2005 yılında TBMM’de Bayındırlık, Ulaştırma ve Turizm Komisyon’nunda uzunca bir süre tartışılarak son halini alan Elektronik Haberleşme Yasa Tasarısı (EYH) uzunca bir süre TBMM gündeminde kaldıktan sonra birden geri çekilivermişti. Kanun şimdi yeniden gündemde. Geçtiğimiz Çarşamba Ulaştırma alt Komisyonu’na yeniden ilk haliyle sunuldu. Bu taslağa burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Tabi bu arada 2005 Aralık ayında, üzerinde çalışılmış ve belli bir mutabakata varılmış son halini de görmek isteyebilirsiniz. Onu da burayı tıklayarak görebilirsiniz. Bu haline gelirken yaşanan gelişmeleri ve yorumları hatırlamak için de EHY Tasarısı Dosyası‘na bakabilirsiniz.
Şimdi gelelim bu kanunla ilgili notlarımıza. İlki çok ilginç; Burayı tıklayarak ulaşabileceğiniz daha önceki bir yazımda da belirttiğim üzere, bu tasarının madde 68’i (yeni taslakta 66.cı madde), 19 yıl sonra sona erecek olan imtiyaz sözleşmesi ile yönetimi Türk Telekom’a verilmiş olan Türkiye’nin telekom altyapısını toptan Türk Telekom’a veriliyor. Bu konuda daha başka notlar da belirteceğim için şimdilik bu konuyu hatırlatmakla yetiniyorum.
Bu yazıda asıl anlatacağım husus ise; Telekomünikasyon Kurumu’nun ortadan kaldırılıyor oluşu şeklindeki duyumlar.
Telekomünikasyon Kurumu ya da başka deyişle “düzenleyici kurul” Telekom sektöründe serbestleşme kararı vermiş tüm ülkelerde kullanılan bir araç. ABD dışında her ülkede devlet tarafından 20.yüzyılın ilk yarısında kurulan Telekom firmaları, birer dev haline geldikten sonra, 20.yüzyılın ikinci yarısındaki hızlı gelişmelere uymakta hantal ve önleyici hale geldiler.
Oysa, gelişen bilişim teknolojileri uzantısında, ses trafiğinin yanı sıra, veri hizmetlerinin doğması (telex ve sonra fax) sonrası, katma değerli hizmetlerin verilmesinde, manevra kabiliyeti yüksek, fiyatları daha ekonomik ve müşteri hizmetlerine daha yatkın firmaların gündeme gelmesiyle birlikte, sektörün tamamını kapatmaya alışmış telekom tekellerinin önüne geçip, hareketlerini düzenleyecek, zaman zaman engelleyecek (mesela gücü nedeniyle aşırı fiyat düşmesini) ve pazarın oluşmasını sağlayacak özerk düzenleyici kurumlara ihtiyaç duyuldu.
Telekom devini (incumbent) özelleştirme kararını 1990’larda almış olan Türkiye’de de düzenleyici kurum 2000 yılında kuruldu ama sürekli “özerk olamadı” eleştirilerine maruz kaldı. Özerk olması gereken ve doğrudan Bakanlar Kurulu’na düzenleme göndermesi gereken kurumun, 8 yıldır siyasal hareket ettiği düşünülüyor ve bu konu özellikle alternatif telekom firmaları ve bu firmaların derneği olan Telkoder tarafından yüksek sesle dile getiriliyor. Hatta bu durum bir önceki Başkan Ömer Arasıl tarafından da “biz seçilmişlerin atadığı kişileriz” ifadesiyle somut hale dönüşüyordu. Arasıl TK’nın hareket etmekte neden zorluk çektiğini ve çıkarması gereken düzenlemelerde neden geç kaldığını, büyük bir açıklıkla ifade etmiş oluyordu.
Ancak 2 yıldır bu kurumdan Türk Telekom da şikayetçi. Bunun nedenini pazardaki spekülasyonları tekrarlayarak ifade edelim; Telekomünikasyon Kurumu eski Telsiz Genel Müdürlüğü ve Türk Telekom kökenli ve genellikle MHP zamanında işe alınmış kişilerden oluşuyor. Kulislerde bu nedenle, kurumun çalışanı olan pek çok kişinin AKP hükümeti tarafından özelleştirilmiş, özellikle de Türkiye dışındaki bir firmaya satılmış bir Türk Telekom’dan hoşlanmayabileceklerine işaret ediyorlar. Fatih Yurdal döneminin ekibinin, bu son 2 yılda siyasal olabilecek kararlara karşı kısmen de olsa direnen bir ekip olduğu yorumları yapılıyor.
Ancak Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın geçen yıl seçim döneminde görevinden ayrıldığı 3 aylık sürede yapılan bazı atamaların, bugün başka noktaları dayanak almalarından ötürü Bakan Yıldırım’ın rahatsız olduğu dedikodusu da başka bir konu.
Tabi bir de, Turkcell’in Avrupa Birliğine yaptığını duyduğumuz bir başvuru var. Biliyorsunuz, Avrupa Birliği bir süredir Avrupa’daki bir çok ülkenin Telekomünikasyon Kurumlarının tozunu attırıyor. İspanya, Hollanda, Fransa, Almanya hemen bir çırpıda sayabileceklerimiz. Yanı sıra, Telekomdan sorumlu kurul üyesi Viviane Reding de geçen haziranda yerel düzenleyici kurumların siyasetin gölgesinde kaldığını, bu nedenle de merkezi bir düzenleyici kurum kurup, kararların buradan çıkarılmasının uygun olacağını belirtti.
Aldığımız haber, Turkcell’in başvurusunda olumlu bir gidişat olduğu şeklinde.
İşte şimdi bir taşla 2 ve hatta 3 kuş vurmak sözkonusu. Aldığımız bilgiye göre TBMM’de görüşülmeye başlanan EHY’nın kabulü sırasında, Telekomünikasyon Kurumu’nun kaldırılması yönünde bir çaba meydana geleceği bildiriliyor. Yani Telekomünikasyon Kurumu’nu kapatarak hem AB’den gelebilecek bir tepkiye (malum AB üyelik maddelerinden birisi de Telekom) “biz farkındayız, o nedenle de zaten kapattık” demek mümkün olacak, diğer yandan ise can sıkan kadrolar Bakanlık kadrosuna alınıp, yerine yeniden gıcır gıcır bir düzenleyici kurum oluşturulacak. Adı da farklı olmalı, bu nedenle “Bilgi ve İletişim Kurulu” olarak değiştirilecek.
Yani kurulun siyasetçilerle yönetilen faaliyetleri, kapatılmasına neden olurken, siyasetçilere de kullanabilecekleri bir neden oluşturmuş olacak. Aziz Nesin nerdesin???



Kaynak : 