Bu makalenin
- ilk bölümüne burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz
- ikincibölümüne burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.
- ikincibölümüne burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz
Yeni Türkiye ve onun “Doğrudan Demokrat” gençleri, daha şimdiden hem bir zafer kazanmışlar, hem de üslendikleri yeni görevlerinde mesafe almışlardır. Tüketiciler firmaları cezalandırmaya ve basını teşhir etmeye başlayınca, Gezi Gençliğinin istediği oldu ve basın otosansürü gevşetti -taleplerden biriydi. Şimdi sıra, Başbakan’ın demokrat ve halkına bağırmayan Başbakan çizgisine gelmiştir. Akın akın Gezi Parkına akan yazarlar, sanatçılar, oyuncular ve daha niceleri, Türkiye’nin yeni kural koyucusundan feyz alıp işlerine dönmektedir. Aynı nobranlıkla gidilirse, Başbakan’ın bir ekonomik krize, hatta iç savaşa neden olabileceğini anlayan iktidar ve muhalefet, kritik eşiği beklemektedir.
Türkiye’nin başına Avrupa ülkelerindeki gibi güler yüzlü, bağırmayan, başkalarının hayatına karışmayan saygılı bir Başbakan ve demokrat bir iktidar gelene kadar, “Doğrudan Demokrasi” hareketi yaratıcı eylemlerini sürdürecektir. Türkiye’nin en zeki ve esprili gençlerini biraraya getiren hareketin, bildiğinde ısrar eden otoriter iktidarı oyun dışı bırakana dek pes etmeyeceği kesindir. 1990 Gençliği, iktidarda hangi partinin olduğuyla ilgilenmiyor. “Parlamenter Demokrasi”yi, özgürlüklere saygılı bir memur haline getirmek istiyor.
1990 Gençliğinin demokrasi mücadelesi, tıpkı TSK’nın kışlasına çekilmesi gibi, Hükümetin de Ankara’sına çekilip hakın yaşamına karışmaması ve “Doğrudan Demokrasi”nin demokrat memuru haline gelmeleri istikametindedir. Gezi Hareketi, “Parlamenter Demokrasi”nin “Doğrudan Demokrasi” ile tamamlandığı yeni bir demokrasi anlayışınına neden olabilir. On milyon insanı mobilize eden bir dinamik, bundan sonra demokratikleşmeyi dayatan güç olacak gibi görünmektedir.
Türkiye’de 1980 ortalarında ortaya çıkıp 1990’larda yükselen, 2000’lerde statüko olmayı deneyen ılımlı İslamcılık, kendi kodlarını Türkiye’ye dikte etmeye çalıştığı için yolun sonuna gelmiş görünüyor. Ona dur diyen de, özgürlüklerine sahip çıkan 1990 Gençliği ve toplumun itilip kakılmış eğitimli seküler şehirli kesimleri oldu.
Günümüzde sekülerizmin, birbirinden farklı yaşam biçimlerinin barış içinde birarada yaşayabilmesini sağlayan en sağlam temel olduğu, hem gençlik hem de halkın geniş kesimleri tarafından anlaşılmış görünüyor. İyice bozulmuş demokrasiyi düzeltmek için, şekilsel “Parlamenter Demokrasi” dışından (ve içinden) siyaseti çeşitli şekillerde etkileyip dönüştürmeye aday bir siyasi ve kültürel alan, Gezi Gençliğinin isyanı sayesinde Türkiye’nin önüne açılmıştır.
Eskinin katı laiklik anlayışına dönüş olmasa da gene internette dünya gençliğitarafından tartışıldığı ortamda, İnternetten her yeniliği anında öğreniyorlar.
Neoliberalizmin etnik/dini kimlikçiliklerinin ayrıştırdığı Türk Halkı, Gezi Gençliğinin yeni demokrasi anlayışı sayesinde sorunsuz bir araya geldi. göstericilerin yanında duran, namaz kılan göstericilerle var ve göstericilerin onlarla hiçbir sorunu yok. Ama bunca yıllık İslamcı bir dönemin ardından, Dalay Lama’nın dünyaya önerdiği “Kudsiyeti de içeren yeni Sekülerlik”, Türkiye’nin islamcılık devrine son noktayı koyabilir. O noktayı da ancak özgürlükçü Gezi Gençliği ve kadınlar koyabilir. Yeni Türkiye,



Kaynak : 