IPTV, bir servis sağlayıcısı tarafından, bu sistem için abone olmuş kullanıcılara verilen geniş bantlı (Kablo İnternet / DSL / 3G) bir internet bağlantısı üzerinden, internet protokolü kullanılarak dijital televizyon hizmetini sağlayan sistemin genel adıdır.
IPTV teknolojisi hem canlı televizyon yayınını (multicasting) hem de banttan yayını (Video on Demand) içermektedir. Biraz daha açacak olursak; sunuculardan yayın isteğinde bulunulabilmekte ve yayın istenildiği şekilde takip edilebilmektedir. Ancak günümüzde bir çok sistemin kaynaktan kullanıcıya doğru yani tek yönlü olarak çalıştığı düşünülürse IPTV interaktif bir yapıda olup çift yönlü veri aktarımı sayesinde seyredilen yayını istenilen noktalarında durdurma, geri sarma ve ileri alma şansı bulunmaktadır.
Bununla beraber bu yayınları izleyebilmek için yüksek hızda bir internet bağlantısı ve internet bağlantısından alınan yayını televizyona aktarabilen set üstü alıcı cihaz (Set top box, STB) adı verilen son kullanıcının yani abonenin evinde ya da işyerinde bulunan dijital uydu alıcılarına benzeyen kutucuklara ihtiyaç vardır. IPTV yayını STB yardımıyla alınabileceği gibi hizmet veren kuruluşun şifreleme yapısına uygun olursa ufak programlar yüklenmiş bir bilgisayar tarafından da alınabilmektedir.
Film fragmanları ve web kamera gibi videoların seyredilmesi hizmetini sağlayan, hizmetin sunulmasındaki kalite ve hizmetlerin yönetilmesi gibi öğeleri içermeyen İnternet TV(ITV); teknolojisi daha çok gelişmiş ve daha yüksek hızlı erişim teknolojileriyle iç içe bir yapıda olan IPTV ile karıştırılmaktadır. IPTV yönetilen bant genişliği üzerinden gerçekleştirilen televizyon servislerini ifade ederken ITV yönetilemeyen bir bant genişliğinde ve halka açık internet şebekesi üzerinden verilen TV servisidir. IPTV’de yayın almak için STB cihazının muhakkak bulunması gerekirken ITV’de internet bağlantısı yeterlidir. IPTV standartında HD yayınlar rahatlıkla yapılabilmekteyken ITV’de hizmet kalitesi pek de önemli değildir. Sadece olabilenin en iyisi garanti edilir.
Her ne kadar IPTV özellikle 2000’li yılların başında gelişmeye başlasa da Türkiye’de 2007 yılından sonra bu alana yapılan girişimler görülmektedir. Yapılan konferanslar ve planlanan yatırımlar bu alanın önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Türkiye’de ilk defa 2009 yılının Mart ayında TTNET IPTV kapsamında test yayınlarına başlanmış ve 2010 yılının son aylarında IPTiViBu TTNET tarafından hizmete sokulmuştur.
Türkiye’nin IPTV ile buluşması diğer ülkelere nazaran çok yenidir. Bu nedenle hazırlanan Yönetmelik yabancı mevzuatın etkilerini taşımaktadır. Bunların başında Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü (ETSI)’nin TS 102 027 sayılı standartı ve 95/46/EC; 2002/58/EC AB direktifleri yer almaktadır. 17 Temmuz 2010 günü 27644 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Radyo ve Televizyon Üst Kurulu IPTV Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği” 13.04.1994 tarihli ve 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 8,16 ve 31 inci maddelerine dayanarak hazırlanan ve Türkiye’de IPTV’ye yönelik olarak gerçekleştirilen ilk hukuki düzenlemedir.
- Yönetmelikte, sektörün oyuncuları IPTV altyapı işletmecisi, IPTV platform işletmecisi ve IPTV yayıncısı olarak tanımlanmıştır. IPTV platform işletmecisi, üst kuruldan IPTV yayın lisans ve izni almış olan yayıncı kuruluşların yayınları ile platform üzerinden isteğe bağlı yayın hizmetlerini belli bir hizmet seviyesini üstlenen kuruluştur. IPTV altyapı işletmecisi ise genişbant iletim ve erişim teknolojileri üzerinden, IPTV platform işletmecilerine altyapı hizmeti sağlayan ve bu altyapıyı işleten kuruluştur. Üçüncü unsur olan IPTV ek yayın hizmetleri ise televizyon programlarının hangi saatlerde yayınlanacağını gösteren elektronik program rehberi, teleteks, uygulama arayüz programı hizmeti sağlayan ve bu altyapıyı işleten kuruluştur. Ek yayın hizmeti sayesinde aboneler bir yandan TV yayınını seyrederken bir yandan da etkileşimli hizmetlerden yararlanabileceklerdir. Bunlara örnek olarak meteorolojiden hava durumunu öğrenmek, günlük döviz kurlarını takip etmek, yemek siparişi vermek vs. gösterilebilir.
