İnternetin kullanımının yoğunlaşması ile birlikte en çok tartışılan konular arasında hep telif hakları oldu. P2P (peer to peer yani uçtan uca) olarak tanımlanan ve her iki uçta normal kullanıcıların bulunduğu ve birbirlerinin bilgisayarından video, müzik ya da benzeri başka bir dosyanın yüklendiği durumlarda, telif haklarının nasıl uygulanacağı hep bir sorun olageldi. Henüz çözümü de geliştirilemedi.
DRM (Digital Rights Management – Dijital Telif Hakları Yönetimi) teknolojisi ile telif haklarını korumak konusunda başarılı olamayan video endüstrisinin, artık içerik korunması endişeleri yerine P2P yoluyla video indirenlere istedikleri içeriği satabilme ve bu yolla para kazanabilme modeline odaklanmalarının zamanı çoktan geldi, geçiyor.
Çünkü In-stat firmasının yayınladığı yeni bir araştırma raporuna göre ABD geniş-bant ev kullanıcıları her yıl toplam 14 milyar video indiriyorlar. Ancak filigran, dijital parmak izi ve yasadışı indirme aktivitelerine karşı durumsal erişim gibi DRM teknolojilerinin kullanılıyor olmasına rağmen, bu indirme aktivitelerinin yüzde 85’inin kanunsuz olduğu bulunmuş.
Uzmanlara göre, buradan çıkarılacak sonuç “DRM’in kullanışsız olduğu” anlamına gelmiyor ancak “doğru şekilde kullanılmadığı” anlamını çıkarmak gerekiyor.
DRM bir medya ürününü (video ya da müzik) nasıl, ne zaman ve hangi araç aracılığı ile tüketeceğinizi belirliyor. Üstelik, DMR video içerik sahiplerinin bölgeden bölgeye değişen dolambaçlı lisans sınırlamaları empoze etmelerini de engellemiyor. Bu yüzden DVD’ler ABD’de bölgesel kodlar ile satışa sunulurken, popüler video sitesi Hulu Kuzey Amerika dışında görüntülenemiyor.
Ancak internet kullanıcıları genellikle satın almak yerine “kırarak” elde etmeyi tercih ediyor. Ama müzik endüstrisinin on yıl kadar önce Napster’i ezmesine rağmen, bugün hala bu tür kullanım engellenebilmiş değil. Kullanıcılar talep ettikleri videoyu o şekilde elde edemiyorlarsa, edinmenin başka yollarını mutlaka buluyorlar.
In-stat araştırmasının ortaya koyduğu bir veri de, 14 milyar videonun sadece % 9’unun ev kullanıcıları tarafından talep edilerek seyredildiğini ama geri kalanların büyük kısmının YouTube ve Hulu üzerinden izlendiğini gösteriyor. Ancak bu durumun değişeceği ve gelişen teknolojiler nedeniyle diğer kullanıcıların da, beğendikleri videoları talep ettiklerinde seyretmek isteyeceklerini ve bu talebin video endüstrisi tarafından karşılanmaması durumunda ise P2P sitelerine yönelecekleri tahmin ediliyor.
Uzmanlar işte bu noktada, video sağlayıcılarına abonelik veya reklam gelirlerine dayalı bir işletme modeline biran önce geçmelerini öneriyorlar, bu modelin işleyeceğine işaret olarak da, yukarıda bahsettiğimiz % 9’luk video indiren kesimin 1,4 milyar dolarlık bir abonelik geliri ve 1,1 milyar dolarlık reklam geliri sağladığına işaret ediyorlar. .
Bu iş modellerinin uygulanmasında ise DRM teknolojilerinin kullanılabileceği belirtiliyor. Yani DRM teknolojileri kişisel kopyaları veya cihazlar arası transferi engellemektense, kimin neyi indirdiğinin bir kaydının tutulması ve ödeme miktarları doğrultusunda sıralı kullanıcı hakları oluşturması için kullanılabilir.
Örneğin filigran download özelliği ile video sağlayıcılarına eğer kullanıcı bir videoyu yalnızca bir kez izlemek istiyorsa buna uygun bir video kiralama fiyatlandırması, kullanıcı bu videoyu saklamak istiyorsa DVD fiyatlandırması ve eğer kullanıcı aynı videoyu PC ve iPod gibi farklı formatlarda istiyorsa veya YouTube gibi ortamlara belirli bölümlerini yüklemek istiyorsa ekstra fiyatlandırma imkanları sunulabileceği tartışılıyor.
DRM teknolojisinin bu gibi imkanları sunabilecek seviyeye yıllar önce geldiği ama hala etkin bir şekilde kullanılmadığı da bir gerçek.



Kaynak : 