Bir kaç yıl önce, Kaliforniya merkezli Network Appliance (NetApp) firması, ağ bağlantılı depolama aygıtını (NAS) tanıtarak depolama piyasasında bir devrim gerçekleştirdi.
Bundan önce seçenekler basitti: Ya doğrudan bağlı depolama (DAS) kullanılacak ve veriler diskler üstünde sunucunun kendisinde depolanacak ya da Fiber kanal bağlantısı ile birlikte pahalı bir depolama alanı ağı (SAN) satın alınacaktı.
Gartner’de analist olarak çalışan Pushan Rinner, “Ağ bağlantılı depolama pazarı 2008’de %9 bileşik yıllık büyüme oranıyla 2 milyar dolar seviyesine ulaşacak.” diyor.
NAS sisteminin temelleri
NAS, bağlı host sistemlerinin veri paylaşmasına izin veren tek ağ bağlantılı depolama sistemi tipidir. NAS sistemi, sunucuların hızla çoğalması ve depolama kapasitesinin hızla azalması yüzünden ortaya çıkan problemlere bir çözüm olarak geliştirildi. Bir kaç sunucuya veya bir kaç GB’a sahip olunması kendi başına fazlaca bir problem teşkil etmiyordu. Fakat, bir kaç düzine Wintel kutuyu bir DAS sistemi içinde idare etmeye çalışmış herhangi bir kimsenin size hemen söyleyeceği gibi, devamlı disk alanının dolması, bir çok sunucuda depolama kapasitesinin olması gerektiğinden çok daha verimsiz kullanılması ve karışıklık çıkartan bir kaç sunucunun da olması gerektiğinden fazla kullanılması gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. DAS sisteminde her sunucunun depolama kapasitesi ayrı ayrı idare edilmelidir ve paylaşım mümkün değildir. Bu durumun çabucak bir handikapa dönüşmesi sürpriz olmaz ve performans ve ölçülebilirlik kısıtlanır.
NAS sistemine geçelim. Dosya sistemi olanaklarını depolama aygıtına entegre etmiş. Böylece sunucular aygıta Ethernet kullanarak veya geleneksel dosya giriş protokolleri ile bağlanabilir. Bundan sonra NAS kutusu bir çok sunucu için paylaşılabilir depolama olanağını sorunsuz bir biçimde sağlıyor ve depolama yönetimi büyük oranda basitleşmiş oluyor.
NetApp, NAS pazarının %36.3’lük payını elinde bulundurarak bu hızla büyüyen sektörde başı çekiyor. EMC %34.8 ile onu takip ediyor. HP üçüncü sırada ve %6.8 den daha fazlasını idare edemiyor.
NetApp teknoloji ve strateji direktörü Karthik Kannan, “SAN, NAS’tan çok daha karmaşık, bu da çok daha az idare gereksinimi olduğu anlamına geliyor ve Fiber kanal, NAS ve iSCSI protokolleri ile çalışabiliyor,” dedi ve ekledi, “Sistemlere ve disklere karşın yöneticiler veriyi idare edebiliyor.”
NAS sistemindeki son gelişmeler sayesinde sistem yöneticilerinin artık hangi volume kaç adet diskin bağlı olduğu konusunda endişelenmesine gerek kalmayacak ve yedekleme işlemi saatler boyunca ağdaki bir çok değişik sunucuyu yedeklemeye çalışmakla karşılaştırıldığında dakikalar içinde ayarlanabilecek duruma gelecek.
ABD’deki NAS pazarına global bir bakışı içeren bu yazının devamını NAS Olanakları Genişliyor-2 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 