Telekom sektöründe, 1990’lardan itibaren hızlı bir şekilde gelişen teknolojiler uzantısında yakınsama yaşanacağı ve pek çok alanda birleşmeler olacağı tahminini yapanlar, son 2-3 yıldır haklı çıkmaya başladılar.
Bu türden bir birleşmeyi ülkemizde görmek üzere olduğumuz duyumlarını bir süredir alıyorduk. Buna göre, aralık sonunda Kanada’lı ana şirket Nortel Networks ve Holding B.V.’nin sahip olduğu hisseleri, EOP Rhea Turkey Tech B.V. tarafından satın alınan[1] Nortel Networks Netaş Telekomünikasyon firması ile ülkemizin önemli sistem bütünleştirici (integrator) firmalarından Probil arasında, birleşme görüşmelerinin sürmekte olduğu, sektörün bugünlerde konuştuğu konuların başında geliyordu. En sonunda durum, bugün İş Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı ve Netaş tarafından borsaya yapılan “münhasırlık anlaşması imzalandı” açıklamalarıyla da resmiyet kazandı.
İş Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı tarafından, bugün Kamuoyunu Aydınlatma Platformuna yapılan açıklama şu şekilde :
Şirketimiz tarafından Probil Bilgi İşlem Destek ve Danışmanlık Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (“Probil”) sermayesini temsil eden hisselerin tamamının (%100) alımına yönelik olarak Probil hissedarlarıyla hisse devir sözleşmesi görüşmelerinin münhasıran yürütülmesi konusunda 20 Mayıs 2011 tarihinde anlaşmaya varılmıştır. Gelişmeler hakkında kamuya ayrıca bilgilendirme yapılacaktır.
Münhasırlık anlaşması, alımın mutlaka sonuçlanacağı anlamına gelmemekle birlikte, alıcı firmanın böyle bir anlaşma imzalaması, ciddiyetini gösteriyor. Probil’in ise birleşmeye hazırlık olması açısından, bir süredir organizasyonel çalışmalar yaptığı, kısmi eleman çıkarmakta olduğu da sektörde konuşulan diğer bir konuydu.
Her 2 firma, yani Probil ve Netaş, konuyla ilgili olarak şimdilik bu kadar bilgi veriyorlar.
Biz de sektörün konuya yakın uzmanlarına, düşüncelerini ve yorumları sorduk. Genel olarak bu birleşme “olumlu” olarak değerlendiriliyor. Özellikle de Meteksan’ın boşluğunun henüz doldurulamadığı düşünülürse, Netaş’ın ciddi mühendislik ve ARGE tecrübesinin, Probil’in kamuda ve özel sektörde iş yapma tecrübesiyle birleşmesinin önemli bir boşluğu doldurulacağına inanılıyor.
Konuyu Logo Bilgisayar’ın kurucusu ve Tübisad’ın bir önceki başkanı Tuğrul Tekbulut ile değerlendirdik. Şunları söyledi :
Çok güzel bir gelişme. Senelerdir şikayet ettiğim konu, sermayenin bu sektöre girmemesidir. Yüksek sermaye grubu çekingen ve başarısız oldu. Bu nedenle de bu sektöre girmediler. Katma değerin yüksek oluşuna dikkati çektik ama yüksek riskler sektöre girişleri engelledi
Türkiye’de sermaye sanayiden elde edildi. Enflasyonun ve faizlerin yüksek oluşu nedeniyle, bu sektöre yatırım göremedik. Tam tersine, bizim sektör undercapitalize oldu.
Bugünlerde internete para giriyor, bunlar olmaya başladığında eko sistemi de etkileyecektir. Belki bir gün “sermaya var ama girişimci yok” noktasını da görecek miyiz?
Bütün dünyada böyle, girişimci illa şirketi iyi yönetemeyebiliyor. Girişimcilik başka bir şey, yürütülmesi gereken işi yönetmek başka bir şey. Bu nedenle girişimci kuracak ama sonra şirket el değiştirecek ve kurumsallaşacak. Sarmalın doğru çalışması lazım.
Türkiye bilişim sektöründe çok üstün ama cevheri elimizde tuttuğumuzun farkında değiliz, mesela Meteksan’ın geliştirdiği tecrübeleri, olağanüstü işleri düşünün. Sanayicilerimiz bıyıkaltından gülüyor ama Romanya’dan gelen bir şirketin Türkiye’de bir şirketi alması utançtır.
Ben bunun domino etkisine yol açacağını düşünüyorum. Türkiye’nin çok ciddi bir iş birikimi var ama yanlış işlerle uğraşıyor. Bilişimin 90’lardaki en yüksek marjların olduğu dönemini kaçırdık ama bundan sonrasında elde ettiğimiz tecrübeyi kullanmalıyız.
Aynı konuda ismini vermek istemeyen bir sektör uzmanı ise şunları belirtti :
Bir tanesi sadece Türk Telekom ile iş yapmaya alışkın bir şirket. Şimdiye kadar da üretici olarak davranıyordu, satış yapıyordu, iş bitirmeye yönelik tecrübesi yoktu. Diğeri ise özel sektör ağırlıklı proje şirketi. 2 farklı kültür. Yürüyeceğini sanmam.
