Linux sunucu odalarından toplantı odalarına doğru geçti. Yazılımın herkesin ihtiyaçlarına cevap verdiğini ispatlamaya çalıştığı çetin gençlik sürecinden, olgunluk çağına geçmeye başladığı görülüyor. Bu olgunluk sürecinde, ölçekleme gerektiren durumlarda oldukça verimli, ölçek büyütme gerektiren durumlarda ise daha az isteniyor.
Peki 2003 yılı civarında, Linux’un şirketler içindeki kullanım durumu nedir?
ServerWatch bu soruyu yanıtlamak için iki hafta once Jupitermedia’nın Washington DC’deki Girişim Linux Forumu’na katıldı. (Jupitermedia, bu yayının ana şirketidir)
İlk gözlem olarak, işletim sistemini geliştiren ve kurcalayan kilit oyuncular iki yıl öncesine kıyasla daha az. Her ne kadar mevcut Linux dağıtımcı sayısı halen genişlemeye, % 100’lere vararak devam etse de, Red Hat ve Suse dünya sathındaki örgütsel Linux tedarikçileri arasında aslan payına sahip olup, Red Hat tek başına pazarın yüzde 50’sinden fazlasına sahip. Sonuç olarak OEM’ler (Orijinal Teçhizat Üreticileri) ve aracı-yazılım (middleware) satıcılarının genel olarak ortaklık yapacakları şirketler bu iki satıcı olmaktadır.
Oracle’ın Linux Program Bürosu direktörü Jim Enright Red Hat Linux ile Suse Linux arasında farklılıkları açıklarken Red Hat’inkinin biraz daha ticari iş yönelimli göründüğünü, Suse’nin dağıttığının ise daha teknik yönelimli olduğunu belirtti.
Araştırma firması Illuminata başkanı ve baş analizcisi Jonathan Eunice’a göre, bir şirket ortamında hangi dağıtımın alınacağına karar verirken “coğrafya ve sanayii” temel alınmalı. Eunice, tüm dağıtımların ortak bir hedefi paylaştıklarını da belirtti – Red Hat’ı yenmek.
Uzmanlaşma
Linux olgunlaştıkça sadece bu sahadaki rakip sayısı azalmıyor aynı zamanda rekabet sahasının kendisi de küçülüyor. Çünkü olgunlaşma’dan uzmanlaşma aşamasına geldi ve Linux’u tüm şirketlerin herşeyi olacak biçimde kullanmak mümkün değil.
Örneğin Linux’un Unix kadar başarı gösteremediği alanlardan biri Ölçeklenebilirlik (scalability). Her ne kadar çok geliştirilmiş olsa ve daha çıkacak sürümleri varsa da çoğu kez 2.6 kernel, 32-yollu SMP desteğinde 16-yolluya karşılık gelse de(ve Red Hat çok yakın bir zamanda 16-yola kadar ölçeklenebilen Girişim Linux 3 çıkardı) Linux hala 256 kelime işlemciye kadar ölçeklenebilen Unix yapılandırmasıyla örtüşmekten çok uzakta.
Ve her ne kadar Linux merkezi işlem biriminde kendisine bir yer edindiyse de, Eunice’e IBM zSerisinde bile bir ölçek uyarlama (scaling out) modeli izlemesi pek muhtemel.
Hewlett-Packard’ın stratejist’i Mike Balma, ServerWatch’a yaptığı açıklamada, ölçek büyütmenin (scaling up) Linux’un en güçlü yönlerinden biri olmamasına rağmen, modüllerden oluşuyor olması onu ölçek uyarlayan altyapılar için iyi bir aday yaptığını söyledi.
Balma, belirli ayrıcalıkların tanınmamasının (örneğin FTP) gerekli olduğu güvenlik ortamlardan bu modüllerden oluşan yapının bu amaç bağlamında gayet iyi çalıştığını söyledi. Bu avantaj, Linux’un şu anda iyice yerleşmiş olduğu finans hizmetleri camiasında gözden kaçırılmamış.
Bu yazılım kalıbı türünün tek örneği. Eunice, VMS ve MVS gibi Unix türevlerinin de ölçek büyütmeden ve finans hizmetleri ortamında burnunu sürtmeden önce ölçek uyarlamayı keşfetmiş olduğunu belirtti.
Linux’u tercih eden şirketler çoğunlukla az sayıda geniş sistemler yerine daha çok sayıda küçük sistemlerle çalışan ve işlemlerini, örneğin, birden çok 4-yollu ya da 8-yollu sistemler için bir 16-yollu sistemle gerçekleştirenlerden oluşuyor. Balma, bazı hallerde yeni sistem daha güçlü ise bir 8-yollu’nun, 16-yollu’nun yerine geçebileceğini söyledi.
