Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Başkanı Ateş Uğurel, Nükleer Enerji konusunu çok tartıştığımız bugünlerde, güneş enerjisi konusunda bazı noktaları hatırlattı. Uğurel’in “En büyük nükleer, bizim nükleer” başlığını taşıyan açıklaması şu şekilde :
- Güneş enerjisi, en çok istihdam yaratan enerji türüdür. Her bir MW güneş enerjisi sistemi kurulumu yaklaşık 30-50 iş imkanı yaratır. Güneşi olmayan Almanya’da kurulu güç 20GW’a ulaşmıştır. Bu rakam Türkiye’nin toplam kurulu gücünün neredeyse yarısıdır. Aynı hedefe rahatlıkla ulaşabilecek ülkemizde bu kapasite yaklaşık 600 bin kişiye ekmek kapısı olacaktır. Bu gözardı edilmesi mümkün olmayan bir değerdir.
- Enerji üretiminde artık her özel ve tüzel kişilik aynı zamanda üretici ve tüketici olacaktır. Akıllı şebekelerin de sisteme entegre olmasıyla birlikte, binlerce küçük enerji kaynağı şebekeye enerji verecektir. Aynen internet’de olduğu gibi üretimin ve tüketimin her noktada kontrol edildiği bir sistemle kesintisiz ve temiz enerji kaynağı temin etmek mümkün olacaktır.
- Türkiye güneş enerjisini kullanarak önemli bir enerji ihracatçısı olabilir. Ciddi enerji problemi olan komşu ülkelerimize fazla enerjiyi satabiliriz.
- Her bir bireyin dahi enerji yatırımcısı olabileceği yegane enerji türü olan güneş enerjisi sayesinde, enerji üretimi belli sermaye ve güce sahip tekelleşmiş şirketlerin elinde olmayacaktır.
- Türkiye’de enerji merkezi olarak üretilmekte ve bu elektrik yüzlerce kilometre katederek tüketiciye ulaşmaktadır. 100 birim olarak yola çıkan enerji yolda uğradığı kayıplarla 75-80 birim olarak ulaşıyor bizlere. Halbuki güneş enerjisinde bu kayıp oranı sıfıra yakındır. Çatıya kurulan bir PV sistemi sadece 3 metre aşağıdaki tüketicinin elektrik ihtiyacını önemli ölçüde sağlayabilir.
- Türkiye’nin sahip olduğu teknolojik altyapı, desteklenecek ArGe çalışmaları ile birlikte, yerli güneş elektriği sanayisini oluşturmak için yeterlidir. Halbuki bu konuda hükümet tarafından ArGe çalışmasını yapacak şirkete destek verilmemiş, ilginç bir şekilde yerli üretim malını tercih edecek son kullanıcıya birtakım kısıtlı teşvikler getirilmiştir. Dünyanın hiçbir ülkesinde üretici firmalar “Ben yatırım yapayım nasıl olsa vatandaş yerli malı yurdum malı diyerek bizim ürünü tercih eder” diye düşünerek yatırım yapmazlar.
- Enerji bağımsızlığı tüm stratejik ülke belgelerinde zikredilmektedir. Güneş enerjisi enerji bağımsızlığı için çok önemli bir yerel kaynaktır ülkemizde.
- Güneş enerjisi, ülkemizin dış borçlanmasında en büyük kalemi oluşturan enerji ithalatının kademeli olarak düşmesine ve bir süre sonra da sıfırlanmasını sağlayabilir. Neden 2023 için sıfır enerjili bir Türkiye hedefi konulmasın? Bunu yapabilecek öz kaynaklarımız mevcut.
- Güneş enerjisi, enerji verimliliği çalışmaları ve inşaat sektörü ile en uyumlu enerji türüdür. Amaç öncelikle binaların elektrik tüketimlerinin minimize edilmesi ,daha sonra da bu enerji ihtiyacının yenilenebilir enerji kaynakları ile sağlanması olmalıdır. Binaya entegre PV çözümleri her yeni binada mecburi olmalıdır. Bunun önünde hiçbir engel yoktur, yeter ki hükümet ve yerel belediyeler gerekli iradeyi göstersin.
- Türkiye en büyük elektrik arz-talep dengesizliğini her zaman yazları öğlen saatlerinde yaşar. Sıcaklığın 40 dereceyi bulduğu bu dönemlerde termik santrallerde verim düşüşü olur, soğutma sorun haline gelir. Nükleer enerji santralleri kısa süreliğine kapatılır, barajlarda su pek kalmamıştır ve rüzgar de çok esmez açıkcası. Güneş enerjisi bu pik enerji talebini, tam da talebin en üst seviyeye çıktığı saat ve günlerde sorunsuz karşılayacak tek enerji türüdür.
