Gartner’ın baş analisti olan Ted Friedman’nın söylediğine göre, birçok yönetici hatalı verilerle çalıştığının farkında bile olmadığı için, genellikle durumu düzeltmek içinde yanlış teknolojilere başvuruyorlar.
Friedman, “birçok kuruluş, veri kalitesindeki problemlerin yaratacağı etkinin büyüklüğünü tam olarak anlamıyor,” diyor. “Bu problemler, iş gücünün boşa gitmesine ve verimliliğin kaybedilmesine sebeb olur ve bu etkenlerde şirketin kar’lılığını doğrudan etkiler”.
Friedman’nın belirttiğine göre, yöneticiler çabucak çözüme ulaşabileceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Yöneticiler,yanlızca teknolojiye dayanarak veri kalitesindeki problemleri çözmeye çalışmaktansa, bu işlemin insanlara ve işe yönelik taraflarına da bakmalıdırlar.
Nashua, New Hampshire’de kurulmuş bir analiz firması Illuminata’dan analist Gordon Haff’e göre, verilere bakıp, bu verilerin nereden geldiğini, kimin bu verileri topladığını ve bunların nasıl saklanıp analiz edildiğini bilmek çok önemlidir.
Haff, “Bir şirketin kaç terabyte’lık belleğe ihtiyacı olduğu hakkında endişeye kapılmasından önce, hangi veri tipinin ve bu verinin ne kadarının işleri için gerekli olduğunu belirlemeleri daha önemlidir,” diyor. Herkes Wal-Mart düzeyindeki bir veri deposundan veya Amazon.com düzeyindeki bir CRM sisteminden yararlanamaz. Sistemlerin işin büyüklüğüne ve tipine uygun olması gerekir.
Haff, “Yanlış anlamayın, Teknoloji önemlidir ama eğer veri hatalı, eksik veya uygun değil ise havalı araçlara sahip olmanın bir yararı olmaz” diyor
Haff “Piyasada mevcut uygulamalar ve donanımlar vardır,” diye sözlerine devam ediyor. “Bunlar mükemmel değildir, fakat dışarda çok etkili müşteri ilişkileri yönetimi veya tedarik zinciri yönetim sistemlerini sağlayacak önemli bir teknoloji mevcuttur. Fakat bunları yapmadan önce, işin ihtiyaçlarını saptamamız gerekir. Bu bir IT yönetimi sorunundan çok üst düzey yönetimi sorunudur.”
Ancak “hatalı veri” yeni bir problem değildir.
Haff’ın söylediğine göre şirketler bu problemle işin kurulmasından beri uğraşıyorlar. Bugün artık ülkeleri ve kıtaları kaplayan büyük şirketler var ve bu şirketler dağlar kadar büyük bilgi ve tabi aynı zamanda da hata toplama kapasitesine sahip.
Yöneticiler, iş geliştirme, satış, pazarlama planları ve pazar payı bilgisine dayanaraktan işten çıkarım hakkında kararlar veriyorlar. Ayrıca, en büyük rakiplerinin kimler olduğunu, hangi ürünlerin en iyi sattığını, nerelerde ürünlerini satamadıklarını ve müşterilerinin ne kadar para harcayacağını belirliyorlar.
Eğer bilgi kaynağı kapalıysa, kararlar da oluşamaz.
Haff, “Yöneticilerin kendi işlerinin en temel kuralları hakkında daha iyi bir anlayışa sahip olmaları gerekir. Bir zamanlar, birçok şirket bir önceki dönemde ne kadar ürün sattığını bile belirlemekte zorlanırdı. Bugünün sistemleriyle verilerin kullanıma hazır ve kusursuz olmaması için çok az neden var” diyor.
Fakat toplanan veriler çok kısa zamanda karışık bir hale geliyor.
İş ortaklarını da hesaba katmak gerekir. Yeni şirket bölümleri ekleniyor ve çıkarılıyor. Yeni ürünler geliştiriliyor ve diğerleri raflardan kaldırılıyor. Londra’daki sayılar Chicago’dakilere göre farklı bir şekilde gösterilebiliyor. Anlamamız gereken çok şey ve tabi dikkate almamız gereken çok fazla miktarda sayı var.
Haff’ın söylediğine göre bu verileri düzenlerken IT’nin yapacağı en iyi şey, şirket yöneticileri ile oturup tam olarak hangi verinin önemli olduğuna karar vermesidir. Böylece verilerin nereye kaydedilmesi gerektiği ve nasıl analiz edileceğini anlayabilirler. Bu yöntem yerine oturduğu zaman teknolojilerini seçip, yükleyebilirler.
Haff’a göre, verideki hataları yaratan, bilgisayarın bu verileri yanlış hesaplaması değildir. “Eğer bir problem varsa bu işin yönteminden kaynaklanan bir problemdir. Sistemin içindeki bu verilerin yanlış bir işleme tabi tutulmasından sa, hangi verilerin toplandığı ve bu verilerin nasıl toplandığı daha büyük bir sorun yaratacaktır”
Haff’a göre, bu problemle başa çıkmanın tek yolu, IT ve yönetim departmanlarının sistemlerin oluşturulması sırasında birlikte çalışmasıdır.



Kaynak : 