Dün bir haber yayınladık biliyorsunuz. İzmir’de ardarda kesilen ISS hatlarından bahsettik. (Bkz : Türk Telekom İzmir’deki ISS Hatlarını Kapatıyor). Konuyu biraz daha açalım. Türk Telekom ISS’lerin hattını birdenbire “senin falan müşterin VoIP yapıyor” diyerek kesiveriyor. Peki bu işlem yasal bir işlem mi?
Aslında bu işlem yasal bir işlem olmamalı. Çünkü en başta o ISS’in ve müşterilerinin anayasal hakları olan Haberleşme Özgürlüğü çiğneniyor.
Ama daha enteresanı ne biliyor musunuz?
Bu ülkede bir Telekomünikasyon Kurumu var. Telekomünikasyon Sektörünün düzenlenmesi için kurulmuş durumda.. Yani yerel (incumbent) telekom devi (bizde TT) ile sektörün yeni oluşan firmaları arasında dengeleri sağlamak görevi üstlenmiş durumda.. Bunu zaten 4502 nolu yasa da böyle tanımlıyor. Yani yasa, TK’yı telekom sektöründe taraflar arasındaki uyumsuzlukların çözümü ile görevlendiriyor.
Pekiiiii… bu son olaylarda (hala düzenleme yapmadığı konuları ya da eskileri saymıyorum) TK’nın varlığı nerde?
Yani Telekomünikasyon Kurumunun varlık amacı bu sorunları çözmek ise.. Peki ne zaman yapacak bunu?
Olaya bakın bir.. Türk Telekom hem yargıç hem infaz eden.. Yani ISS’in VoIP yaptığına karar veriyor. Gidip hattını kesiyor. Üstelik de sonradan ISS’in bu işlemin usulsüzlüğünü kullanıp tazminat isteme olasılığını önlemek için elinden imza alıyor.
Allah allah.. nasıl bir ülkede yaşıyoruz ki biz?
Bunu Avukat arkadaşlara sorduk. Av.Ali Suat Güzeloğlu dedi ki..
Hukukta Gabin denen bir müessese var. Yani diyelim ki okyanusun ortasında, geminiz batmış, yüzüyorsunuz. Adamın biri gemisi ile geliyor ve diyor ki, tamam seni kurtarırım ama bana sonradan 2 Milyon $ vereceğine dair sözleşme imzala. O koşullar altında ne yaparsınız. Hemen imzayı basarsınız. Ama hukuk olaya dikkatle bakar ve gönül rahatlığı ile imzalanmamış oluşu nedeniyle, –siz bu parayı verecek durumda bile olsanız– sözleşmeyi iptal eder”
GSM sektöründe, kullanıcılarla operatörler arasındaki tip sözleşmelerin TK tarafından düzenlendiğini ve yayınladığını hatırlatan Av.Güzeloğlu
“TK, GSM operatörlerine, ancak böyle bir anlaşma yapabilirsiniz. Bunun dışında yapamazsınız dedi. Peki ama Türk Telekom ile Telekomünikasyon Kurumu arasındaki görev sözleşmesi neden gizleniyor?”
Av.Güzeloğlu’nun bahsettiği görev sözleşmesi hikayesi de ilginç. Bazı konularda yapılan işlemler bu görev sözleşmesine atıf ediliyor. Ancak ilgili işleme muhatap olan firmalar “görev sözleşmesini görebilir miyiz? Neresine göre bu var? dediğinde.. Görev sözleşmesinin ticari sır kapsamına girdiği ve gösterilemeyeceği belirtiliyor.
Bu konu tarafımıza ulaştığı için biz de merak ettik ve 2 hafta evvel turk-internet.com olarak “Görev Sözleşmesini” TK’dan talep ettik. Ancak TK yetkililerinin bu sözleşmenin açıklanabilir olup olmadığı üzerinde çalıştıkları belirterek, o gün için veremeyeceklerini bildirdiler.
