1996 -1997 de Turnet sözleşmesi imzalayıp bu işe başlayan şirket sayısı 120 üzerinde idi. 128 diye hatırlıyorum ama emin değilim.
Dial-up fiyatları 55 usd/ay civarında idi ancak ISS’ler Türk Telekom’a kullanıcı başına para ödüyordu. Türk Telekom 0822’li numaralara karışık olarak Türkiye’nin heryerinden erişim sağlıyor ve son kullanıcıdan ücret almıyordu.
1999 yılından itibaren büyük holding ve banka kuruluşları, kendi işleri ile bankacılık işlerini yapmak için kurdukları birimleri, bu yöne sevk ettiler. Fiyatlar 33usd/ay’a gerilerken aynı dönemde Türk Telekom da 0822’li hatları kullanan son kullanıcılardan, normal kontör ücretlerinin 1/6 ve 1/12 kadarını almaya BAŞLADI. Bilahere aynı dönemde Türk Telekom’un bölgesel 0822 uygulaması başladı.
0822’li hatlar için bölgesel yatırımı karşılayamayan birçok ISS kapandı. Bu olay 33600-56k destekleyecek teknolojinin girişi ile eş zamanlı oldu ve ISS sayısı 40 adet düzeyine geriledi.
Müşteri sayısını abartarak sektörü yabancı yatırımcılara cazip göstermeye çalışan büyük ISS’ler zararına ürün satmaya başladılar. 2000 yılında abonelik ücretleri 12 usd/ay -10 usd/ay civarına kadar geriledi.
2001 Şubat ayında Türk Telekom ISS’lere sattığı çeşitli büyüklüklerdeki hatlara yüzde 200 ila 1200 arasında zam yapınca ISS sayısı 25’in altına inmeye zorlandı, diğer yandan da Türk Telekom’un internet erişim bölümü TTNet abone ücretlerini yüzde 300 düşürerek aylık abonelikleri komik rakamlara satmaya başladı. ISS’lerin başvuruları ile araştırılmaya başlanan ve bugünlerde Rekabet Kurumu ve Telekomünikasyon Kurumu arasında karar aşamasında olan `haksız rekabet` pardon haksızlık üzeri rekabet problemi sonucu da anda yasal faaliyet gösteren ISS sayısı 20 adete düştü olarak düşünülebilir. (Burada 20; henüz gerçekleşen veya sektörün gerçekleşmesini beklediği birleşmeleri gözönüne alarak söylediğim rakamdır.)
Haksız rekabet ISS’lere vermek istediği servislere ya da kaliteye yönelik altyapıyı sağlayamamaya kadar yönlendirdi ki; bu konu, ayrı bir haksız rekabet konusu olarak yakında gündeme gelecektir.
Dünyada muadil ülkelerdeki bant genişliği ücretlerinin 10 ila 20 misli fiyatla hizmet almaya zorlanan ISS’lerin kar marjları yüzde 15’in üzerine önceleri piyasanın küçüklüğü, daha sonra haksız rekabet ile -/minus/ seviyelere düşmüş olup, milli servetin heba edilmesi, girişimcinin kendi vergisi ile hazineye ait bir oluşum tarafından zarara uğratılması sözkonusudur.
Ülkemizin geçirdiği birkaç krizin PC penetrasyonuna vurduğu darbe, işini kaybeden yatırımcılar nedeni ile daralan pazar ve bilgi çağının gerekliliği olan internet arası bir denge pazarın küçülmesini 2002 de engellemek ile birlikte, ayakta kalmaya çalışan ISS’ler büyük fiyat indirimleri yapmaya başladılar.
Büyük ISS’lerin başlarda ürün çeşitlendirmeye yönelik ARGE faaliyetleri minimize oldu. Internete reklam verenlerin (genel reklam veren-sponsorluk yapan firma bütçelerinin daralmasi ile paralel) azalmasi ile büyük ISS’lerden çok, küçük ISS’lerin pazara yaptığı ürün çeşitlendirme ve hizmet kalitesinde artış oldu. Krizlere daha kolay adapte olabilen ve teknik gelişmeleri çapı ile mutenasip oranda hızlı karşılayabilen, uyum göstermesi nispeten daha kolay olan ISS’ler, kar marjları sıfırlar civarında dahi olsa pazar paylarını büyüterek, müşteri odaklı çalışmalarına devam ediyorlar. Hele ki ürüne odaklanabilenler için gelecek bence daha da parlak.



Kaynak : 