Yarın eylüle giriyoruz. Ağustos çoğu kişi için tatil anlamına geldiği için henüz yüksek sesle konuşulmuyor ama bilişim ve iletişim sektörünün sakinlerini zor bir sonbahar (ve belki daha fazlası) bekliyor.
Sektörün telekom tarafındaki altyapının (ve de cep telefonlarını düşünürseniz üst yapının) hemen hemen tamamı, donanım tarafındaki satışlarının büyük bir kısmı ile yazılım tarafındakinin bir kısmının $ ile yurtdışından alındığını düşünürseniz, sektörün maliyetinin yıl başından bu yana % 30’lar civarında artmış olacağını belirtelim. Bu da sektöre muhtemelen belli oranda daralma (istihdamda ve satış hacminde) olarak dönecektir.
Sektörün Büyüklükleri ve $’lı İşlem Hacmi
Tübisad’ın 5 yıldır, sektörün önünü gösteren güzel bir raporu var[1]; sektör büyüklüklerini araştırıyor. 2014 yılının sonuçlarını veren ve mayısta açıklanan rapor 69,4 milyar TL’lik bir sektör hacminden bahsediyor. Bunun 20,4’ü Bilişim, 48,9 milyar TL’si iletişim (yani telekom satıcıları) firmaları gelirleri.
Toplam 103 bin kişiyi istihdam ettiği görülen sektörün,
- İletişim bölümünde sadece 13,4 milyar TL’lik donanımın % 17’sinin yerli olduğu görülüyor. Gerisi $’a bağlı alım. Toplam söylersek, 2014 yılında 11,1 milyar TL’lik gelirin içeriği $ ile alınan mal.
- Bilişim tarafına bakıldığında ise, 10,6 milyar donanım, 6,3 milyar yazılım ve 3,6 milyar TL’lik hizmetin içinde, toplam 6,9 milyar TL’lik bölüm yabancı ürünlerin satışından gelen gelir.
Yani toplam 69,4 milyarlık sektör gelirinin 18 milyar TL’lik kısmı, yabancı donanım, yazılım ya da hizmet satışından oluşturulan gelir.
2014 ortalama dolar kuruna bakıldığında 2,2 civarında seyrettiği görülüyor. Şu anda $ 2,9 TL civarında yani 2014 ortalamasına göre, % 32’lik bir artış var[2].
Bunun bilişim-telekom sektörüne etkisini şöyle özetleyelim;
- Bilişim ve İletişim sektörünün toplam 18 milyar TL’lik ithal ürüne dayanan kısımın maliyetinin artması sonucu satış (belki TL değil ama miktar) azalması
- Operatör gelirleri açısından bakarsak, iletişim kısmında TL’nin değer kaybı nedeniyle muhtemelen azalma olacaktır (insanlar tasarruf yapacak ya da bu ya da şu sektördeki işten çıkarmalar sonucu telefon görüşmelerinde azalma olacak vs)
- Bilişim tarafında 10.6 milyar TL’lik yerli içerikli satış var.
- Yukarıdakilere bağlı olarak da istihdam daralması görmemiz çok mümkün.
- Buna karşılık olumlu bir gelişme olabilir; $ karşısında değeri düşen TL dolayısıyla, Tübisad raporunda 1,3 milyar TL olarak raporlanan bilişim-iletişim ihracatında artış beklenebilir.
Bilişimin ve İletişimin Müşterileri de Zor Durumda; Turizm ve İhracat’ta Zaten Düşme Var.. Ya Diğerleri
Ekonomist Olmayan ve Borsa’dan Anlamayanlar için Çin Borsası, Yunan Krizi, FED Faizleri ve Türkiye Özeti… başlıklı yazıda “Çin için durgunluk yaşarsa dünyaya da yansır” yazmıştık[3]. Nitekim “Kara Pazartesi” denilen olay patladı ve Çin borsasının düşüşü tüm ülkelere dalga dalga yayıldı bile. Bunun anlamı Türkiye’nin ihracatının ve turizm gelirlerinin de bu sene etkilenmiş olduğunun üstüne daha da etkileneceği şeklinde.
Bilişim sektörünün ihracat ve turizm firmalarının ve diğer bağlı sektörlerin altyapısını sağladığını düşünürsek, o sektörlerdeki düşmenin dolaylı olarak da olsa bilişimi ve iletişimi (ICT) etkileyeceği öngörülebilir.
