Hikayenin önceki bölümlerini
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
“Elektronik kısmı Zebna tasarladı. Daha öncekilerden çok ama çok farklı yeni bir bilgisayar mimarisi yaratıldı. Aslında fikir alabildiğince basitti fakat belki de bu yüzden onun keşfedilmesi için Zebna gibi bir dahi gerekiyordu. Biliyorsun basit fikirler keşfedilmesi en zor olanlardır.”
“Evet Anne haklısın” dedi Baş Rahip.
“Von Neumanın mimarisinin tersine Zebna’nın mimarisinde bilgisayar aynı anda birden fazla işlemi zamana yayarak ve hatta geçmişe doğru yapabiliyordu. Tıpkı insan beyni gibi. Yaratıcılık gerektiren işlemlerde ise kiralık beyinleri kullanacaktı. Bilgisayarın ilk zamanlarında kullanılan matematik işlemcilere benziyordu. Ana işlemci matematiksel bir işlemle karşılaştığında görevi matematik işlemciye devrediyordu.
Benzer şekilde ana bilgisayar yaratıcılık gerektiren bir sorunla karşılaşınca görevi kiralık beyne devredecekti. Böyle de yapıldı… Zebna kelimenin tam anlamıyla bir dahiydi” dedi Anne. Sesindeki hayranlığı hissetmemek mümkün değildi.
“Evet Anne, Zebna bir dahiydi” diye onayladı Baş Rahip.
“İlk kiralık beyin de zaten Zebna idi. Başlangıçta kimse beynini bilinmeyen bir sistemin eline bırakmak istemedi. Bütün riski göze alarak Zebna ilk denek oldu. O açılış gecesinde ilk şiiri birlikte yazmıştık.”
Asistan, şirketin girişinde bronz bir levhada yazılı olan kısa şiiri hatırladı hemen. Güzel bir aşk şiiriydi. İlk iki dizesini bilinçsizce mırıldandı.
“sesin gümüşi bir aynadan yansır
billur bir ırmak kıvamında. ”
Anne ve Baş Rahip geri kalan dizeleri inanılmaz bir uyumla birlikte okudular
“bakışların derin uçurumlarda açmış
nazlı bir çiçek…
sessizce salınır
her bir hüzün rüzgarında…
Bana “umut nedir?” diye sorma…
sadece sıkıca elimi tut…”
Oda da bir sessizlik oldu. Sessizliği bozan Baş Rahip oldu. “Güzel bir şiir” dedi.
“Evet, güzel bir şiir… Zebna ile birlikte yaptığımız ilk yaratıcı işti”. Daha sonra şirket bir sürü iş başardı sayemde. Beyinler kiralandı. Mimari tasarımdan, edebiyat eleştirmenliğine kadar bir çok şey. Estetik gemi dizaynları, kadın modasına yeni biçimler falan. Bunları zaten ikiniz de biliyorsunuz.”
Annenin kıvama geldiğini hisseden baş rahip asistanın beklediği soruyu sordu.
“Peki bu gün o deneğin beyni ile ne yapıyordun. Sakın estetik bir kadın mantosu deme bana”
Neşeli bir kadın kahkahası odayı doldurdu.
“Bayılıyorum espri yeteneğine. Evet bir kadın mantosu değildi aradığım. Sadece Zebna’nın vasiyetini yerine getiriyordum. Onun bulmak için hayatını verdiği şeyi arıyordum. Zaten beni de bu iş için yapmıştı. Aç gözlü şirket hissedarları gibi paragöz değildi. Ün sahibi olmayı komik bulurdu. O farklıydı”
Duvarda asılı duran Zebna’nın resmine baktı her ikisi de. Sanki resim dile gelecekmiş gibi öyle baktılar. Deli bakışları ikisini de ürküttü.
“Zebna neyi arıyordu Anne” dedi Baş Rahip. Sesinde sabırsızlık vardı.
Hikayenin devamını Kiralık Beyin – 7 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 