Ama Koç Bilgi Grubu Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu aynı fikirde değil. Yatırım fonunun gösterdiği “sistem bütünleştiriciliği” hedefinin tam da bu şekilde gerçekleştirilebilir olduğunu söylüyor :
Hamleyi kim düşündüyse takdire değer. Telekom üreticisi kültüründen, proje yapma kültürüne geçişini nasıl çözecekler diye düşünüyordum. Çok zekice bir hareket. Böylece knowhow ve kültür dönüşümü birlikte yapılacak. Çok doğru bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum.
Meteksan sonrası, sektör açısından iyi bir adım. Oyuncular daha derli toplu, büyük grupların biraraya gelmesi, sektörün doğru yolda yürümesi için önemli.
Sadece Türkiye’de değil, bölgesel açılım da sağlayabilir. Dilerim iyi yönetilir.
Konuyu dördüncü bir uzmanla daha konuştuk. Netaş’la yakın işbirliği içinde oldukları için adının açıklanmasını istemeyen uzman şunları söyledi :
Sistem bütünleştiricisi anlamında bir boşluk vardı. Netaş Nortel ana şirketin talihsizliği nedeniyle tüm ürünlerini kaybetti. Biliyorsunuz Nortel tüm varlıklarını sattı. Şimdi Netaş’ın arkasında bir üretici yok ama çok ciddi bir mühendislik ve sistem var. ARGE tecrübesi var. Sadece işbitirme tecrübe eksikliği vardı. Çünkü bugüne kadar hep operatörlerle çalıştılar.
Probil ise pek çok firma ile çalıştı. Cisco ya da Juniper gibi. Ciddi bir çözüm profili var. Arkalarında fonun finansal desteği de olduğunda bu iş gayet akıllıca bir iş gibi gözüküyor. Bakalım nasıl yürüyecek.
Probil Bir Kaç Yıldır Bu Tür Görüşmeler Yapıyor
Pazarda fazla bilişim firması olmamasına karşın, son yıllarda Türkiye’nin yükselen cazibesi nedeniyle de olsa gerek, Probil’in birkaç yıldan beri bu tür görüşmeler yaptığı duyumlarını alıyoruz. Ortalıkta ciddi iş yapan fazla integratör olmadığı için, ilk akla gelen firmalardan birisi oluyor. 300’ün üstünde elemanı olduğu ve 130-150 milyon $ arası cirosu bulunduğu belirtilen firma bir ara Türk Telekom grubuyla da görüşmüştü.
Nortel Networks (Kanada) ve Netaş’ta Neler Oldu?
Nortel 1990’ların ilk yarısı da dahil olmak üzere, dünyanın lider 3-5 telekom üreticilerinden birisiydi. Ancak networklerin IP üzerine kaymaya başlamasıyla birlikte durum değişmeye başladı. Klasik santralcı firmalar pozisyonlarını, yeni nesil telekom üreticilerine karşı kaybetmeye başladılar.
Buna Nortel’in muhasebe hesaplarındaki sorunlar eklenince[2], şirket 2009’da “iflas koruması” talep etti[3] ama zaten şirket 2006’dan itibaren varlıklarını satmaya başlamıştı. Örneğin UMTS işini Alcatel’e[4], kablosuzları Nokia Siemens’e[5], metro ethernet varlıklarını Ciena’ya[6], santral bölümünü Avaya’ya sattı.
Aralık ayında da, şirketin Türkiye kolu olan Nortel Networks Netaş Telekomünikasyon A.Ş.’nin % 53,13 hissedarı Nortel Networks International Finance and Holding B.V.’nin sahip olduğu hissenin tümü, OEP RHEA Turkey Tech B.V. şirketi tarafından satın alındı[1].
1967 yılında kurulan Netaş, servis sağlayıcılar, Türk Silahlı Kuvvetleri ve özel kurumların ses, veri ve görüntü iletişimine yönelik entegre iletişim ağlarını ve altyapılarını kuruyor. 800’ü aşkın mühendis istihdam ediyor. Netaş 30 Eylül 2010 itibariyle açıkladığı 9 aylık sonuçlarında 204.181.830 TL satış ve 18.132.604 TL vergi sonrası kar bildirmişti.
[1] Netaş’ın % 53.13 hissesini OEP RHEA Turkey Tech B.V. Satın Aldı
[2] Nortel ABD’de Muhasebe Kayıtları Sorunu Yaşıyor
[3] Nortel İflas Koruması Talep Etti
[4] Nortel UMTS İşini 320 M $’a Alcatel’e Sattı
[5] Nortel Kablosuz Varlıklarını 650 Milyon Euro’ya Satıyor
[6] Ciena Firması Nortel’in Metro Ethernet Varlıklarının Alımını Tamamladı



Kaynak : 