Ülkemizde mobil geniş-bant, 3G’nin gelişinin ardından Ağustos 2009’da kullanılmaya başlandı ve BTK’nın yayınladığı raporlara göre sadece 5 ay içerisinde 400.000 aboneye ulaştı.
Ses pazarında, giderek artan MoU (dakika kullanımına) karşılık, rekabetin artışı, sürekli düşen fiyatlar ve düşen ARPU’lar dikkat çekiyor. Bundan sonra operatörler için katma değerli hizmetlerin ve mobil geniş-bandın önemi yadsınamayacak derecede artacak gibi gözüküyor. Turk Internet olarak bu yazımızla birlikte gelişmiş pazarlardaki mobil-geniş banda bakışı ve bu alanda önümüzdeki dönemde yaşanabilecek sıkıntılara yer vermeyi uygun gördük.
Gelişmiş pazarlarda mobil geniş-bant karlılığı son zamanlarda operatörler ve sağlayıcılar arasında sıkça tartışılan bir konu oldu. Her ne kadar karlılığın sürdürülmesi oturmuş pazarlar için zor olsa da, önümüzdeki süreçte operatörlerin atabileceği stratejik adımlar mevcut gibi gözüküyor. Ancak yine de sektörün bu yolda bir bütün olarak çalışması ve “makas etkisinin” kendi kendisini doğrulayan bir teoriye dönüşmesini engellemesi gerekiyor.
Ekonomi teorisi maliyetler gelirlerden daha hızlı yükselirse, karlar da doğal olarak zarara dönüşür diyor. Bu durum grafiğe döküldüğünde maliyetler için çizilen çizgi gelirleri aşınca adeta bir “makas etkisi” görünümü oluşarak şirketin zarar etmeye başladığını vurguluyor.
Bu teorininin mobil sektör için yanlış olduğunu söylemek elbette ki mümkün değil. Ancak burada sağlayıcıların ürünlerini ve hizmetlerini satabilmek için bu mantığı biraz sömürdüğünü söylemekte fayda var. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında aslında sağlayıcılar sürekli makas etkisine vurgu yapmak yerine müşterileri durumundaki operatörlerin karlılıklarını arttırmaya yardımcı olmalıdırlar. Zira karlılığın artması aynı zamanda karşılıklı çıkarlar lehine de çalışacaktır.
Burada makas etkisi diyagramlarına da biraz değinmek gerekiyor. İlk olarak şunu söylemek gerekir ki günümüzde pek çok mobil geniş-bant değerlendirme raporuna konulan makas etkisi grafiklerinde aslında “gerçek maliyetler” ve “gerçek gelirler” söz konusu diyargamı destekler nitelikte değillerdir. Dolayısıyla da bu grafikler günümüz şartlarını pek doğru yansıtmamaktadır.
“Gerçek” maliyetlerin kullanıldığı diyagramlara göz atıldığında ise genellikle ya sağlayıcılar tarafındaki harcamalarda çok cömert davranılması nedeniyle veya hazırlanan raporların operatörler bünyesindeki ses merkezli hesaplamalardan sorumlu finans departmanlarınca hazırlanmış olması dolayısıyla mailyetler olduğundan daha şişkin gösterilmektedir.
Ayrıca, sunulan makas etkisi diyagramlarında genellikle günümüzdeki mobil geniş-bant koşulları son derece basite indirgenmiş veya fazlasıyla genelleştirilmiş durumdadır. Bu diyagramlarda bir operatörün yapısı, elinde bulundurduğu miras altyapı veya tüm networkün sadece nadiren tıkanıyor olduğu gerçeği gibi bilgiler hep es geçilmiştir.
Aslına bakarsanız günümüze uygun daha gerçekçi genellemeler kullanıcıların çok ufak bir kısmının networktek uçtan uca uygulamalar (P2P) gibi bant genişliği yiyen uygulamaları kullandığını ortaya koymaktadır. Operatörler için network açısından asıl endişe konusu radyo erişim networkünden ziyade backhaul adı verilen ve geniş bant networklerde farklı noktalardan verileri merkeze toplayan mekanizma üzerinedir.