Balma, Linux’un en sonunda Web’e ve yüksek başarımlı bilgisayarcılık alanına hakim olacağını, ancak Unix’in de veri tabanı ve uygulama yazılımı server’larındaki krallığını sürdüreceğine inanıyor. Eunice ise uzatılmaya açık kaynak yazılım olma özelliği olan Linux’un uygulama yazılımı geliştiricileri için ve network hizmetleri ve altyapısı, genel aracı yazılım bilgisayarcılığı, LAN server’lar ve bilimsel ve teknik hesaplamacılık için biçilmiş kaftan olduğuna inanıyor.
Eunice, “ağır donatılmış bir masaüstü çözümü ya da ağır işlem uygulamaları olan çok yüksek ölçekli veri tabanları için” Linux’u tavsiye etmeyeceğini çünkü Linux’u destekleyen veri tabanlarının ve aracı-yazılımların hızdan, işlevden ve kullanıcılarının çoğunluğuna gereken kullanım kolaylığından yoksun olduğunu sözlerine ekledi. Yine de bir genelleme yapacak olursak: “özel bir olanaktan yararlanmanın sağladığı esaslı bir avantaj söz konusu değilse, açık kaynak yazılımı seçilecek en iyi yoldur.”
Balma Linux’u kullanıp kullanmamayı düşünen şirketlerin kendilerine şu iki soruyu sorması gerektiğine inanıyor:
1) Linux’un yürütecek olduğu uygulama nedir?
2) Hangi yönetim araçlarından yararlanılabilir?
Yönetim yazılımı çoğu zaman sistemin en hayati bileşeni olup Balma’nın iddiasına göre HP’nin yönetim yazılımı (OpenView, Insight Manager ve Rapid Deployment Paketi) yatay düzlemde düzgün ölçekleniyor.
Linux’a büyük yatırım yapan çok sayıda donanım üreticisi olması, Balma’ya göre, geçiş platformları ile işletim sistemlerinin genellikle el ele olması mantığına dayanıyor.
Balma, donanımdan tasarrufun, şirketlerin Linux’a geçiş yapmalarındaki başlıca itkiyi oluşturduğunu söyledi. Balma, aynı donanım üzerinde Windows’tan Linux’a geçişlerin ise çoğu zaman güvenlik nedeniyle olduğu sözlerine ekledi.
HP, öyle sıkı bir Linux yanlısı oldu ki, yol haritasında bile Açık Kaynak Geliştirme Laboratuarı’na (OSDL) yer verdi. Balma, HP server’ları arasında ProLiant hattın Linux tedarik eden sistemlerin seçtiği tipik donanım olduğunu söyledi. Bu da Linux’un güçünün kaynağı olan genel fikir birliğini destekliyor.
Balma, Linux’un HP donanım satışlarındaki yerini gözler önüne sermek için bazı istatistikler sundu. IDC’nin son rakamlarına göre Linux kullanan Itanium-tabanlı sistemlerin yüzde 80’i HP’nin bütünleşme hatlarından oluşuyor. Bununla birlikte, bu orana bir diğer açıdan bakarsak, Linux’un bütünleşme server’larındaki satışları, tüm Bütünleşme satışlarının yüzde 15’inden biraz daha fazlasını oluşturuyor.
Standartlaşma
Hangi yeni teknoloji olursa olsun, standartlaşma çoğu zaman olgunlaşma ile birlikte anılır. Linux da bunun bir istisnası değil ve beş yaşındaki Free Standarts Group ( www.FreeStandards.org ) daha şimdiden Linux Standart Tabanı’nı (LSB) oluşturdu. LSB üyeleri, bilişim teknolojisini her yönüyle ölçüyor ve AMD, Connectiva, Debian, Dell, Hewlett-Packard, IBM, Intel, Red Hat, Samba ve Sun’ı da bu sürece dahil ediyor. Bunlar arasında yer almayan satıcılardan ilk akla gelenlerinden biri Oracle. Free Standard Grubu’nun üst düzey yürütme yetkilisi Scot McNeil bunu, Oracle’ın genel bir konsorsiyum oluşmasına duyduğu karşıtlığına veriyor. (Oracle OSDL’nin üyesi değil)
LSB, Linux’un yeni bir devam-yolunu yaratmıyor, McNeil, LSB’nin uğraş konusunun “ücretsiz ve açık kaynak geliştirim topluluğu ve IT endüstrisi’nin gereksinmelerine köprülük yapmak için bir Linux tabanı standardı yaratmak” olduğunu ifade etti.
