Anadolu halkımızın tecrübelerle tesis ettiği güzel söylemleri var, ‘öküz öldü ortaklık bozuldu’, ‘pire için yorgan yakmak’ bunlardan sadece ikisi ve konumuza isim koyacak bir tecrübeyi taşıyor.
KabloTv altyapısı konusunda son haftalarda Kamuoyu gündemine taşınan ve tribünlerden yürütülen bir karmaşa var. Öylesi bir beceri gayretleri var ki, ortaklık bozulurken öküz ölecek, ya da pire kovalarken yorgan yakılacak duruma geldi.
Bu ülkenin insanları ve yatırımcıları olarak bu ülkenin değerleri üzerinde var olma ve büyüme, çoğalma gayretlerini Cumhuriyetin ilk yıllarından beri süredüregeliyoruz. Ulusal sermaye üretme, ulusal yatırımcı ortaya çıkartma, ulusal kaynakları katma değerleri ile kullanıma sürükleme gayretleri söylemleri ile birlikte kimi zaman destek buluyor kimi zaman da köstekleniyor, ya da el değiştirmeye zorlanıyor. Dalgalı kur uygulamasını kur’un dalgalanmasından ziyade, duruşlarımızda, kararlarımızda, varlıklarımızda ve konumlarımızda yaşadığımız gelgitlerde yaşıyoruz.
GSM bazlı hizmetlerde bugün gelinen noktada hizmet çeşitliliğinden ve fiat politikalarından hangi tüketici şikayet edebilir ki,
Fiat politikaları ve pazarlama tetiklemeleri ile canlandırılan markette, market büyümesinden hangi operatör şikayet edebilir ki,
Kulanıcı artışı, kullanım artışı ve hacim büyümesinden %60 oranını geçen vergi toplayan hangi hükümet şikayet edebilir ki,
Bu canlılığın içinde halen büyüme payı ve yükselme eğrisi gören hangi yatırımcı şikayet edebilir ki,
Mobil ortamda yaşanan bu olgunlaşma süreci sonrasındaki rekabet ve servis/fiat çeşitliliği ve aktifliği neden diğer iş kollarına ve mecralara örnek vaka olarak taşınmasın.
KabloTv altyapısı bu ülkede 15 yıldan beridir var, dalgalı kur misali hükümetin ve Telekom yönetiminin her değişiminde bir dalgaya uğramış, hamlesiyle, hevesiyle inmiş çıkmış, gitmiş gelmiş, bir çerçeveye oturtulamamış. Telekom’un özelleştirilmesi süreceinde doğru bir kararla ayrılma sürecine sokulmuş, ancak isabetsiz bir kararla yanlış bir limana bırakılmış. Yöneticisinin en büyük rakibimiz Kablo’ dur diye demecinin bulunduğu bir Şirketin idare ve iradesine bırakılmıştır.
Yaygınlaşma büyüklüğü hiç de küçümsenmeyecek olan bu altyapının aynen GSM şebekelerinde olduğu gibi bir alternatif, bir rekabet mecrası olarak konumlandırılması, içerisinden telefon servislerinin de verildiği, futbolun da en kaliteli ve katma değerleriyle sunulduğu, tematik, mahalli, bölgeye/kişiye özel içeriklerle beslendiği, bir altyapı haline dönüştürmek hiç de uzak bir imkan değil.
Bedel ödeyip televizyon izleme kültürünün ve alışkanlığının henüz kabul yerleşmediği marketimizde, değerler zinciri üretmek, program üreticisinden televizyon üreticisine kadar bir ticari birlikteliğin mekanizmasını kurmak ancak bir Network vasfını taşıyan ve tanımlanmış, sözleşmelenmiş kullanıcıları olan ticari disiplinlerde mümkün olacaktır. Bu anlamda Uydu platformları sonrasında konumlandırılması ve bu yönde öncelikli desteklenmesi gereken mecra Kablo altyapısıdır. Kablo da bu yapılanma ve dönüşümün olgunlaşması sağlanmadan , karasal sayısal yayıncılıkla ilgili düzenlemeler ancak karmaşaya hizmet eder.
Ancak temel sorun Kablo’nun kendi iç mecrasında dır, ve öncelikle onun çözüme kavuşması gerekmektedir. Mülkiyet kavgasıyla, Kamu malı , özel sektör kapkaçcılığı söylemleri ile bu çözüme varmak da olası değildir. Gerçek kamu malı olan toprakların, tesislerin, kurumların yerli-yabancı alıcılara sunulduğu dönemde yaşıyorken, Kamu-Özel ikilisini karşıkarşıya kavgacı olarak pozisyonlamak üslubu bozuk, ciddiyetten uzak bir duruş ve son derece tehlikelidir.
Deredeki taşda bizim , kuş da bizim, hepimizin, taş da kaçırılmıyor, kuş da uçurulmuyor. Herkes eteğindeki taşı döksün, uzlaşma meydanına gelsin. Tarih bizi yazıyor, biz tarihi yazıyoruz. Sorumluluğumuzun bilincinde olalım. Yatırımcının yatırdığını yok etmeyelim, kamunun varlığını da heba etmeyelim, kanun değişecekse hiç de zor bir yanı yok. Önce bakış açılarımızı yenileyelim.



Kaynak : 