yapmalı?
Sistemlerini devam ettirerek, başka bir basit muhasebe programı mı almalı ? Gereklilikler için yatırım yaparak onay mı almalı ? ya da ben artık defter kaleme dönüyorum mu demeli?
Tebliğ üretici ile uygulayıcıyı baz alırken geliştirici, danışman ve uyarlaycı firmaların sorumluluklarına değinmemiştir. Geliştirici, danışman vb.. firmaların yapmış olduğu çalışmaların sorumlulukları açıkça belirtilmeyerek gözardı edilmiştir.
Tebliğ’in diğer kısımlarını okuduğumuzda da resim çok farklı olmuyor… Muhasebe’nin her bir noktasını sabitleyerek veri madenciliği yerine her şeyin tek tabloda gösterildiği bir yapı isteniyor. Herşey standart olsun ki çabuk kontrol edilebilsin.
Bilinmeyen ise; MIS sistemlerinde yapılan her ne işlem olursa olsun mutlaka finansal analiz için muhasebeye uğramak zorundadır. Bu MIS sistemlerinin vazgeçilmez özelliğidir. Fakat siz her bir muhasebe kaydında 3 -4 tabloluk veriyi, tek bir tabloda tutarsanız milyonlarla ifade edilen muhasebe satırları arasında çalışamaz hale gelecek veritabanını etmenini göz ardı edersiniz. Tebliğ’de bunun gibi onlarca madde üst üste gelmektedir.
Şunu düşünmeden edemiyorum;
Yetmişli, Seksenli yılarda batılılar akademik planlama sistemlerini araştırarak bütünleşik sistemleri kurarak hem sanayisini hem finansal gücünü yönetmiş. Bizler ise kalamozalardan kurtulmak için bir hesap tablosu, bir kayıt tablosu, bir veri girişi ekranı ve dokuz yasal raporu ile “mükemmel” muhsebe programını bulmuşuz/kullanmışız. Sonrada bizim kaynaklarımız yetmiyor diye feryat etmişiz. Daha çok çalışır, daha az kazanır hale gelmişiz.
Geçtğimiz on senede bu ülkede birşeyler değişti. Bilişim güçlendi. İşletmeciler bile programcılar kadar analitik düşünebilir hale geldi. Bilinçli, dinamik, bilişime önem veren Kobiler sistemlerini bütünleştirmeye dinamiklerini arttırmaya yöneldiler.
PEKİ AMA ŞİMDİ BU DİNAMİT NİYE?



Kaynak : 