Sonuç olarak bu uğraş başarıyla tamamlandı. Güncel olarak LSB v1.3 altında ondokuz ürün belgelendirildi, ki bu listeye Connectiva, Mandrake, (iki hafta önce çıkarılan Enterprise Linux 3 istisnasıyla birlikte) Red Hat, SCO, Suse ve United Linux gibi önde gelen tüm Linux dağıtımları dahil.
LSB v2.0 ise şu anda geliştiriliyor.
Çalıştırılması — Linux İş Başında
Linux’u sınamak ve gözlemlemek için onun içine ya da durumuna bakmanın bir anlamı yok. İşletim sisteminin nüfuz edebilirliğini ölçmek için en iyi yol Linux üzerinde çalışan yazılımı da hesaba katmak. Linux’u 1998’den beri izlemekte olan OSDL baş analizcisi Stacey Quandt “Şu anda Linux’u desteklemeyen ISV’lerin (bağımsız yazılım üreticileri) rekabet yönünden dezavantajlı durumda” olduğunu belirtti.
Eunice tüm önde gelen OEM’lerin (orijinal donatı üreticileri) Linux’u desteklediğini ve başı çeken sistem yönetimi yazılımlarının, aracı yazılımların ve uygulamaların da böyle yaptığını belirtti. Eunice Linux’un, tıpkı Unix’in çıktığı ilk günlerdeki gibi, kendisine New York borsasında bazı sadık takipçiler bulduğunu söyledi.
Linux’un şu anda Merill Lynch,
Ameritrade, Reuters ve Credit Suisse/First Boston’da güçlü bir varlığı mevcut.
Quandt E-alımsatımın (E-trade) yakın zamanda Sun sistemlerinden IBM’in Linux destekli xSeries 330’una kaydığını ve New York Borsası Menkul Kıymetler Endüstrisi Birliği’nin Linux’a güvendiğini söyledi.
Hedef kitlesini finans hizmetleri topluluğunun oluşturduğu Server satım piyasası kurtlarından Egenera ve de RLX yollarına Linux-tabanlı sistemlerle devam etmeye karar verdiler. O alandaki bilgisayarcılığın yüzde 33’ünün Linux-tabanlı olduğunu düşünürsek, bu hiç şaşırtıcı değil. Balma’nın beklentisi, çoğunlukla network bölümlerini güçlü tutan diğer piyasa yarışçılarının bu gidişatı taklit etmesi yönünde.
Sınırları finans hizmetlerini aşan Linux güçlü olmayı sürdürüyor. Girişim bilgisayarcılığının öyle kabul gören ve standart bir bileşeni oldu ki Eunice “Yakında Linux kullanmayan insanları saymak daha kolay olacak.” dedi.
Örneğin uzun zamandır e-ticarette örnek gösterilen Amazon.com, Linux’tan kar etmek konusunda da örnek gösterilen kuruluş olabilir. Red Hat’in teknolojiden sorumlu baş yetkilisi Michael Tiemann ve diğerleri uzun geçmişe dayanan başarılı satışla dolu ve – işletim sistemini Linux’a çevirmesi sayesinde- halen kar etmeyi sürdüren Amazon’u bu konuda referans gösterdiler. Tiemann, bu geçişten önce “Amazon’un maliyet yapısının, onu kardan yoksun bıraktığını ve Linux’a geçmesi sayesinde her işlemde sonra daha Amazon’a daha çok para kaldığını” söyledi.
Balma HP’nin, Linux’un kullanılabileceği her alana para yatırdığını ve şimdi DNS server’lardan toplama elektronik tasarımlara kadar ev-içi 3,500 Linux-tabanlı sistemle iftihar ettiğini söyledi.
Linux’un Geleceği
Linux, veri merkezine parmak izini bir kere bıraktıktan sonra artık yavaş yavaş masaüstüne doğru yol alacaktır. Eunice’in dediği gibi eskiden Linux’un tüketicinin masaüstüne çıkması olasılığına hemen hemen herkes “henüz o kadar yaygınlaşamaz” diye yaklaşıyordu. Bununla birlikte Eunice, belirli kurum ve kuruluşların Linux’un masaüstüne çıkmasına hazır olduğunu ve bu durumda Linux’un bunun hakkını verebileceğini savunuyor.
Linux bu kadar yaygın bir kabul görünce artık Linux kullanıcılarının sorduğu soru kesinlikle “Linux girişimlere hazır mı?” değil, “Girişimler Linux’a hazır mı?” şeklinde. Bir çok durumda verilecek cevap net bir Evet olacaktır, ki bu soruyu takip edecek olan sorular da en güçlü noktalardan en iyi şekilde yararlanmak için Linux’un nerelerde kullanılması gerektiği ve en verimli olarak başardığı işlevlerin neler olduğu yönünde olacaktır.



Kaynak : 