Tanımlar maddesinde yer alan yayıncı kuruluş ise radyo, televizyon yayınını IPTV platformu üzerinden kamuya yönelik olarak iletilmek üzere tertip eden ve yayının içeriğinden sorumlu olan kuruluştur. Şu an için IPTV ve ITV’nin yaygın olması nedeniyle bu konu hakkında yapılan düzenlemenin yeterli olduğu söylenebilir. Ancak başta mobil TV gibi yayınların da yaygınlaşması ile düzenlemenin kapsamı genişletilebilecektir.
IPTV hizmet sağlayıcıları, “Triple Play” adını verdiğimiz ses (Voice over IP – IP Telefon), veri (Standart internet kullanımı) ve görüntü dağıtımının (TV yayınları) bir arada sunulması bakımından tam aranılan bir yöntemdir. Tanımlar hükmünde dikkat çeken bir diğer unsur IPTV’nin en önemli özelliği olarak belirttiğimiz TriplePlay’in bir göstergesi olan isteğe bağlı yayın hizmetleridir. Buna göre kullanıcılar program listesinden diledikleri yayını izleme ya da dinleme şansına sahip olacaklardır.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), RTÜK’ün yayımladığı Yönetmelik ile baştan sansürcü bir yaklaşımın ortaya konulduğu düşüncesiyle “RTÜK tarafından uygun bulunmayan isteğe bağlı yayın hizmetlerinin program kataloğundan çıkarılmasına” ilişkin hükmün, yargı kararları saklı kalmak kaydıyla, yayınların önceden denetlenemeyeceğini ve durdurulamayacağını açıklamasına bağlı olarak iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle dava açmıştır.
Yönetmelik düzeyine gelme konusunda RTÜK ve BTK kapsamında bir yasal yönlendirici sistem inşa etmeleri ve bu iki kurumun konuya geniş çerçevede bakabilmelerinin büyük önemi vardır. Ayrıca, Kasım 2009’da kurulan IPTV Derneği de hukuki düzenleme çalışmalarına aktif olarak katılmıştır. Ancak ilk defa meydana getirilen bir düzenleme olduğu için zaman içerisinde eksikliklerinin çıkması olasıdır.
IPTV’nin interaktif yapıda olması nedeniyle IPTV kullanırken girilen bilgilerin nerede saklanacağı, bilgi güvenliğinin ne şekilde sağlanacağı konusunda Yönetmelikte açıklayıcı bir hüküm bulunmamaktadır. Aynı şekilde kullanıcılar TV seyrederken bir yandan etkileşimli hizmetlerden faydalanabilecek, bir yandan da istedikleri kişiler ile iletişim kurabileceklerdir. Bu esnada hakaret gibi gerginlik yaratacak bir durumun ortaya çıkması – özellikle de toplu bir görüşme söz konusu ise – kimlerin sorumlu tutulabileceğinin tespit edilebilmesi önemli bir sorundur. Böyle bir sorun ile karşılaşıldığında çözümü ne olurun cevabını IPTV’nin henüz ülkemizde yeni gelişmekte olması nedeni ile Türkiye’de aramaktan çok, 2000’li yılların başından beri bu konuda etkili olan Avrupa ve Amerika’daki uygulamaların incelenmesinde fayda vardır.
Sonuç olarak; IPTV, geleceğin yayıncılık teknolojisi olarak tüm dünyada kabul görmeye başlamakta, yapılan yatırımlar ve hazırlanan yasal düzenlemelerle birlikte ülkemizde de hızla gelişmektedir. IPTV’nin, dijital görüntü, ses ve veri iletişimi alanında sunduğu sayısız imkanlar nedeniyle yayıncılık, reklamcılık ve telekomünikasyon sektörleri açısından gün geçtikçe çok daha önemli ve ayrıcalıklı bir konuma gelmesi beklenmektedir.
Nimet Öztürk – İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü
KAYNAKLAR
http://www.turk-internet.com/portal/index.php
http://www.bitdunyasi.com/tr/
http://www.iptv-der.org/
http://www.mrgco.com/iptv/gf0610.html
http://www.oecd.org/dataoecd/11/23/39869088.pdf
http://point-topic.com/dslanalysis.php
http://atifunaldi.posterous.com/
http://www.ntvmsnbc.com/
http://rega.basbakanlik.gov.tr/
http://www.tk.gov.tr/Yayin/Raporlar/2008/IP_Hizmetleri_Raporu_V5.pdf
http://www.iptv-der.org/turkiyede-IPTV.pdf
http://www.iptv-der.org/IPTV-pazarinda-duzenli-buyume-suruyor.aspx
http://atifunaldi.info/2010/07/29/turkiye’de-iptv-kasim-2009-iptv-dernegi-raporu/
http://www.rtuk.org.tr/sayfalar/IcerikGoster.aspx?icerik_id=1a32458f-b584-4894-a782-c6eb4594fa12



Kaynak : 