Bu makalenin ilk bölümünü vurayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Beşinci Ders – Eğitmen ve rehberlerin öğretmekte oldukları görevleri icra etmek konusunda pratik deneyimleri olmalı ve eğitime katılanların onları taşıyacağı ortamı iyice idrak etmelidirler
Bu madde herkesin zaten bildiği bir madde olarak gözükebilir ancak eğitim sağlarken oldukça sıklıkla unutulmaktadır. Ben de bireysel olarak çalışan iki kişiden komuta ve kontrol yazılımı eğitimi aldım. Öğretmekte oldukları komuta ve kontrol yazılımının her bir işlevselliği ve özelliği hakkındaki tüm detayları biliyorlardı.
Ancak maalesef söz konusu programların gerçek askeri operasyonlarda komuta merkezi ortamında ne şekilde kullanılacağı konusunda neredeyse hiçbir şey bilmiyorlardı. Ne zaman öğrencilerden birisi belirli bir işlevselliğin veya özelliğin niye programda var olduğu veya ne için kullanılacağını sorduğunda eğitim vermekte olanlar yanıt bulamıyorlardı. Sonuçta bu eğitimin net sonucu eğitime harcanmış para ve kaybedilen zamandı.
Bu maddenin işletmelere uygulanmasında ise daha yaşlı hatta emekliliği gelmiş çalışanlar, yeni eğitimlere tabi tutulmaktansa diğer genç kullanıcıların sayısallaşmış ortama uyum sağlama konusunda kullanılabilirler. Bu ilk bakışta kulağa pek hoş gelmeyebilir. Ne yani eskiler yeni numaralar öğrenemez mi diye sorabilirsiniz. Ancak benim deneyimlerime göre derinlemesine iş deneyimi sahip olan çalışanlar genellikle en iyi öğretmenler ve eğitmenler haline gelmektedirler.
Belki bu durum teoriyi pratikten ayırabilme yeteneklerinden kaynaklanmaktadır. Belki bu motivasyonun sağladığı bir işlevdir. Ama sebep ne olursa olsun rekabetçi insanlarla dolu bu artan rekabet ortamında, bazı anahtar bireylerin muazzam deneyimlerinden ve öğretici yeteneklerinden yararlanmak suretiyle herkesin yetenek gelişimine yatırım yapmak sizce de mantıklı sayılmaz mı?
Altıncı Ders – “Kullanıcı-dostu” ve “sezgisellik” aşırı abartılı kavramlar. Bunun yerine basitliğe yönelin
Kanada ordusunun komuta ve kontrol yazılımının ilk sürümü çıktığında bazı çok basit görevleri yerine getirmek için 40 veya 50 farklı adım atmak gerekiyordu. Açıkça görülebilir ki sabahın saat 3’ünde savaş sahasındaki bir komuta merkezinde çalışan tükenmiş bir ofis çalışanı için bu tipteki bir komplekslik kesinlikle kabul edilemez. Sonuç olarak eğitim paketlerini ve eğitim talimatnamesini geliştirmekte olan kişiler en fazla altı adımla sınırlı prosedürleri öğretebileceklerine karar verdiler.
Bu kullanılmayan işlevsellik olduğunu mu gösteriyor? Kesinlikle evet. Ancak ya böyle olacaktı ya da inanılmaz bir zaman kaybı yaşanacak ve belki de hiçbir zaman kullanılmayacak işlevler yüzünden bazı çalışanlar uygulamanın kullanışlılığından soğuyacaklardı.
Bu maddeden işletmelerin çıkartması gereken ders ise oldukça açık: yazılımlar çok daha basit ve daha az karmaşık olmalıdır. Yüksek adaptasyonlu ve kavraması daha basit olan, daha basit veya jenerik programlar (örneğin bir hesap çizelgesi gibi) ve daha az amaç-tasarımlı yazılımlar kullanılmalı. Yüksek adaptasyonlu jenerik programlar çok daha ucuz ve kullanılması daha kolay. Benzer biçimde basit olan çok daha çabuk öğrenildiği gibi zaman içerisinde çok daha sezgisel hale gelebiliyor. Ancak özelleşmiş veya karmaşık yazılımlar hem üretimleri hem de bakımları açısından çok daha pahalılar ve bu programları öğrenmek de uzun zaman alıyor. Dolayısıyla da özelleşmiş veya komplike yazılımların yatırım dönüşleri de şüpheli hale geliyor.
