Bilişim Kurultayında gerçekleştirilen panellerden birisinin başlığı “İnternet’te Kullanıcı Hakları” idi. Bu panele katılan İstanbul Basın Savcısı Sn.Cevat Özel’in tebliğini bu yazıda dikkatlerinize sunuyoruz.
a-İnsan Hakları Belgeleri Yönünden İnternette Kullanıcı Hakları
Çok yönlü fonksiyonu ve uluslar arası karakteri olan internette kullanıcı hakları konusu işlenirken insan hakları belgelerine göz atmanın yararlı olacağı muhakkaktır.
aa-Uluslar arası İnsan Hakları Belgeleri
10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin 8.maddesine göre; herkesin Anayasa ve yasa ile kendisine tanınmış olan temel haklarını çiğneyen işlemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler önünde etkin bir yargı yoluna başvurma hakkı vardır.
12.madde;hiç kimsenin özel yaşamına, haberleşmesine keyfi olarak karışılamayacağını,onur ve ününe saldırılamayacağını, herkesin bu tür karışma ve saldırılara karşı yasal korunma haklarının bulunduğunu,
19.madde; her insanın fikir ve anlatım özgürlüğünün bulunduğunu, bu hak ve fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemesi gerektiğini, ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve görüşlerin her yoldan aranıp alınabileceğini ve yayılabileceğini,
28.madde; herkesin bu bildiride yer alan hak ve özgürlüklerin tam olarak gerçekleşmesini sağlayacak toplumsal ve uluslar arası bir düzene hakkının bulunduğunu vurgulamaktadır.
Benzer düzenlemeler 4.11.1950 tarihinde imzaya açılan,ülke olarak tarafı olduğumuz,yargı yetkisini kabul ettiğimiz İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi’nin 8. ve 10.maddelerinde de vardır.
8.maddenin 1.fıkrasına göre; her şahıs, hususi ve aile hayatına ve muhaberatına hürmet edilmesi hakkına maliktir.
10.maddenin 1.fıkrasına göre ise; her fert, ifade ve izhar hakkına malik olup bu hak,haber veya fikir almak veya vermek serbestisini ihtiva eder.
Başta Anayasa’mız olmak üzere iç mevzuatımızdaki düzenlemelere geçmeden önce, yukarıda zikredilen iki uluslar arası belgenin ilgili maddelerinde; insanların özel yaşamlarına, haberleşmelerine, şeref ve haysiyetlerinin korunmasına, korunmasına, fikir ve anlatım özgürlüğüne büyük önem verildiğini vurgulamak isterim. Bu düzenlemelere göre uluslar, sadece kendi milli sınırları içerisinde değil, küresel düzeyde bu hak ve özgürlüklerin korunmasına yönelik tüm tedbirleri almak, bu meyanda etkin yargı denetimi sağlamak zorundadırlar. Diğer bir deyişle internette kullanıcı hakkı bir insan hakkı olup bu niteliği itibari ile uluslar arası düzeyde korunmalıdır.
Bir Amerikan dergisinin (Business Week) son sayısındaki verilere göre; 2000 yılında 650 olan online kumar site sayısı bugün 1500 civarındadır. Yalnız Amerika’da bu yıl 1.5 milyar dolarlık kumar oynanmıştır.
Temmuz ayında çocuk pornosu ile ilgili site sayısı 800 olup 150 FBI ajanı bu işi önlemek ve takip etmekle görevlendirilmiştir.
ABD Sermaye Piyasası Kurulu finansal dolandırıcılıkla ilgili günde 500 e-mail şikayeti almaktadır.
Fikri ve sınai hak ihlalleri nedeni ile Amerikan bilgisayar yazılımcıları, müzik şirketleri ve film stüdyolarının yıllık zararı 9 milyar dolar civarında olup Amerika’da bu işleri on çete on bini aşkın web sitesinde yürütmektedir.
İnternet ortamında sahte kimlik,pasaport,sürücü ehliyeti gibi belgeler hazırlayan siteler mevcut olduğu gibi yasak ilaçları temin eden 400 ‘den fazla site mevcuttur.
