İnternet radyoculuğunun önde gelen şirketlerinden Spotify, kabuk değiştiriyor. Çeşitli raporlara göre firma, talebe bağlı (on-demand) müzik ve video servisleri sunacak şekilde yeniden yapılanmakta. Toplam abone sayısı 24 milyonu, ücretli abone sayısı ise 6 milyonu bulan firma bu sayede Netflix gibi şirketlerle rekabete hazırlanıyor. Firmanın planında tıpkı HBO ve Netflix’in yaptıkları gibi orijinal içerik üretmek ve bu içeriği pazarlamak yer alıyor.
Online müzik ve video servisleri köklü bir değişim geçiriyorlar. İnternetin yaygınlaşmaya başladığı yıllarda yani 2000 – 2010 arasında müzik ve video paylaşım siteleri bir anda inanılmaz bir hızla arttı. Elbette YouTube gibi yaratıcı fikirlerin Google gibi dev firmalar tarafından milyar Dolar ödeyerek satın alınmış olması da bu trendi destekledi. Ancak bir süre sonra gerek konsolidasyonla gerekse de telif hakkı davaları altında ezilen firmaların çekilmesiyle birlikte online müzik ve video sitelerinin sayısı azalmaya başladı. Spotify, bu alanda zor da olsa tutunmayı başaran ve ABD’de en popüler online müzik servislerinden birisi olmayı başaran bir şirket. Ancak telif hakkı nedeniyle düşen kar marjları firmayı şimdi başka bir iş modeline yöneltmekte.
Bu iş modeli, yani kendi içeriğini üretmek (veya lisanslamak) aslında çok da yeni bir model sayılmaz. Örneğin bugünlerde Game of Thrones dizisiyle ünlü olan HBO kanalı, ilk yıllarında daha çok sinemada gösterilmiş filmlere yer veren bir kablo TV yayıncısı olarak tanınmaktaydı. Ancak HBO kendi izleyici kitlesini yaratmaya başlar başlamaz, The Sopranos ve Sex and the City gibi yapımlarla bir anda güç kazandı. Şimdi de True Blood ve Game of Thrones gibi telif hakları kendisinde olan dizilerle yoluna güçlü bir biçimde devam ediyor. Üstelik kanal bu yapımların gösterim haklarını satarak ciddi paralar da kazanıyor.
Benzer bir yöntemi, Şubat ayında Netflix de takip etmiş ve başrollerinde Oscar ödüllü aktör Kevin Spacey, Robin Wright, Kate Mara, Corey Stoll ve Michael Kelly gibi ünlü isimlerin yer aldığı House of Cards dizisini çekip yayınlamıştı. Söz konusu dizinin her bir bölümünün Netflix’e 5 milyon Dolara mal olduğu (dizi toplam 16 bölümden oluşmakta) açıklanmaktaydı. Dolayısıyla sadece abonelik modeliyle Netflix’in bu işten kar ettiğini düşünmek mümkün değil. Ancak firma, sağlam bir abone kitlesi yaratmak ve bu tip yapımlarla sıkıştığı telif hakkı darboğazından kurtulmak istemekte.
Spotify’ın tam olarak nasıl bir hamle yapacağı henüz netleşmemiş durumda. Ancak 2008 yılında İsveç’te bir startup olarak kurulan şirket bugün 500 milyon Doların üzerinde ciroya sahip. Üstelik sadece 3 ay içinde toplam abone sayısını 4 milyon, ücretli abone sayısını da 1 milyon arttırmayı başaran şirket gözünü uluslar arası dijital müzik pazarına dikmiş durumda. Dolayısıyla Spotify’ın bu pazarda güçlü bir şekilde yer alacağı öngörülmekte.



Kaynak : 