Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu(Türk-İş) Genel Kurulu öncesi ve Türk Telekom Grevi sona ermeden yazdığım değerlendirmeyi* anımsayanlarınız olacaktır. Bu değerlendirmemde çizdiğim senaryo tümüyle sahneye kondu ve birlikte seyrettik.
Bazı dostlarım, benim gazetecilik deneyimim ve çalışma ilişkileri alanına olan uzun yıllara dayalı ilgimin sonucu ortaya çıkan bir öngörü diye tanımlayabilirler. Oysa; manzara o kadar açıkça görünüyordu ki, olacakları anlattığımda, “Yazsana bunları” denilinceye kadar, yazmayı bile düşünmemiştim.
Türkiye sürprizlerle dolu bir ülke gibi görünebilir. Özellikle ekonomi gibi sonsuz değişkenin bulunduğu alanlarda. Hele bir bakalım, öyle mi?
1980’li yıllara gelinceye kadar emek, ekonominin en önemli unsuruydu. Marksizm ile evrensel siyasal bir teoriye bürünmüş, Lenin ile uygulamaya konmuş ancak; “insan” denilen kendisi bizatihi sonsuz değişken olan unsur nedeniyle siyasal egemenliğini yitirmesi, 70 yılı bulmamıştı.
Teknoloji çağı, bilgi çağı derken; başta telekomünikasyon ve bilişim olmak üzere insanı ikinci hatta üçüncü plana atan sanal ve insansızmış gibi görünen bir tablo çizildi. Bu yeni tablo, kendinden öncekiler gibi popülerdi, klasikleşmesi düşünülemezdi bile.
Yeni dönemin istikbali parlak; jöleli saçlı, yarı İngilizce jargona sahip genç profesyonelleri, Bankacılık Krizi ile bir anda kendilerini kapıda buldular. Ancak birkaç yıl sonra sessiz sedasız bir yerlere ve eski cazibelerini yitirmiş biçimde kapılanabildiler. Medya kriziyle Bodrum’a boncuk satmaya gitmekten başka çaresi olmadığı düşünülen nitelikli gazeteciler de aynıydı. Zaman içerisinde, medyanın genişleyen yapısında yaşı genç olanlar yeni arsalar elde etme şansı buldular. Tabii ki daha çok çalışmak ve söz dinlemek koşuluyla. İnternetçi oldular, dizi filmci oldular vesaire…
Türk Telekom Grevi; bir şeyin altını çiziyordu aslında. Teknolojinin merkezindeki bir yapı, tam 26 bin insan eliyle ayaktaydı. 1980’li yıllarda hiçbir etkinliği bulunmayan Haber işçileri, bir anda grev yapan, telekomünikasyon alanını tehdit edebilen bir güç olarak ortaya çıktılar.
Teknoloji ne denli gelişirse gelişsin “insan” hele ki “nitelikli işgücü” önemini asla yitirmiyor.
Bilgi ve beceri sahibi olmayan işçiden; eğitimli, üretken, yaratıcı nitelikli işgücüne geçiş ne işverenlerce ne de çalışanlarca bu karmaşık süreç içinde anlaşılamadı. Doğal olarak, işçi ve işveren örgütlerince de yeterince kavranamadı.
Geçmişte tepeden -en azından orta kademeden- iş yaşamına giren nitelikli işgücü, giderek en alttan başlamak zorunda olduğunu yaşadı. “Çırağı olunmayan işin ustası olunamaz” artık çalışma yaşamının temel kuralı haline geldi.
Toplu iş sözleşmeleri, geçiş sürecinde nitelikli işgücünün işine gelmedi. Kendinde gördüğü niteliklerin farkında oluşu, sürüden biri olmadığı düşüncesi, bireysel pazarlık şansı bulunduğu kanısını güçlendirdi. Sendikacılığın sağlayacağı – ya da sağlamak zorunda olduğu- dayanışmadan yoksunluk, günümüzde sürüdekilerden çok daha düşük ücretler ve pamuk ipliğine bağlı iş güvenliğini doğurdu.
Türk Telekom grevi süresince tartışılan da aslında buydu. “Nasıl olur da ilkokul mezunu bilmem şu kadar ücret alır?” diyenlerin tepkilerine tanık olduk. Sorun haklılık ya da haksızlık sorunu da değil. Bir yerde nitelikli işgücünün haklı görünen bu tepkisi, gerçekte kendi pazarlık gücü yoksunluğunun bir göstergesiydi.
Şimdi bir yanda Avrupa Birliği yani sendikal standartların gelişkin olduğu bir hukuksal yapının baskısı var. Bu baskıya daha fazla direnmesi olanaksız bir Hükümet bu baskının altında. Diğer yanda, niteliksiz işgücü için kurbanlık koç pazarlığı gibi toplu iş sözleşmesi görüşmeleri yürüten sendika yöneticileri var. Doğal olarak, mevcut Türkiye gündeminde gözden ırak kalan, çalışma yasalarında bekleyen değişikliklerden habersiz görünen nitelikli işgücü de, henüz tribünde bekliyor.
Türk Telekom grevinde uzlaşan ve Türk-İş Genel Kurulu şovları ile sahadaki maça çıkacakları ortaya çıkan Hükümet ve sendikacıları, oldukça zor bir süreç bekliyor. Taraflar arasındaki iletişim şu anda kablosuz bir durumda. AB’den ithal edilecek kablolar, mevcut cihazlara bağlandığında çalışırlar mı, onu da zaman gösterecek. Şimdilik sadece işçi tarafındaki cihazında değişiklik oldu.
Yani Türk-İş’te sadece tepe yönetimi değişti. Önümüzdeki süreçte, eskimiş daha çok cihaz değişecek gibi görünüyor.
Türk Telekom’un 7.Dönem Toplu İş Görüşmeleri konusundaki gelişmeleri ve detayları, burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
Düşüncelerinizi yazmak isterseniz aşağıdaki yorum bölümünü ya da Özelleşen Türk Telekom’da Personelin Durumu blogunu deneyebilirsiniz.
* Türk Telekom Grevi Sona Yaklaştı



Kaynak : 