Teröristler interneti iletişim,araştırma,yeni üye ve maddi kaynak temini için kullanmaktadırlar.
İnternetin karanlık yüzü olarak da adlandırılabilecek olan bu yasa dışı faaliyetler 2002 yılı için ABD’de 36.5 milyar dolarlık büyük bir meblağa ulaşmıştır. Benzer suçların ülkemizde ve dünyanın diğer ülkelerinde yoğun bir şekilde işlendiği, bir çok dünya vatandaşının bu suçlardan mağdur olduğu,bu sayının giderek arttığı gerçeğinden hareketle dünya ülkelerinin bir an önce bir araya gelerek ortak mücadele için radikal kararlar almaları gerektiği şüphesizdir.
bb-Ulusal İnsan Hakları Belgesi olarak 1982 Anayasamız
1982 Anayasa’mızın 5.maddesi; Devletin, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, temel hak ve hürriyetlerini sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamak zorunluluğunu,
20.madde,herkesin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkını,
22.madde, haberleşme hürriyetini ve haberleşmenin gizliliğini,
26.madde, herkesin düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkını,
27.madde, herkesin bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkını,
28.madde,Devletin basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alması gereğini,
36.madde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkını,
40.madde,Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkını,
167.madde, Devletin,hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemesini sağlayıcı tedbirleri alma,piyasalardaki fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önleme görevini,
172.madde,Devletin,tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alma,tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik etme görevini düzenlemektedir.
İnsanların; mahremiyeti bulunan özel yaşamlarını, haberleşmelerini,bilim ve sanat faaliyetlerini, eğitimlerini, yapacakları alışverişleri ve eğlenceleri dahil sosyal yaşamlarını, düşünceyi ifade ve yayma özgürlüklerini ve benzeri hak ve hürriyetlerini yakından ilgilendiren internetle ilgili olarak, yukarıda sayılan Anayasa’nın ilgili maddeleri uyarınca Devletin; ucuz ve hızlı internet bağlantısı sağlamak, servis sağlayıcı şirketlerin bu alanda yapabilecekleri tekelleşmeyi önlemek, kötü niyetli internet kullanıcılarına karşı iyi niyetli kullanıcıları korumak ve bunun için, internetin uluslar arası yönünü gözardı etmeden gerekli yasal düzenlemeleri gerçekleştirerek bir an önce etkin yargı denetimi sağlamak zorunda olduğu şüphesizdir.
Devletimizin bu konuda üzerine düşen görevi yerine getirdiğini ne yazık ki söyleyemiyoruz. 26.8.2002 tarihli gazetelerin hemen hepsinde yer alan çok yeni bir habere göre; Kırıkkale’de Berk Can Domain Pazarlama Limited Şirketi adına kayıtlı www.cehennem.org sitesi üzerinden hileli bir takım hareketlerle çoğu Amerika’da yerleşmiş Türk vatandaşları olan onbinin üzerinde kullanıcıya tuzak kurulup şifreleri elde edilmiş ve bu şifreler terör örgütlerine ulaştırılmıştır. Şifreleri başkalarının eline geçen kullanıcıların adları kullanılarak başkalarına küfür ve hakaret içeren e-mailler gönderilebilir, gizli haberleşmeleri okunabilir, kredi kartlarının şifreleri çözülüp alışverişlerde kullanılabilir, kullanıcılar farkında olmadan yurt dışındaki sitelere bağlanabilir ve milyarlarca lira tutarında faturaları ödeme yükümlülüğüyle karşılaşabilirler. Konu gerçekten acil ve önemlidir, bir an önce yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Bilindiği gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi 15.5.2002 tarihli oturumunda 4756 sayılı Yasayı kabul ederek bu Yasanın 26.maddesi ile 5680 sayılı Basın Kanunu’na Ek Madde 9 adı altında bir ekleme yaparak;internet ortamında yayınlanan her türlü yazı,resim,işaret,sesli veya sessiz görüntü ve benzerleri ile yalan haber yapılması,hakaret ve benzeri fiillerin işlenmesi durumunda 5680 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağını hüküm altına almıştır.
