Bu makalenin önceki bölümlerini
- İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi – 1
- İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi – 2
- İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi – 3
- İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi – 4
- İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi – 5
- İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi – 6
- İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi – 7
- İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi – 8
- İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi – 9
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Türkiye’de Yaşanan Sıkıntılar
Çocuk pornografisi, ülkemiz çocuklarını da çok ciddi oranda tehdit etmektedir. Özellikle ülkemizde internetin yaygınlaşmaya başlaması, bu teknolojiyi daha çok çocuk ve genç yaş gruplarının kullanması, içerik denetimi ve kontrolünün olmaması tehlike sinyallerini gün geçtikçe arttırmaktadır.
Uluslar arası platformda, internet üzerinden web sitesi yayınlayanlara yönelik veya web sunuculuğu hizmeti veren şirketlerin yayıncılık esaslarını düzenleyen, herhangi uluslar arası bir hukuki düzenleme bulunmadığı gibi ülkemiz kaynaklı yayın ve yayıncılık esaslarına ilişkin bir hukuki düzenleme de bulunmamaktadır. Bu da internet üzerinden çocuk pornografisi yayını ve ticaretini yapanların işini oldukça kolaylaştırmaktadır.
Türkiye’de, çocuk pornografisi ticareti, genellikle web siteleri üzerinden gerçekleştirilmektedir. Emniyet güçleri tarafından yapılan çalışmalarda, bu tip web sitelerinin çoğunun, Türkiye’de web sunuculuğu hizmeti veren fakat sunucularını yurt dışında barındıran şirketler tarafından yayınlandığı tespit edilmiştir (AEM, 2004). Asıl sorun, web sunuculuğu hizmeti veren şirketlerin, devlette herhangi bir kaydının tutulmaması ve bu şirketlerin kendilerinin de hizmet verdikleri alan adlarına yönelik detaylı ve doğru kayıt bulundurmamasıdır. Yapılan araştırmalarda, ilgili alan adı kayıtları incelendiğinde, büyük oranda sahte olan ve hiçbir geçerliliği bulunmayan bilgilere rastlanılmaktadır.
Yine başka bir sıkıntı ise, ülkemizde internet vasıtasıyla işlenen suçlar ve çocuk pornografisi suçları yönünden; suç yerinin tespiti, yer itibariyle yetkili adli merciin tayini, internet servis sağlayıcı şirketlerin suçun failine ve fiilin ispatına yönelik delillere ulaşma noktasındaki sorumlulukları gibi alanlarda herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmamasıdır.
İnternet’in bir pornografi yayın aracı olarak hızla yaygınlaşması sonucu, bu alanda işin kirli yönleriyle uğraşan insanların, çocukları daha da çok şiddete ve uygunsuz cinsel ilişkiye maruz bırakacak görüntüleri oluşturmak için, birbirleriyle yarışır pozisyona girdikleri tespit edilmektedir. Buna rağmen ülkemizde, henüz bu alanda mücadele edebilecek teknik polis ve adli birimlerin yeterince oluşmadığı göze çarpmaktadır. Türkiye’de, gerek çocuk pornografisi, gerekse bilişim suçlarının diğer alanlarında çalışan çok az birim olmakla birlikte, varolan birimlerin de birbirlerinden çok kopuk çalıştığı, gerekli eğitim ve teknik destek sağlanmadığı için olaylar esnasında oldukça yetersiz kaldıkları görülmektedir.
Başka bir konu ise, ülkemizdeki maddi imkansızlıklar dolayı, sokakta kalan çocukların sayısının bir hayli fazla olmasıdır. Bu durum, çocuk pornografisi işi ve ticareti ile uğraşanların işlerini, daha da kolaylaştırmaktadır.
Ülkemizde ekonomik nedenlerden dolayı, internet erişimleri büyük oranda, internet kafeler üzerinden gerçekleşmektedir. İnternet kafe kullanıcılarının büyük çoğunluğunu ise çocuklar oluşturmaktadır. İnternet’in çoğunlukla pornografi ve çocuk pornografisi yayın aracı haline gelmesi ve kafelerde bu yayınlara engel olacak filtre programlarının kullanılmaması nedeniyle çocuklar, birkaç tıklama neticesinde uygunsuz sitelere erişmekte veya değişik sitelerdeki chat odalarında çocuk pornografisi ile uğraşan kişilerle sözlü olarak iletişime geçebilmektedir.
Yazının “Sonuç ve Önerilerini” işleyen devamını İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi – 11 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 