Yazının başı için PayPal’ın Dehası ve Mücadelesi – 1 başlığı altına bakınız.
PayPal Savaşları: eBay, Medya ve Dünya Gezegeni’nin geri kalanı ile savaşıyor. Eric M. Jackson, World Ahead Yayıncılık, Los Angeles, California, 344 sayfa, 27.95$.
turk-internet.com Notu : Bu bir kitap incelemesidir ve yazarı William Anderson’un izniyle yayınlanmaktadır.
Düzenleyiciler işe karışmadan önce, PayPal sistemini kopyalamak – veya en azından yakın bir şekilde tekrar oluşturmak – isteyen diğer şirketlerden kaynaklanan ve olması gerektiği şekilde şiddetli bir rekabet vardı. Bu tür bir rekabet PayPal’ı çok daha yenilikçi ve çevik kılıyordu. Bu özellik, şirketin geliştirdiği yenilikçi ve çevik kurumsal kültür tarafından ilerletilmişti. Bu, Avusturya’daki girişimciye öncelik veren sistem yüzünden Avusturya Ekonomisi’ne ilgi duyanlar tarafından takdir edilecek bir şeydi.
Fakat, rakipler tarafından meydana getirilen mücadeleye ek olarak, Rusya’nın organize ettiği suç örgütlerinin sahte hesaplar kullanarak yaptıkları istila neredeyse firmayı batıracaktı. Ve Jackson’ın da vurguladığı gibi, medyanın yanlış tutumu nedeniyle hükümet, firmayı büyük oranda yavaşlattı ve neredeyse bütün işletmeyi durduracaktı.
Devlet destekli engeller, Elliot Spitzer gibi ‘yırtıcı’ düzenleyiciler ve politikacılar kanalıyla konuldu. New York’un başsavcısı olan bu şahıs, PayPal’dan bir miktar “bedava” nakit çıkartmak için Wall Street firmalarını nazikçe sarsmıştı. İkinci devlet destekli bariyer ise hukuk davaları aracılığı ile oynayan dava avukatlarından geldi. Bunlar, devlet mahkemeleri tarafından kurulmuş, avukatları zenginleştirirken işletmeleri ve tüketicileri de fakirleştiren mekanizmalardı.
Hikaye, Thiel’ın Jackson’u Kasım 1999’da, “Yeni Ekonomi” teşviki olan hisse opsiyonunu kullanarak, yeni şirketinde işe almasıyla başlıyor. Jackson o zamanlar, eskiden Arthur Andersen adıyla bilinen şirketin iç kısımlarında sıkışmış genç bir analistti. O zamanlar bu hamle aptalca gibi görünmüş olmalıydı, PayPal bilinmeyen bir başlangıçtı ve Andersen ise dünyanın en iyi durumdaki şirketlerden biriydi. (Beş yıllık bir zaman zarfında PayPal’ın dünya çapında bir isim olacağını ve Andersen’in ise, John Ashcroft’un Adalet Bakanlığı tarafından Enron’un muhasebesini tutan şanssız şirket olma suçundan dolayı maruz kaldığı uydurma suç isnatlarıyla içinin boşaltılacağını kim düşünebilirdi ki?)
Jackson’un PayPal’a gelişinin Silikon Vadisi’ndeki alışılmış olaylardan farklı olduğu ortadaydı. Şöyle yazıyor:
Beklendiğimden haberi olmayan resepsiyoniste kendimi tanıttım . . . . Endişelerim artmıştı. Şirkette bana yapılan iş teklifi konusunda bilgi sahibi olması gereken üç kişi de şaşkın görünüyordu. Peter (Thiel) fikrini değiştirmiş olabilir miydi? . . . Ne olduğu hakkında hiç bir fikrim yoktu. (sayfa 17-18)
Confinity’deki (bize PayPal’ı kazandıran şirketin resmi ismi) ilk karşılaştığı koşullar da endişelerini yatıştırmamıştı. Burada ortam baştan aşağı yapılanmamış bir durumdaydı.
Ben kendimi neyin içine sokmuştum? Yeni Confinity e-posta hesabımın şifresini ödünç alınmış bir bilgisayarda denerken düşünüyordum. İş tanımım yoktu, çevremdeki insanlar kim olduğumu bilmiyordu, ve bina içinde bana ayrılmış bir masa bile yoktu! Andersen en azından yeni işe aldıklarına oturacak bir yer veriyordu. (sayfa 20)
Şirket sonunda Jackson’a oturabileceği bir yer ayarladı – “pin pon odasında” – ve genç Stanford ekonomi mezunu kendini PayPal’ın pazarlamasını yapan ekip arasında buluverdi.
Yazının devamı için PayPal’ın Dehası ve Mücadelesi – 3 başlığı altına bakınız.



Kaynak : 