Bu yazının ilk 3 bölümünü
- Sanal Ortamda Gerçek Tehditler; Siber Terör – 1
- Sanal Ortamda Gerçek Tehditler; Siber Terör – 2
- Sanal Ortamda Gerçek Tehditler; Siber Terör – 3
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Dünya’da Siber Terör
Gelişen teknoloji ile birlikte, terör yöntemleri de bu gelişen teknolojilere paralel olarak kabuk değiştirmekte ve dünya üzerindeki tüm ülkeleri bu yeni terör tipi, yani siber terör saldırıları tehdit etmektedir. 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de meydana gelen ve dünyayı etkileyen terör olayı, teröristlerin ve terör gruplarının internet ve teknoloji kullanarak sınır tanımayan bir şekilde eylemlerde bulunulabileceğini göstermiş ve tüm dünya ülkelerinin bu olaydan kendi kendilerine ders almalarını sağlamıştır. Globalleşen dünyada siber terör tehditlerini gün be gün daha iyi hisseden ülkeler, bu tehdit karşısında kendilerini daha iyi savunmak için çeşitli tedbirler almaya ve bu tehdite karşı gereken önemi vermeye başlayarak hazırlıklı bulunmaya çalışmaktadırlar. Siber terörizm kapsamında bazı ülkeler, kendi çıkarlarına ve propagandalarına hizmet etmesi amacıyla hacker’lar yetiştirmektedir.
Siyasi amaçlarla bilgisayar korsanlığı yapılmasına kısaca “Hacktivizm” denilmektedir. Aslında yeni bir kavram olmayan hacktivizmin geçmişte de pek çok örneği mevcuttur. Bölgede gerginliğin arttığı dönemlerde İsrail’li kişi ve kuruluşlara ait web siteleri sık sık saldırıya uğramaktadr.Bali’de patlayan bomba sonrasında Endenozya ve Malezya’daki islami kesimi temsil ettiğini savunan hackerlar, Güney Asya’daki pek çok web sitesine saldırı gerçekleştirmiştir. Pakistan ve Hindistan arasında Kaşmir üzerinde yaşanan siyasi gerginlik nedeniyle iki tarafa ait hackerlar birbirlerine saldırıp durmaktadırlar. Bütün bu geçmiş tecrübelere karşın, ilk kez bir ülkeyi değil bir fikri hedef alan bir siyasi hareket bu kadar geniş kapsamlı bir hacktivizim hareketine imza atıyor.Irak’a karşı girişilen harekatın meşruluğu konusundaki soru işaretleri, gerçek hayatta olduğu kadar, sanal ortamda da savaş karşıtlarının geçmişte olmadığı kadar bir araya gelmelerine neden olmuş görünmektedir (ntvmsnbc).
Elektronik istihbarat dünyasının küresel takip ağı sistemi olan ECHELON ile tüm dünyanın faks, telefon, telgraf, e-posta, cep telefonu ve internet ağı dinlenmektedir. Böylece, sistem sadece iletişimi kayıt etmekle kalmayıp, iletişimin koordinatlarına da belirlemektedir. ABD, ECHELON vasıtasıyla tüm uluslararası ihaleleri takip edip rakiplerinin tekliflerini kendi ülkesinin katılımcılarına bildirmektedir. Bu durum, ticarette siber terör olarak nitelendirilebilir.
Riptech’in yayınladığı rapora göre, İnternet saldırıları geçen yıla göre yüzde 64 daha artmıştır ve kendini geliştirmiş bilgisayar korsanları tehditi daha da artırmaktadır. Siber saldırılar en fazla ABD’de olurken, Türkiye 6. sırada yer almıştır. En çok hacker barındıran ülke ise Israil olmuştur. 2002 Temmuz-Aralık döneminde 128 bin 678 saldırı tespit edilmiştir. Yapılan çalışmaya göre, potansiyel siber terörist aktivitelerin, teröristlerin sığındığı veya toplandığı İran, Mısır, Kuveyt, Pakistan ve Endonezya gibi ülkeler olduğu ortaya çıkmıştır. Fakat tüm saldırıların yüzde sekseninin Amerika, Almanya, Güney Kore, Çin, Fransa, Kanada, İtalya,İngiltere ve Japonya’dan çıktığı belirtilmektedir. Raporu hazırlayanlardan Elad Yoran’a göre; siber saldırılar terörü destekleyen ülkelerden gelebileceği gibi, kardeş ülkelerden de gelebilmektedir. Ayrıca, terörü destekleyen ülkeleri göz önunde bulundurulduğunda, bu ülkelerin bir çoğunun internet alt yapısının yeterince gelişmemiş olduğu ve bu ülkelerden gelecek siber terörist saldırıları anlamak neredeyse imkansız olduğu ,çünkü başkalarının internet bağlantıları üzerinden çıkış yaptıkları belirtilmektedir. Al-Qaeda’nın siber saldırıları Amerikaya yönelteceğine dair raporlar sorulduğunda bu konuda Yoran; “Bu bilginin güvenilir kaynaklardan geldiğini biliyoruz, fakat bu durumu destekleyecek veya yalanlayacak bir olay henüz olmadı.” fakat hackerların “smokescreens” gibi daha safsatalı teknikler kullanarak kötü aktivitelerini saklayarak saldırıya geçtiklerini ve ne olursa olsun, güvenlik önlemi alan şirketlerin ağlarının daha az risk altında olduğunu belirtmiştir (olympos.org).
Clarke göre (2003), şirketler siber güvenliklerinden daha çok kahveleri için para harcamaktadır. Fakat dijital Waterloo, elektronik Pearl Harbor ve Çernobil olarak nitelendirilen 9-11 olayları ile birlikte siber terörizme yönelik ilginin de arttığı söylenebilir. Ekim 2001’de FBI direktör yardımcısı Ronald Dick (2001), uçak korsanlarının net’i iyi, hem de çok iyi kullandığını belirtmiştir. Siber terörizm kavramı ile siber uzayı kullanan terörist kavramı arasındaki farklılığa literatürde dikkat çekilmektedir. Conwaye (2002), siberterörizm sadece enerji, savunma gibi sistemlerin alt yapılarına yönelik bir hareket olarak görülüp değerlendirilmemelidir.
Bu yazının devamını Sanal Ortamda Gerçek Tehditler; Siber Terör – 5 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 