Makalenin ilk bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
Başbakan da CERN Projesine Destek Verdi
Bu arada 18 Kasım 2008 tarihinde Başbakan Tayyip Erdoğan, Isviçre’nin Cenevre kentindeki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’ni (CERN) ziyaret ederek onur defterini “Türkiye, 1956’dan bu yana gözlemci statüsünde CERN ile yakın işbirliği içindedir. Türk bilim adamlarının çeşitli projelerde görev almalarının hem CERN hem Türkiye için önemli bir fırsat oluşturduğunu düşünüyorum. Mevcut işbirliğimizi sürdürme ve daha da güçlendirme isteğinde olduğumuzu ifade etmek isterim. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı Deneyi başta olmak üzere merkezin bugüne kadar yaptığı çalışmaların bilime yeni ufuklar açacağına ve insanlığa hizmet edeceğine inanıyorum.” ifadesini yazdığı basına yansıdı. Umarım başbakanın ziyareti ve gördüklerinin etkisi ile ülkemizde temel bilimlere ve araştıramaya daha çok önem verilmeye başlanır.
Türkiye Elektron Hızlandırıcısına Sahip Olmalıdır
Bütün gelişmiş irili ufaklı ülkelerin elektron hızlandırıcıları bulunmaktadır. Ülkemizin de bu gelişmelerin gerisinde kalmamsı gerekir. Basına yansıdığı kadarı ile CERN benzeri bir yapılanmanın ABD’nin Chicago kentinde olduğu ancak yine de Amerikalıların CERN’e önem verdiklerini belirtiyorlar. Türkiye de küçük çaplı parçacık çarpıştırıcı deneyleri yapmak üzere hazırlık yapmak üzere olduğumuzu öğreniyoruz. CERN’deki detektöre benzer küçük çaplı bir laboratuvarın Ankara Gölbaşı’nda kurulması fikri bulunuyor. Türkiye’de kurulacak olan merkezde, parçacık fiziği ve nükleer fizik başta olmak üzere pek çok alanda ileri teknoloji araştırmaları yürütülmesi planlanıyormuş. Bu, Türkiye temel bilimleri açısından önemli bir başarı olacaktır. Aslında bu tür hızlandırıcılar tıbbi ve tıbbi nükleer çalışmalarda da kullanıldığı için ülkemiz temel bilimlerine ve uygulamalı bilimlere, özellikle de endüstriyel ve teknolojik uygulamalara ileride büyük katkısı olacağına inanıyorum.
Dünya Bilim Insanlarına Önem Veriyor
Evrenin oluşu ve geleceği konusu insanlığın beyninde hep bir soru olarak kaldığı için ilgi görmektedir. Sanırım bu nedenledir ki Einstein ABD Başkanları tarafından hep kabul edildi, kendisine Israil Devlet Başkanı olması bile önerildi.
Geçmişte benzer konferansları üniversitemizde izlemiştim. Ilk izlediğim konferans Türkiye’nin Nobel Fizik Ödülü almaya en yakın ismi olan Prof. Dr. Feza Gürsey hoca tarafından verilmişti. Feza beyin Ingiltere’den Üniversite arkadaşı Pakistanlı Abdulselam Nobel ödülü almıştı..O dönemin üniversite yöneticileri ve ağırlıklı olarak öğretim üyeleri tarafından ilgi ile izlenmişti. Ilk defa bu denli önemli bir Türk Bilim Kişisinin üniversitemize davet edilmesini izlemiştim. Feza beyin anlattıklarını o dönemde çok kavrayamamıştık ancak konuyu işleme şekli, farklı renkteki kalemlerle hazırladığı asetatlarında öğretici yönü aklımda kalan ilk intiba idi. O konferansta dönemin rektörü Prof. Mithat Özsan hocanın ilk soruyu sorduğunu ve bilimsel bir tartışmanın başladığını hatırlıyorum. Daha sonraları benzer konuda Prof. Dr. Hakkı Ögelman hocaların konferanslarını izlediğimi hatırlıyorum.
Konferansın Bir Diğer Boyutu Ise Bilime Verdiğimiz Önemde Yatıyor.
Dünyanın gelişmiş üniversitelerinde genelde bu tür konferanslar çok ilgi görür. Üniversitenin yöneticileri ve ileri gelenleri genelde bizde olmayan bilim kurulu üyeleri, üniversite politikasına yön veren kişiler, bu tür konferansları ilgi ile izler ve ondan kendilerine ders çıkararak üniversitesinin geleceğe yönelik bilim politikalarını oluştururlar.
Bilim Insanlarımızı Destekleyelim, Isteklendirelim
Gönül isterdi ki bu konferansa öğrencilerden daha fazla yüksek düzeyde ilgi görsün. Yine gönül isterdi ki konferans üniversitemiz üst yöneticileri tarafından oturumlu yönetilsin, sonunda üniversitemizi dışarıda en üst düzeyde temsil eden hocamız da bir şekilde onure edilsin. Üniversitelerin ilk 500 sıralamasına girmesinde tek tek bilim insanlarının bilim, sanat, felsefi çaba ve yaklaşımları önemlidir. Nihayet bilgiyi üreten, yayan kişilerin bireysel çabası da çok temeldir. Bu bağlamda üniversitemizin iyi bilim ve düşün insanlarına değer vermesi, sahip çıkması üniversitelerimizin geleceği açısından önemlidir. CERN’deki son deneyden önce Prof. Dr. Gülsen Önengüt hocanın TRT 2’deki söyleşide üniversitemizi ve ülkemizi temsilen önemli açıklamalar yapmışlardır. Üniversitemizi içeride dışarıda temsil eden her düzeyde bilim insanı, çalışan ve öğrencilerimizin desteklemesi anlamlı. Üniversitelerin yaratıcılığı ve insanlığa rehber olabilmesi, ancak bilim ve bilim insanları desteklendikçe gelişir. Yoksa kendi öz sermayesinden tüketir.
Üniversitelerin bu bağlamda önceliği doğal olarak bilim, felsefe ve sanat yaparak bilgi üretmektir. Bu vesileyle, sayın hocamı ve katkı sunan herkesi bir kez daha üniversitemiz ve insanlık adına kutluyorum.



Kaynak : 