Sıcak Para Kaçmaya Başladı
Son 10 yıldır ülkemizin ekonomide nasıl rahat ettiğini, ya da neden “krizin teğet geçtiğini” yukarıda bahsettiğimiz yazımızda anlatmıştık[3]. ABD’nin 2001 dot.com krizi ve 2008 mortgage krizi sırasında ekonomi çarklarını döndürmek için piyasaya pompaladığı paralar ellerinde kalan bankalar ve diğer finansal yapılar, gelişmekte olan ülkelerin yüksek faizlerine koştular. Türkiye de bunlardan birisi. Bu sıcak para ekonominin dönmesi açısından iyi geldi. Ama faiz maliyeti yarattığı (cari açığa katkı) da unutulmamalı
1 eylül 2015 tarihli güncelleme : Yabancıların Türkiye’deki doğrudan ve portföy yatırımlarından elde ederek ülkelerine aktardıkları kârlar dolayısıyla yaşanan toplam kaynak transferi 2005 yılı ile 2015 yılı Haziran sonuna kadar geçen dönemde 65 milyar 70 milyon dolara ulaşmış. (Bkz : Yabancılardan 10.5 yılda 65 milyar dolar transfer).
Şimdilerde ise sıcak paranın ülkesine geri dönme zamanı gelmiş gözüküyor. Amerikan Merkez Bankası Başkanı Yellen geçen yıl, 2015 içinde faizleri arttıracaklarını açıkladı. Ama bu sıcak parayı kullanan ülkeler, Yellen’in artış yapmasını engellemeye çalışıyorlar.
Çin kara pazartesisi sonrasında, FED faizleri konusunda Amerikan Merkez Bankası Başkanına, daha yüksek sesle “faizi yükseltme” deniliyor ama sıcak para o faizleri beklemeden, şimdiden kaçmaya başladı. Ellerindeki tahvilleri satanların 4,5 milyar $’ı Türkiye dışına çıkardıkları geçen haftanın haberleri arasındaydı[4].
Sonuç – Öngörüler
Yellen faizi-sıcak para, Çin krizi, cari açık gibi olumsuz etkilere ilaveten Türkiye bu döneme dengesiz bir şekilde girdi. Seçimlerin sonucuna rağmen iktidarı paylaşmaya yanaşmayan AKP, doğuda savaşa yaklaşan bir görüntü ve alınması gereken tedbirlerin alınmasını geciktiren otorite ve yönetim boşluğu. Bunlarla nereye varacağız, hep birlikte göreceğiz.
Ama yukarıdaki yazıdan çıkacak sonuçlar şunlar;
- Yakın zamandaki döviz kuru fırlaması önemli miktarda döviz bazlı iş yapan ICT sektörünü negatif etkileyecek.
- 2001 ekonomik krizinde bir şans doğmuş ve sektör kendi yağında kavrulmaya ve lokal çözüm üretmeye yönelmişti. Benzer bir dalgayı önümüzdeki aylarda görebiliriz (mi? aşağıda ki bölüme bakın).
- Tübisad raporunun ortaya koyduğu birtakım sektör dengesizliklerinin düzelmesi sağlanabilir mi? Bu rapor aynı zamanda ortaya bir vizyon konulmasını sağlayabilir mi?
Dünyada ileri ekonomilerde ICT’nin IC ayağı ile T ayağı benzer büyüklükte. Bizde ise T sektör toplamının 2/3’ünü toplamış durumda. Buradaki ciro ağırlıklı olarak operatörlerin ses ve data gelirlerinden geliyor. Yani ileri ülkeler ICT de teknoloji ve pazar geliştirirken, biz ICT ile ağırlıklı olarak konuşuyor, film yada maç seyrediyor ya da oyun oynuyoruz. Bu fırsatla belki bunu daha ağırlıklı ele almak ve buna yönelik sektör ve devlet eliyle stratejiler geliştirilmeli. Aşağıda –belki de çoğu kişi farketmeden gelip geçen– bir örnek var.
2001 Krizinden Bir Örnek – Intel ile Gelişen Türk PC’ciliği
Yukarıda vurguladığımız “acaba dengesizlikler giderilebilir mi”, “bu fırsat, yerli mallara geçiş için kullanılabilir mi?” konusunda da bir yorum yapmak istiyoruz. Malum hep söylendiği gibi, Çin dilinde kriz hem fırsat hem de kriz için kullanılabilir.
