Raporun önemli noktalarını özetlediğimiz haberimizin ilk bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
Satın Alınabilirlik Düzeyi Artışta Ancak Az Gelişmiş Ülkelerde Fiyatlar Hala Çok Yüksek
ITU’nun raporu, tüm dünyada telekomünikasyon ve internet servislerinin gün geçtikçe daha fazla satın alınabilir hale geldiğini gösteriyor. 2010 ICT Fiyat Kümesi değerlendirmesinde 165 ülkedeki ortalama sabit telefon, mobil telefon ve sabit genişbant internet erişim maliyetleri bir araya getiriliyor ve fiyatların 2008 ila 2010 arasında tüm dünyada ortalama %18 oranında düştüğü gösteriliyor. Fiyatlardaki en büyük düşüş ise ortalamada %52 gerileyen sabit genişbant internet hizmetleri segmentinden gelmekte.
2010 ICT Fiyat Kümesi değerlendirmesinde ilk 10 içinde yer alan tüm ülkelerin kişi başına düşen gayri safi milli hasıla değerlerinin son derece yüksek olduğu görülmekte. Birleşik Arap Emirlikleri haricinde, ilk 10 içindeki tüm ülkeler yine Avrupa ve Asya-Pasifik bölgesinde. Gelişmiş ülkelerde ICT servisleri için ortalama fiyatların aylık kişi başına gayri safi milli hasılanın %1,5’uğundan daha düşük olduğu görülmekte. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu ortalama %17 civarına çıkıyor.
Ancak her ne kadar genişbant fiyatları tüm dünyada keskin bir düşüş sergilese de, pek çok düşük gelirli ülkede halen daha yüksek hızda internet erişimi satın alınabilir düzeylerin çok çok üstünde yer alıyor. Örneğin Afrika’da 2010 yılı sonunda ortalama sabit genişbant servisleri aylık gelirin %290’ını bulabilmekte.
Hız ve Servis Kalitesinde Ciddi Farklıklar Dikkat Çekiyor
ITU raporu değişik ülkelerde sunulan sabit ve mobil genişbant teknolojilerini ve servislerini kıyasladığında network kapasitesi, hız ve kalite bakımından ortada ciddi farklılıklar olduğunu gözler önüne sermekte. Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda sunulan minimum genişbant hızı (256 Kbps) email alış verişi gibi servisler için yeterli gibi gözüküyor olabilir ancak grafik açısında zengin verilerin yoğun kullanıldığı uygulama ve servisler söz konusu olduğunda bu hızlar son derece yetersiz kalmakta.
ITU raporunda dikkat çekici hususlardan birisi de, hem sabit hem de mobil genişbant servislerinde erişilen maksimum hız ile reklamı yapılan maksimum hızlar arasında büyük farklar olduğu. Raporda operatörlerin müşterilerine abonelik hızları, kapsama gücü ve fiyatlandırmalar konusunda daha net bilgiler vermeleri gerektiği ve ICT regülatörlerinin bu konuda cesaretlendirici adımlar atması gerektiği vurgulanıyor. Raporda, ITU Telekomünikasyon Gelişme Dairesi Direktörü Brahima Sanou’nun konuyla ilgili şu sözlerine yer verilmekte:
“Özellikle gelir düzeyinin yüksek olduğu ülkelerdeki yüksek hız/kapasite/kalitedeki internet erişimleri ile gelir düzeyinin düşük olduğu ülkelerdeki düşük hız/kapasite/kalitedeki internet erişimleri arasında yeni bir dijital ayrışma (digital divide) dönemi başlamakta. Bu konudaki politikaları oluşturanlar genişbandın yaygınlaştırılması için süratle devreye girmeli ve mevcut genişbant servislerinin daha hızlı, daha sağlam ve satın alınabilir düzeyde olduğunu güvence altına almalıdırlar.”
Gençleri Hedeflemek Dönüşüm Sağlayabilir
ITU’nun yayınladığı araştırma raporu, özellikle öğrencilerin hedef olarak seçilmesinin gelişmekte olan ülkelerde internet kullanımını arttırmada en etkili yol olabileceğini ortaya koymakta. Gelişmekte olan ülkelerde nüfusun sadece ortalama %21’i internet kullanıyor. Gelişmiş ülkelerde ise bu oran ortalama %70 düzeyinde.
Measuring the Information Society 2011 raporu internet kullanımın önündeki en önemli engelin her zaman altyapı ve fiyatlarla ilintili olmayabileceğini ortaya koymakta. İnternet kullanım şekilleri ülkelerdeki nüfusun eğitim, cinsiyet, gelir, yaş ve coğrafi konum (şehir/taşra) durumlarına göre farklılık gösterebilmekte. Rapora göre örneğin en yüksek kullanım oranları, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki yüksek eğitimli bireylerden gelmekte. Buna göre insanların eğitim düzeyi arttıkça, internet kullanım oranları da artış gösterme eğiliminde. Ayrıca pek çok ülkede erkekler kadınlara göre daha online gözüküyor.
Yine ITU raporuna göre gençler (25 yaş altı), yaşlılara göre çok daha fazla internet kullanımı sergilemekte. Rapor okuyan gençlerin, okumayanlara göre daha fazla internet kullandıklarını da göstermekte. İnsanların bir kez internet kullanma alışkanlığı edindiğinde bunu tekrarlayacağını farz ederek, şu anda okumakta olan gençlerin hayatlarının sonuna dek internet kullanıcısı olacağını öngörmek mümkün. Bu yüzden de bu kesimi hedeflemek son derece önemli.
Gelişmekte olan ülkelerde nüfusun %46’sının 25 yaş altı kişilerden oluştuğu biliniyor. Bu yaklaşık 2,5 milyar kişi demek. Rapor bu gerçekten yola çıkarak, özellikle öğrencilerin hedef olarak seçilmesinin gelişmekte olan ülkelerde internet kullanımını arttırmada en etkili yol olabileceğini ortaya koymakta.



Kaynak : 