Sonuçta zaman içerisinde mutlak data trafiğinin artacağı su götürmez bir gerçek. Ancak kullanıcı başına düşen ortalama kullanım örneğin bir videonun izlendiği durumlarda olduğu gibi bir anda pik yapsa bile bu durum altyapısı sağlam networkleri ciddi düzeyde etkilemeyecek ve operatörler en azından önümüzdeki beş yıl boyunca karlılıklarını koruyacaklardır.
Günümüzde sıklıkla kullanılan standart makas etkisi diyagramları operatörlerin önümüzdeki beş yıl içinde uygulayabilecekleri geçiş hareketlerini de yok sayıyor. Network verimliliği burada şüphesiz ki anahtar faktör durumunda ve operatörlerin mutlaka net bir network statejisi oluşturmaları gerekmekte. Bu bağlamda operasyon giderlerini azaltmak ve olası en etkin networkü kurmak için sermaye giderlerini verimli kullanmak son derece önem kazanıyor.
Operatörler bir network stratejisi oluşturduklarında radyo networkte yapılacak yükseltimler (tıpkı trafik yönetim araçları, Wi-Fi veya femtocell aracılığı ile yük boşaltımı ve backhaul yükseltimleri nin de olacağı gibi) yalnızca daha büyük resimdeki parçalar halini alacaklardır.
Network stratejilerini oluşturan operatörlerin ayrıca mobil geniş-bant tarifelerinde inovasyon yapmaları da mümkün hale gelecektir. İlk etapta en yeni ve en verimli networklere sahip olan operatörler sabit hızdaki “limitsiz” tarifeler uyguladılar ve bunların aslında karlı olduğunu gördüler. Ancak karlılık denkleminde gelir kısmına destek sağlama peşindeki operatörler değişik tarife modelleri deniyorlar.
Bugün var olan opsiyonlar içinde operatörler için en cazip mobil geniş bant tarifeleri, ortalama hızda olan ve bir “adil kullanım” politikası ile desteklenen segmentler gibi gözüküyor. “Sınırsız” tarifeler pazarlama ve satış açısından operatörlere kolaylık sağlayabilir ancak mobil networklerin kaynakların paylaşıldığı bir ortam olduğu ve sonsuz değil sınırlı bir kapasiteye sahip olduğu unutulmamalıdır.
Ülkemizdeki mobil operatörlere bakıldığında ise henüz sınırsız bir tarife ile karşılaşmıyoruz. Sadece Vodafone “günlük limitsiz” erişim sağlıyor ki bu da faturalı hat aboneleri için 5 TL, ön ödemeli hat aboneleri için 7 TL’lik bir ödeme ile gerçekleşiyor. Oldukça pahalı olan bu bağlantıda da 250 MB’lık bir “adil kullanım” limiti var ve bu limit aşıldığında 7,2 Mbps olarak sunulan bağlantı 128 Kbps’ye düşüyor.
Altyapı sağlayıcılar yalnızca network değil güven de yaratmalı
Altyapı sağlayıcıları için önümüzdeki dönemde anahtar faktör, erken dönem 3G konuşlandırmalarında ve LTE’ye geçiş konusunda verdikleri çaba ile zedeledikleri operatör güvenini yeniden kazanmak olacaktır. Sağlayıcılar pazarlama için harcadıkları milyonlarca dolara ve yönetimli hizmetler sunmak için gösterdikleri arzuya rağmen operatörler tarafından hala yalnızca birer cihaz satıcısı olarak algılanmaktalar. Dolayısıyla da önümüzdeki süreçte daha bütünsel bir yapıyla kendilerini göstermeleri gerekli.
Mobil geniş-bant karlılığı denklemi önümüzdeki dönemde de bir dizi çözümün bir karışımı olamyı sürdürecek, bu yüzden de sağlayıcıların müşterek çalışabilme özelliklerini öne çıkartmaları lazım. Ayrıca “LTE uyumlu” olarak sundukları ürünlerin müşterileri için ne anlama geleceği konusunda da artık net bir söylemleri olmalı. LTE uyumlu ürünler konusunda henüz bir standart sağlanamamış durumda ancak aradaki farklar LTE geçiş süreci başladığında operatörlere milyonlarca dolar ekstra maliyet olarak dönebilir.



Kaynak : 