Milli Eğitim Bakanlığı’nın İnternet Erişim Projesi; “Milli Eğitim Bakanlığı, Türk Telekom’la 5.aralık.2003’te imzaladığı protokolu takiben
- “Bütün Okulları İnternete Bağlıyoruz”
- “MEB Sanal Ağını Kuruyor”
- “Çağı Yakalıyoruz”
Sloganlarıyla başlattığı çalışmaların üçüncü aşaması sonucunda 11,296 kurumumuza internet erişi sağlanmıştır” demektedir.
Yine aynı yerde istatiksel olarak konuyu açmış ve verdiği rakamlarla, “lise ve dengi okulların %86’sı (öğrencilerinin %95’i)”, “İlkokulların %45’i (öğrencilerinin %82’si)”, genel olarak ta, yaklaşık 10 milyon öğrenci ve 300.000 bilgisayarın internet erişimi sağlandı demektedir.
Biz MEB kaynaklarından öğreniyoruz ki Türkiye de 70.000 okul ve 18.368.973 öğrenci vardır.
Her okulda bir adet bilgisayarın müdüre, bir adet bilgisayarın müdür yardımcısına, bir adet bilgisayarında idareye tahsis edildiğini, varsayarsak 70.000 okulda 210.000 bilgisayarın yönetimce kullanıldığı ortaya çıkar.
Geriye kalan 90.000 bilgisayarın tamamının çalışır vaziyette ve öğrencilere tahsis edildiğini varsaysak bile, bu 18.368.973 öğrenciye 90.000 bilgisayar yani her 205 öğrenciye 1 bilgisayar düşüyor demektir.
Bir de bunun okullar arasında eşit olmayan bir dağıtımla birleştiğini düşünürsek pek çok okulumuz da 250-300 öğrenciye 1 bilgisayar düştüğü gerçeği tüm çıplaklığı ile karşımıza çıkmaktadır. MEB’in belirttiği rakamlar yukarıda sıralanmış ve arkasında da bizim rakamlarımız belirtilmiştir.
Bu durumda, ya değerli öğretmenlerimiz bizlere matematiği öğretememişlerdir ya da onların öğrettiği matematik, bugünkü Milli Eğitim Bakanlığının matematiği ile örtüşmemektedir.
Ancak biz Milli Eğitim Bakanlığı nın çalışmalarını da küçümsemiyoruz.
Bundan sadece 6 yıl önce, 12 Nisan 2000 de, Ankara da, milli kütüphane salonunda, “Türkiye’de internetin 7. yaş günü kutlamaları” yapılırken söz alan o dönemin Anavatan Partisi genel başkan yardımcısı olan sayın Mustafa Taşar Türkiye’deki okul sayısının 45.000 dolayında olduğunu, ancak altını çizerek sadece 22 okulda, evet yanlış duymadınız sadece 22 okulda bilgisayar destekli eğitime başlanmış olduğunu vurguluyordu.
O günden bugüne geçen yaklaşık 7 yıllık dönemde Milli Eğitim Bakanlığı nın girişimlerini kutluyoruz. Geldiği noktayı da kutluyoruz.
Ama daha çağı yakalamaktan çok çok uzağız. 205 öğrenciye bir bilgisayar düşüyorsa “günün birinde çağı yakalayacağız” sloganı daha uygun olurdu”.
Bunları neden yazıyoruz. Devlet hiçbir meslek grubuna küsmez, hiçbir meslek grubunu yerden yere vurmaz, onları iyileştirmek ve geliştirmekle yükümlüdür. Hiçbir meslek grubuna “kirli havuz” demez. Havuzun temizlenmesine ve insanlara faydalı olmasına çalışır.
Anlaşılacağı gibi biz internet Kafe işletmecileriyiz. Devletimize sesleniyoruz. Bizleri yerden yere vuracağınıza sayıları 30.000 civarında olduğu söylenen (her işletmede ortalama 30 bilgisayar olduğu varsayılırsa) ve bünyesinde yaklaşık 900.000 bilgisayarı barındıran bu sektörü lütfen iyi kullanın.
2000’de sadece 22 okulda bilgisayar destekli okul var ise, 2007 de bu bilgisayar canavarı gençleri kim yetiştirdi.
İşte bu tarihi rolü internet kafeler üstlenmiştir. Yanlışları olmuştur, eksikleri olmuştur ama gerçek şudur ki gençlerin ve Türk halkının bilgisayar ile tanışmalarında belirleyici rol internet kafelerindir.
Yapılması gereken nedir?
Öncelikle sizlerin onayları ile kurulan, ama sonra bakımsızlık, ilgisizlik, denetim eksikliği ve daha pek çok sebeple bulanan bu havuzları temizleyelim.
En güzel filtreyi vicdanımızı, bilgimizi ve toplumsal değer yargılarımızı kullanalım.
Bulanıklığı önleyince suyuna ilaç katalım, mikropları da yok edelim.
Sonra geriye temiz havuzlar, hepimizin arzuladığı pırıl pırıl sular kalsın.
Sonra bu havuzları, eğitim her şeyin başıdır diyerek, Milli Eğitim Bakanlığı’mızın hizmetine sunalım.
Milli Eğitim Bakanlığı bu havuzları, önderliğinde birleştirerek olimpic bir havuza çevirsin ve gençlerimizin hizmetine sunsun.
Önerimiz:
Artık bir şeyler yapın. Yurdumuzun her şehrini, her semtini, her mahallesini, her cadde ve hatta her sokağını demir bir ağ gibi saran İNTERNET KAFELERİ, okullarımızın birer bilgisayar sınıfı gibi kullanın.
“HER İNTERNET KAFE YAKININDAKİ OKULUN BİR İNTERNET SINIFI OLSUN..”
İşte bizlerin sloganı da bu!
Kafelerimizi her gün belirli bir saate, okullarımıza tamamen ücretsiz, açık birer internet sınıfı gibi sunuyoruz.
Öğretmenleri eşliğinde gelen çocukların bu laboratuarlarda eğitilmesini arzuluyoruz.
Bunu biz yapacağız, teşekkür istemeyeceğiz sadece her zamanki gibi kendimizle gurur duyacağız.
Bizlerin içinde de, sektörümüze darbe vuran, başımızı yere eğdiren, çürük elmalar vardır, ama ağacı tamamını kesmeyelim, sadece bu çürükleri ayıklayalım.
Bugün, belediyeler veya milli eğitim,internet kafeler açmaktan bahsediyor. Denetimlerinden sorumlu oldukları bu kurumları, denetliyememişken, nasıl oluyorda işletmeciliğe soyunuyorlar. Buna atalarımız uyansa, “BULANIK SUDA BALIK AVLAMAYA ÇALIŞIYORLAR” demez miydi?



Kaynak : 