Yedinci Ders – Alt katmanlardan gelecek yaratıcılık için yer ayırın ve uygulamaların kullanım alanları konusunda da kullanıcıya inisiyatif tanıyın
Askeri kullanıcılar görünüşe bakılırsa tasarım ve uygulama basitliğini uygulama zekası ve kompleksliğine tercih ediyorlar. Savaş ortamıyla ilgili önemli gelişmeleri, haberleri ve düşmanları takip etmek için “bir veri canavarını” sürekli beslemek zorunda olmaktansa bir hesap çizelgesi kullanmayı tercih ediyorlar.
Bu süreç tepeden inme bir sistem mühendisliği yaklaşımından ziyade şans ve evrimsel keşifler ile ilerleyen bir yapıda. Aslına bakarsanız kullanıcıların yaratılığı ve buluş yapma becerileri bazen programların niyetli olarak gerçekleştirilmeyen uygulamaları ile başa çıkmaya çalışan sistem yöneticilerini çılgına çeviriyor. Bir bakıma bazen tırnak kesmek için tırnak makası değil kılıç kullanmaya benziyor ancak kullanıcılar bunu önemsemiyorlar zira her ne kadar programı yazan tasarımcılar tarafından niyetlenmemiş olsa da uygulamadan kendi çıkarlarına kullanabilecekleri faydalı şeyler sağlamayı beceriyorlar.
İşletme açısından buradan alınacak ders en iyi sayısallaştırma uygulamasına karar verecek olanın uçtaki kullanıcı olması gerektiği. Sayısallaştırma süreci genellikle araştırmacı ve şansa dayalı olarak gelişen bir süreç. Dolayısıyla sistem yönetimi “işleri doğru yapmayı bilen bir usta” olmaktan ziyade kullanıcılara destek veren bir nitelikte olmalı. Genişleme sayesinde kurumsal eğitimciler ve rehberler yeni uygulamalara hızla uyum sağlayabilme ve eğitimlerini takip eden kullanıcılara destek sunabilme yeterliliğinde olmalı.
Sekizinci Ders – Kullan ya da kaybet
Yeteneklerin zamanla kaybolması her zaman büyük bir sorun olmuştur. Örneğin Kanada ordusu üniformalı sistem yöneticilerini operasyonel görevler için eğitme konusunda pek çok kaynak vakfetmekte. Ancak sistem yönetimi o denli merkezileşmiş durumda ki bu kişiler kendi birimlerine döndüklerinde yeteneklerini kullanmak ve bu yetenekleri korumakta genelde başarısız oluyorlar.
Bu yetenekleri gerektiği anda kullanabilme yeterlilikleri fazlasıyla engelle karşılaşıyor ve aldıkları eğitim de boşa gidiyor. Buradan alınması gereken ders ise eğitimin sadece gerekli yetenekleri kazandırmakla sınırlı olduğu gerçeğidir. Firmalar bu eğitimleri uygun iş süreçleri ve organizasyonel yapılar ile desteklemeli ve eğitim verdiği insanların yeteneklerini kullanmalarını ve korumalarını sağlamalıdırlar.
Sonuç
Sayısallaştırma üretkenlik artışı ile birebir bağıntılıdır. Ancak sadece yazılıma ve sistemlere yatırım yapmak yetersizdir. Bu yatırma bağlı olarak eşdeğer bir yatırım da eğitim ve yeni araçları kullanabilme yeteneğine yapılmalıdır.
Eğer bir fabrika işçine çok daha iyi bir makine sağlarsanız ancak ona bu makineyi nasıl kullanacağını öğrenme fırsatı sunmazsanız üretkenlik artışı ya hiç olmaz ya da çok az olur. Bu makalede listelenmiş olan tüm dersler sayısallaştırma ile üretkenlik artışı sağlamak üzere doğru yatırımın yapılması ve bu üretkenliğin engellenmemesi ile doğrudan ilgilidir.



Kaynak : 