Basın Kanunu,2.maddesinde açıklıkla ifade edildiği üzere ancak;”yazılar ve resimler” hakkında uygulanabilir.Halbuki Ek Madde 9’da bunların dışında “..işaret,sesli veya sessiz görüntü ve benzerleri…”nden bahsedilmektedir.Bunlar hakkında Basın Kanunu’nun uygulanması mümkün olmadığı için Ek Madde 9’un 17.maddeye ve bu maddenin de Basın Kanunu’ndaki sorumluları belirleyen 16.maddeye yaptığı yollamanın “..işaret,sesli veya sessiz görüntü ve benzerleri..” açısından hiçbir kıymeti yoktur.Zira internet ortamında “..işaret,sesli veya sessiz görüntü veya benzerleri…” ile yapılan haksız fiillerin sahipleri hakkında Basın Kanunu’nun genel sistematiği içerisinde sorumluları belirlemek ve haklarında uygulama yapmak imkansızdır.Diğer taraftan yapılan düzenleme; internette yalan haber,hakaret ve benzeri fiillerle ilgilidir,bunlar dışında kalan suç ya da haksız fiil teşkil eden bir çok fiil internet ortamında rahatlıkla işlenebilmektedir.Bu tür fiillere maruz kalan internet kullanıcıları failin kimlik ve adres bilgilerine ulaşamamakta,şikayetlerinden sonuç alamamakta,aleyhlerinde söylemler içeren,hatta galiz küfür ve hakaretleri bünyelerinde muhafaza eden internet siteleri fütursuzça yayınlarına devam etmektedirler.Devletin bir an önce suç yeri,suç zamanı,kimlerin suç faili olacağı noktasında düzenleme yapması,servis sağlayıcı şirketlere suç failine ve suç delillerine ulaşılması noktasında bir takım sorumluluklar yüklemesi zamanı gelmiş ve geçmektedir.İnternet yayınının gerçekleşmesinde katkıları olan servis sağlayıcı,erişim sağlayıcı,içerik sağlayıcı gibi süjelerin sorumluluk alanları belirlenmeli,bunlara internet ortamında haksız fiil işleyen kişilerin kimlik ve adres bilgilerine,şikayet edilen yayınların içeriğine adli makamların ulaşmasını temin edici yükümlülükler getirilmelidir.
Bu alanda yasal bir düzenleme olmadığı içindir ki Yargıtay 4.Hukuk Dairesi, 8.2.2001 tarih ve 2001/755-1157 sayılı kararı ile; internetteki yayının durdurulmasına ilişkin mahalli mahkeme kararını; ”..internetteki yayınlar nedeniyle yapılacak işlem konusunda henüz yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Halbuki,mahkeme kararlarının bağlayıcı sonucunun gerçekleşebilmesi için, kararın infaz edilebilir olması ve böylece yaptırımının da uygulanması gerekmektedir. Şu aşamada, internette yapılan bir yayının gönderilenler de dahil olmak üzere internetten çıkarılması veya yayının durdurulması konusunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu bakımdan verilecek kararın infaz edilebilme ve sonuçsuz kalma olgusu tartışılabilecek bir durum arz etmektedir. Bu da yargı kararının etkisiz kalmasını ve böylece tartışılabilir hale gelmesi sonucunu doğurabilir.Bu nedenle buna ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekirken, bunun yerine yazılı olduğu üzere kabul kararı verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozmuştur.
Bu içtihada aykırı olarak internet ortamında bir banka aleyhine yapılan yayınların tedbiren durdurulmasına ilişkin İstanbul mahkemelerinden biri tarafından verilen karar, infazı için Türk Telekom’a gönderilmiş,sayfanın tümden internet ortamından çıkarılması gibi, neticesi itibariyle haksız bir uygulama ile karşı karşıya kalınmıştır, çünkü tedbir kararı sadece banka aleyhine yayın yapılmaması ile alakalı olmasına ve sadece bu yayının yapılmamasının sağlanması gerekirken sayfanın tümü işlevsiz kılınmıştır.
Yarın ki bölümde “Tüketici Sıfatı ile İnternet Kullanıcısının Hakları” anlatılacak.



Kaynak : 