Hikayenin önceki bölümlerini
- Kiralık Beyin – 1
- Kiralık Beyin – 2
- Kiralık Beyin – 3
- Kiralık Beyin – 4
- Kiralık Beyin – 5
- Kiralık Beyin – 6
- Kiralık Beyin – 7
- Kiralık Beyin – 8
- Kiralık Beyin – 9
- Kiralık Beyin – 10
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Asistan, Anaxa’nın yanına gitmek için hareket etti. Korumalar iki taraftan kolunu tuttu. “İşlem bitti, Anne onu öldürdü, görmüyor musunuz aptallar diye bağırdı”. Ekrandaki çizelge “Min” kısmını gösteriyordu. Baş Rahip başıyla korumalara bırakın işareti yaptı. Kollarını tutan korumalar asistanı bıraktılar.
Asistan hemen Anaxa’nın yanına koştu. Kollarını ve ayaklarını bağlayan kayışları çözdü. Anaxa’nın göğsüne düşen başını özenle tutup kaldırdı. Yüzü, burnunun altından itibaren kan içinde kalmıştı.
Korkarak elini Anaxa’nın boynuna koyup nabzını bulmaya çalıştı. Şaşkınlık ve sevinç içinde Anaxa’nın yaşadığını fark etti. Nabzı hafifti ama yine de hissediliyordu. Kendine bakanlara dönüp bağırdı “hemen acil tıbbi yardım getirin”. İki koruma görevlisinden biri cebinden bir ufak telsiz çıkarttı ve bir tıbbi yardım ekibi istedi.
Asistan Anaxa’nın yüzündeki kanları cebinden çıkardığı bir mendille silerken Anaxa’nın gözü açıldı. Bir öksürük krizi geldi. Neredeyse “kan kusuyor” diyecek kadar çok kan geliyordu ağzından ama bu sefer kusmadı. Öksürük krizi bitince geriye yaslandı. Yüzünde sakin bir tebessümle Asistana baktı ve “bu sefer ki zordu değil mi?” dedi.
Asistan şaşkınlık içindeydi. Öldü sandığı Anaxa yeni doğum yapmış bir annenin huzuru ve gülümsemesiyle ona bakıyordu.
Merakına daha fazla karşı koyamadı. “Anaxa ne gördün?”
Bir gülümseme tekrar yüzünü kapladı. Sonra kendini toparlayarak konuşmaya başladı Anaxa.
“Bir sürü insan yüzü gördüm. Yüzlerce, binlerce insan yüzü. Akıllı, aptal, kadın, erkek, genç, yaşlı, beyaz tenli, zenci, saçları olan ve olmayan yüzlerce binlerce insan yüzü. Hepsi aynı yerden çıkıyordu. Mavi bir ışığın çıktığı bir noktadan binlerce insan yüzü çıkıyordu. Sonra tüm yüzler üst üste gelmeye başladı. Hepsi ama hepsi saydammış gibi tek bir yüzü oluşturdular.”
“Kimin yüzü Anaxa? Nasıl bir yüz? Kime benziyordu?”
“Benim yüzümdü” dedi Anaxa alabildiğine sakin.
“Sonra kendi yüzüm bana güldü ve tekrar o mavi ışığı gördüm. Bu sefer çok şiddetliydi ve çok parlaktı. Gözüm kamaştı. Kör olacağımdan korktum. Mavi ışık vücudumdan geçiyordu sanki. Eriyordum ışıkta. Işık iyice arttı ve sonunda beni de yuttu. Sonrasını hatırlamıyorum. ”
“Peki şimdi ne hissediyorsun Anaxa?”
Anaxa, o serseri Anaxa, mavi renkli kafa yapan haplardan almak için beynini kiralayan Anaxa alabildiğince bilge bir bakışla Asistana baktı. Öğrencisine bakar gibi bakıyordu.
“Her şeyi anlıyorum. Her şeyi”
“Anladığın ne Anaxa?” diye sordu Asistan.
“Işığı görmen lazım” dedi Anaxa ve sustu. Yüzündeki kan izlerini eliyle silmeye başladı.
Anaxa’dan bir cevap alamayacağını sezen Asistan Anne’ye seslendi.
“Anne sen ne gördün?”
Kimselerin olmadığı ünitenin sessizliğini bozan bir cevap beklediler. Baş Rahip ve Asistan sırayla Anneye seslendiler. Yollarını kaybetmiş iki çocuk gibi “Anne” diye bağırdılar. Anne’den hiçbir ses gelmedi.
Anne bir daha hiç konuşamadı.



Kaynak : 