Kısa bir gerçek hikaye anlatalım burada; 2001 krizi sonrasında Ayşegül İldeniz’in satış yöneticisi olduğu Intel ülkemizde “roadshow” yapmaya başladığında, “bunlar pek akıllı değil galiba, krizde ne yapıyorlar?” diye düşündüğümü hatırlıyorum. İldeniz ile sonraları konuştuğumda farklı bir olayı tespit edip, değerlendirdiklerini gördük (ki İldeniz’in önünü de bu açtı sanıyorum).
O günlerde, ekonomik kriz nedeniyle HP, IBM gibi çok uluslu firmalar Türkiye’yi riskli görmüş ve taksitli satışı kaldırmışlardı. İşte bu dönem, onların boşalttığı alanı yerliler doldurdu.
İldeniz’den –yanılmıyorsam 2003-2004 civarında, biz hala masaüstü kullanmaya devam ettiğimiz yıllarda–, Türkiye çapında bilgisayar yapan (toplayan da diyebiliriz ama ben yapan’ı tercih edeceğim çünkü kim toplamıyor ki, HP bilgisayarını tamamen kendisi mi üretiyordu?) firma sayısının 3 ya da 5 değil tam 7,500 olduğunu ve bunlardan belli şartları yerine getirerek (vergi levhası, eğitim almış sigortalı eleman çalıştırma vs) bilgisayarlarına “Intel Inside” damgası basmaya hak kazananların 2.500 civarı olduğunu öğrendik. Intel o roadshow ile ülkemizdeki bilgisayar firmalarına eğitim vermiş[5] ve yararlı bir iş yapmışlardı.
Ama gelişen yerli sektör anında baskıyla karşılaştı. Başını Microsoft’un çektiği, içinde HP, Symantec vs’nin yer aldığı bir grup firma tarafından, –sektörün derneği Tübider tarafından “karalama” olarak tanımlanan– hemen “Korsan Bilgisayar Kullanma” kampanyası başlatıldı[6].
Çünkü Türkiye’nin bu cevval masaüstü yapımcıları bir anda zamanın pazar lideri olan HP’yi silmişler ve öne geçmişlerdi. Kampanyada Microsoft’u rahatsız eden ise, yerli bilgisayar yapımcıların 300-500 $ arasına mal ettiği (o günlerde masaüstleri 1000 $’lar civarıydı) bilgisayarlara bir 300 $’da yazılım için vermek istemeyen müşteriler nedeniyle, Microsoft satışlarının olağanüstü düşmüş olmalarıydı.
Microsoft’un başını çektiği BSA o yıllarda ülkemize yönelik “korsan yazılım kullanma oranı” diye masabaşında uydurulmuş ve % 60+ların üstünde rakamlar yayınlamaya başladı ve bu uydurma rakamlara maalesef sonradan Avrupa Birliği gibi yerlerde de rastladık[7]. Microsoft bu saçmasapan rakamı bir kaç sene daha yayınlamaya devam etti. Sonunda tepkiler üzerine, doğrusunu yapıp vazgeçtiler[8].
(NOT : Oysa korsan yazılıma bu kadar hassas davranan Microsoft ve diğer firmalar (HP, IBM, Alcatel, ve diğerleri) faturalarını başka ülkelerden keserek ülkemizde vergi ödemezler ya da çok az öderler. Yani alacağına şahin, vereceğine karga derler ya öyle işte)
Sonraki yıllarda laptop eğilimi geldi ve masaüstleri çok azaldı. Dolayısıyla o dönem geçmiş oldu. Belki o dönem devlet daha uyanık olsa ve bazı destekler verse, bu 2500 tane PC üreticisi bilişimin donanım alanında daha ağırlıklı işler yapar hale de gelebilirdi. Kimbilir?
Biraz da Gülelim
Gülelim dediğime bakmayın. Sizlere aşağıda bir Ekşi Sözlük mesajının linkini veriyorum. Bu mesaj bütününde üzücü. Ama yazan arkadaşımız mühendislik dışında da yetenekli olduğunu göstermiş. Bu kadar gerildikten sonra biraz da gülelim diye ekteki yazıyı okumanızı öneriyorum.. Ekşi Sözlük – 2015 krizi
[1] 2014 Türkiye Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörünün Büyüklüklerinin Detayı
[2] İş Yatırım Dolar rakamları
[4] Türkiye’den 4,5 Milyar $ Kaçtı
[5] İldeniz: ‘Türkiye’de PC Üreticisi 1070 Müşterimiz Var’
[6] BKB Reklamları Ters Tepti; Durdurma ve Para Cezası



Kaynak : 