Veri merkezleri şimdiden kurumsal bilişim bütçelerinin yarısından çoğunu oluşturuyorlar ve META Grubu, önümüzdeki on yıl içinde veri merkezi bütçelerinde yüzde 70’lik bir artış olacağı tahmininde bulunuyor. Ancak bu paranın gideceği yer tamamen değişti. Sunucular ve veri-saklama birlikte 2002 harcamalarının ’sini oluştururlarken bu rakamlar 2012’de hem göreceli olarak hem de mutlak olarak düşüş gösterecek. Aynı süreç içinde yazılım harcamalarının iki katından fazlasına çıkması bekleniyor.
Ancak tüm bunlar veri merkezleri için iyiye işaret değil. Yüzde 25, bunlardan yararlanma düşük kalıyor ve maliyetler, bilişim bütçesinin geriye kalanını tehlikeye atmadan yükselmeye devam edemiyor. Ancak tüm haberler kötü değil, veri tabanlarının maliyetlerini denetim altında tutarken başarımlarını yükseltmesini mümkün kılacak bazı trendler de yükseliyor.
Linux’un Yükselişi
Unix hala sapasağlam ayakta ise de, Linux hızla veri merkezlerinin tercih edilen işletim sistemi haline gelmekte.
Forrester Research’ün bir analizcisi olan Ted Schadler şöyle konuştu: “2004’te her veri-merkezinde linux-benimsenmesı patlaması yaşanacak.”
Bunun sebebi kısmen, işletim sisteminin düşük maliyetine bağlı ise de, tek neden bu değil. İşletim sistemleri aslında toplam maliyetin pek o kadar da büyük bir kısmını oluşturmazlar. Gerçek şu ki, şirketlerin Linux’a para vermek istemelerinin nedeni, desteklenen, girişim şirketi sürümünü edinmek. Gartner’a göre Linux pazarı 2007’de 9 milyar doları aşacak.
Ancak, düşük maliyet bir yana, Linux veri merkezlerine, çok geniş bir uygulama seçenekleri yelpazesi sunuyor. Bu, cep telefonlarına indirgenebiliyor ve de IBM z90 mainframe’inde çalışıyor. Bu, düşük-çıkışlı web sunucularında ve sekiz-yollu, orta-boyutlu kutularda çalışıyor. Dizüstülerde, iş istasyonlarında çalışıyor ve şu anda dünyanın en ilk 500 üstün bilgisayarının %40’ının da aralarında bulunduğu toplama bilgisayarlar için tercih edilen işletim sistemi. Başka hiçbir işletim sistemi, girişimler için bu kadar geniş bir seçenek yelpazesi sunmamaktadır. Linux’ta standartlaşması sayesinde bir kuruluş veri merkeziden birbirinden farklı beceri kümelerini bir araya toplayabilir.
Küçük Sunucular
Bir zamanlar veri merkezlerinde “big-iron” hakimdi. IBM’in zSeries’i ve HP Superdome bir parça yeniden-doğuş yaşatsalar da, mümkün olan en küçük sunucuyu kullanmak yönünde de bir akım var. Şu anda, en küçük sunucu diyince akla kartlı sunucular (blade servers) geliyor. Her ne kadar bunlar pazara gireli henüz ksıa bir zaman olduysa da, IDC’ye göre bu mikro-sunucularında satışları 2003 yılında 100 milyon doları geçti ve 2006 yılında 3.7 milyar doları bulacak.
Pahalı bir sunucu alıp, işi bittikten sonra işlevsiz kalmasındansa, birkaçını belli bir uygulamaya tahsis etmek kolay olduğu için, şirketlere, Kartlı Sunucular şirketlere düşük maliyetli ölçekleme sunuyorlar. Kartlı sunucular bir kutuda bir düzine ya da daha fazla sunucu barındırdığı için, raf, kablo ve soğutma gibi altyapı maliyetlerini oldukça düşürmekteler. Hem destek kolaylığı da var. Kartlı sunuculardan biri bozulduğunda, sunucu kartını çıkartıp sisteminin kendiliğinden, kendi kendisini yeniden kurulmasına olanak tanımak gayet basit bir iş.
Kartlı sunuculardaki büyümeye katkısı olan bir diğer etken ise Linux. Linux, çok fazla disket alanı kaplamayan ya da işlemci masrafı yapmayan tüy-siklet bir işletim sistemi olduğundan, küçük sunucularda kullanılmak için ideal.
Yazının devamını Geleceğin Veri Merkezleri – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 