Sn. Basın Mensubu,
Ülkemize has bir kutlamadır, konvoy halinde yapılan “en büyük asker bizim asker” içerikli askere uğurlama törenleri..Son günlerde kamuoyunda yapılan tartışmalar da bana bunu hatırlatıyor açıkcası. Bin kere nükleere evet’çilerle bin kere nükleere hayır’cılar kapışıyorlar… Ülkemizde referandumla başlayan Evet-Hayır kolaycılığı; çok detaylı ve bilimsel gerçeklere dayalı olarak tartışılması gereken enerji politikalarında da kendini gösteriyor belli ki.
Ben de nükleer enerjiden bahsetmek istiyorum; ama atığı olmayan, bizi mutantlara çevirmeyen, depremden-tsunamiden-geri kalmış teknolojiden hiç etkilenmeyen 10. jenerasyon bir nükleer enerji santrali: GÜNEŞ
Evet, dünyaya milyarlarca yıldır hayat veren güneş enerjisi de temel olarak bir dizi nükleer tepkimenin bize ulaşan zararsız yüzü…Üstelik dünyaya bir saat içinde ulaşan güneş enerjisi, dünyanın toplam yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak kadar da büyük.
Maalesef tüm dünya ülkelerinin bilhassa son 10 yıldır yüzünü güneşe döndükleri temiz enerji devrimi sürecinde Türkiye enerji bağımsızlığı yürüyüşünde ve fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji türlerine geçişte çok gerilerde kaldı. Çok uzun zamandır beklenen yenilenebilir enerji kanununda da güneşe verilmiş gibi yapılan teşvik de sektörü canlandırma konusunda son derece yetersiz kaldı.
Halbuki güneşle sıcak su üretimi konusunda dünyanın ilk 3 ülkesi arasında yer alıyoruz, son derece kaliteli üretim yapan birçok %100 yerli şirketimiz ürünlerinin büyük bölümünü ihraç ederek dünya pazarında önemli yer edinmiş durumdalar. Güneş kollektörlerini kullanma konusunda da -her ne kadar iç pazarda kalite problemi yaşansa bile- büyük bir talep ve bilinçlenme söz konusu. Anadolu’nun en ücra köyünde bile vatandaşların güneş enerjili ısıtma sistemlerini kullandıklarını görüyoruz.
Benzer bir devrimi güneş elektriği (PV) konusunda da rahatlıkla yaşama şansımız var iken, sektörün önü devamli olarak engelleniyor.
Güneş enerjisinin avantajlarını bilimsel gerçeklerden uzaklaşmadan tekrar hep beraber hatırlamak bu aşamada faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
Türkiye’de bugün güneş elektriği kurulu gücümüz 2-3MW civarındadır. Almanya’da her yıl düzenlenen ve 1.500 üzerinde firmanın katıldığı güneş enerjisi fuarı binasının çatısında da aynı güçte kurulu PV sistemi vardır. Bu bizler için utanç kaynağı olmalı.
Tüm nükleer enerji, kömür ve doğalgaz santrallerini kapatalım; tüm enerjimiz hemen rüzgardan ve güneşten gelsin diyen temiz enerji fanatiklerinden değiliz. Geçiş aşaması zaman alacaktır, ancak hemen harekete geçmez isek önümüzdeki on yılda ülkemizi çok büyük sorunların beklediği aşikardır.
Enerji konusuna duyarlılık gösteren değerli medya mensuplarımızdan da en büyük isteğimiz, bu sonsuz ve temiz enerji kaynağına gerekli desteği vererek, Türkiye’mizi bu konuda dünya liderlerinden biri haline getirme konusunda çorbada bir miktar tuzları olmaları..
Türkiye’nin güneşi enerjimiz olsun…
PS. Ekte gördüğünüz dünya haritası üzerindeki siyah alanlara kurulacak güneş santralleri dünyanın tüm enerji ihtiyacını %100 karşılamaktadır. Bu simülasyon %8 verimli (yani güneşten aldığı 100 birim enerjinin 8 birimini elektriğe çeviren) güneş panelleri ile yapılmıştır. Bugün ortalama güneş paneli verimliliği %15 mertebesine gelmiştir.



Kaynak : 