Biz de başka ülkelerdeki regulatory body’ler kanalıyla, web sitelerinde yayınlanan görev sözleşmelerini araştırdık. Yakında bunları size sunacağız.
Bu noktada kısa bir hatırlatma yapalım.. 1970 sonları, 1980’lerden itibaren gelişmeye başlayan data servisleri uzantısında her ülkede, o zamana kadar var olan yerel-dev-tekel ve hükümete bağlı telekom şirketlerinin yanısıra küçük telekom şirketleri oluşmaya başladı. Bu küçük şirketlerin hizmet vermekte ve çeşitlendirmekte gördükleri görevlerin, o ülkelerin telekom sektörünü geliştirdiği, ileriye taşıdığı görüldü. Ancak yine görüldü ki, her ülkedeki yerel-dev-tekel telekom şirketleri, zaman içinde bu şirketlerin önünü kesmeye başladılar.
İşte bu noktada hükümetler REGULATORY BODY oluşturmaya başladılar. Yani dev telekom şirketi ile küçük hizmet vericiler arasındaki çalışma alanlarını belirlemek için tarafsız ve düzenleyici bir kurul oluşturdular.
İşte Türkiye’de de Türk Telekom’u dengelemek ve telekomünikasyon sektörünün oluşmasına yardımcı olmak amacıyla Telekomünikasyon Kurumu kuruldu (Ağustos 2000). Ama acaba işe yarıyor mu? Aslında bir telekom toplantısında duyduğum sözler bu konuda iyi bir cevap. Telekom sektörünün eskilerinden bir yetkili “Biz Telekomünikasyon Kurumu kurulsun diye çok uğraştık ve istedik. Düşündük ki, Türk Telekom’u dengeye getirir. Ancak, şu anda tam tersi çalışıyor. Türk Telekom’un yasal olmayan çalışmalarına kılıf uydurmaktan başka iş yapmıyor. Biz eskiden sadece TT’ye karşı ne yapacağımızı düşünürdük. Şimdi hem TT hem de TK ikisi birden karşımıza dikiliyor” demişti. Bunu duymak ilginç.. Özellikle de bu kadar ülkede Telekomünikasyon Kurumu eşdeğeri regulatory body’ler görevlerini tam anlamıyla yaparken.. Bu noktada da Eski Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Fatih Yurdal’ın sözlerini hatırladım (Bkz : F.Yurdal; Telekomu Liberalleştirmemiş Tek Ülkeyiz).
Şimdi Telekomünikasyon Kurumu bu durumda iken; Av.Güzeloğlu önemli bir noktaya da parmak basıyor:
“Hiçbir ekonomide rakip şirketlerin ofislerine girip cihazlarına el koymak olamaz.. Ticari rakiplerinizdir.. Alete el koyamazsınız, burası dağbaşı değil. Mahkeme bile cihaza el koyacaksa, geçici karar veriyor. Ancak suçlu olduğu kesinleşirse malın müsaderesine karar veriliyor.”
diyerek, şöyle devam ediyor.
Sektörün artık derlenip toplanıp, Rekabet Kurumu’na başvurması gerekir. Bu şartlar altında rekabetçi bir piyasa oluşamaz. Rakip firma size kendi başına bir suç yakıştırıyor. Sonra karar verip, suçun cezasını infaz ediyor. Cihazlarınıza el koyuyor. Üstelik de tazminat hakkınızı elinizden almak için, –hatlarınızı açmamak tehdidiyle– feragat belgesi imzalatıyor. Bu nerede görülmüş?”
Valla nerede görülmüş bilemem ama burada görülüyor. Anlaşılan bu işleri biz yine Avrupa Birliği, Dünya Ticaret Örgütü zorlamasıyla yapacağız. Telekom sektörünün önünü açması, “Digital Divide”ların ülkemize uğramaması için size duacıyız Avrupa Birliği ve Dünya Ticaret Örgütü. Gelin bizi kurtarın 19.yüzyıl ve prostoreyko öncesi Rusya karabasanlarındannnnnnnn….



Kaynak : 