Fikri Haklara Riayetsizlik Durumunda İnternet Kullanıcısının Hakları
Bu konuda söylenmesi gereken ilk şey TCK.nun 525.maddesinin fikri hakları değil, internet kullanıcısının bilişim sistemi içerisinde yer alan eser niteliğinde olmayan verilerini ihlal edenlere karşı koruduğu hususudur. Aynı anlayışın yeni değişiklikle de korunduğunu Tasarı’nın 345.maddesinin gerekçesinden anlıyoruz. Çünkü gerekçede açıkça “Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yer alan ve sistem içindeki programlara ilişkin hükümler saklıdır.” denilmek suretiyle Tasarı’daki bilişim suçları ile ilgili maddelerin fikri hakların ihlali hallerinde uygulanamayacağı kabul edilmiş bulunmaktadır. Gerçekten de 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 4630 sayılı Yasa ile değişik “Tanımlar” başlıklı 1/B maddesinin (g), (h), (ı) bentlerinde “Bilgisayar programı”,”Arayüz”, ”Araişlerlik” kavramlarının açıklamaları yapılmış, ”Fikir ve Sanat Eserlerinin Çeşitleri” başlıklı bölümde yer alan ikinci maddede bilgisayar programları ve hazırlık tasarımları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun koruması altına alınmıştır.Bu duruma göre bu tür eserlerin manevi ve mali hak sahipleri yasanın 66.maddesindeki tecavüzün ref’i, 69.maddesindeki tecavüzün men’i, 70.maddesindeki tazminat davalarını açabilecekler, haklarını ihlal edenler hakkında aynı Yasanın 71, 72 ve 73. maddelerinde yazılı suçları işlediklerinden bahisle yetkili Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunabileceklerdir.
Şüphesiz ki 5846 sayılı Yasanın koruma altına aldığı eser niteliğini haiz yapıtlar bilgisayar programları ve hazırlık tasarımlarından ibaret değildir.Yasanın 2.maddesinde İlim ve Edebiyat, 3.maddesinde Musıki, 4.maddesinde Güzel Sanat, 5.maddesinde Sinema Eserleri’nin tanımları yapılmakta ve çeşitleri belirtilmektedir. Teknolojinin gelişmesi ile doğru orantılı olarak bu eserlerin çeşitli şekillerde ve çeşitli vesilelerle internet ortamına aktarılarak internet kullanıcılarının istifadesine sunulduğu görülmektedir. Bunlar internet kullanıcıları tarafından üretilmiş eserler olabileceği gibi olmayabilir de. Kullanıcılar siber ortamda istifadelerine sunulan bu eserlerden yararlanırken telif haklarına riayet etmek durumundadırlar, aksi halde ağır cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalabilirler.İnternetin uluslar arası karakteri itibariyle bu sahada meydana gelebilecek hukuki ya da cezai ihtilafların ülke sınırlarını aşması tabii karşılanmalıdır. Bir çok hadisede kullanıcı ile eseri üreten eser sahibinin farklı ülkelerde bulunmaları sebebiyle değişik hukuki düzenlemelerin ihtilaflı hadiseye tatbiki zorunluluğu ile karşı karşıya kalınmakta, hangi ülke mevzuatının uygulanacağı noktasında değişik fikirler ileri sürülmektedir.
”Kanunlar İhtilafı” başlıklı FSEK.nun 88.maddesi bu Kanun hükümlerinin;
- 1. Eser sahibinin vatandaşlığı gözetilmeksizin Türkiye’de ilk defa umuma arzedilen ve Türkiye’de bulunup da henüz umuma arzedilmemiş olan bütün eserlerle Türkiye’de bulunan bütün mektup ve resimlere,
2.Türk vatandaşlarının henüz umuma arzedilmemiş yahut ilk defa Türkiye dışında umuma arzedilmiş bütün eserlerine,
3.Türkiye Cumhuriyeti’nin bağlı bulunduğu milletlerarası bir anlaşmada uygun hükümler bulunmak şartıyla yabancıların henüz umuma arzedilmemiş veya ilk defa Türkiye dışında umuma arzedilmiş bütün eserlerine uygulanacağını hüküm altına almıştır.
İkinci fıkraya göre ise;”Eser sahibinin mensup bulunduğu devletin,Türk eser sahiplerinin haklarını kafi derecede koruması veya milletler arası bir anlaşmanın yabancı eser sahiplerine taalluk eden hususlarda istisna ve tahditlere cevaz vermesi hallerinde Bakanlar Kurulunca bu maddenin birinci ve üçüncü bentleri hükümlerinden istisnalar yapılması kararlaştırılabilir.”
İngiliz ve Amerikan mahkemelerine bu konuda gelen ihtilafların tarafları genellikle eser sahipleri ile servis sağlayıcılardır, bunu da tabii karşılamak gerekir, çünkü telif haklarını ihlal ettikleri varsayılan çok sayıdaki kullanıcının farklı ülkelerde tespiti çok güç adeta imkansız iken servis sağlayıcı şirketlerin isimlerini ve adreslerini tespit etmek kolaydır.



Kaynak : 