Dünyanın pek çok coğrafyasında İngilizce yayın yapan, sadece Avustralya’da 110’dan fazla ulusal gazeteye sahip olan; radyo, tv, dergi pek çok yayımcılık kolunda faaliyet gösteren Rupert Murdoch’un sahip olduğu News Corporation, dünyanın en fazla üyeye sahip sosyal ağı MySpace’i daha fazla reklam kazandıran bir platformuna dönüştürmek için çalışmalarına başladı.
News Corporation, bundan üç yıl kadar önce MySpace’i portföyüne eklerken her bir kullanıcının ekleyeceği arkadaşlarla çeperi biraz daha büyüyecek olan arkadaşlık sitesinin benzer bir orantıyla kayda değer bir reklam getireceğini düşünüyordu. Ancak, hesaplar pek tutmadı! Her yıl milyonlarca yeni üyenin katılımıyla bugün 118 milyona ulaşan veri tabanına rağmen MySpace hedeflediğinin çok altında reklam gelirleriyle şaşkınlık yaratıyor.
İki haftaya kadar tamamlanacak olan mali yıl üzerinden hesap yapan MySpace yetkilileri, şirketin yaklaşık olarak 1 milyar dolarlık reklam gelirini ıskalayacağını belirtiyorlar. Analistlerin, Nisan ayında şirkete kötü performansı dolayısıyla eksi vermesi, hisselerde 5 puanlık düşüş yaşanmasına neden oldu.
Daha fazla gelir getiren bir yapıya sahip olması için öncelikle sitenin dizaynından başlayan uzmanlar, ana sayfayı bilgilere boğulmuş karmaşık yapıdan kurtararak, daha fazla reklam içeren bir sayfaya çevirmek için harekete geçtiler. Yeni dizayn ile navigasyonu değiştirilecek olan sitenin, giriş sayfasında video oynatıcı ve arama motoru da bulunacak. Sitenin yeniden dizaynıyla, kullanıcılarına daha fazla hitap eden bir trendin yakalanması hedefleniyor.
MySpace’in, reklam potansiyeli kimilerine göre hala bir meçhul olsa da tüm sosyal ağ mecranda ciddi bir pastanın olduğu biliniyor. Bu ciddi reklam gelirinin nasıl etkinleştirilebileceği ve paylaşılacağı ise ayrı iki ayrı soru olarak zihinleri meşgul ediyor. Analistler, MySpace’in, cüsseli yapısına karşın, reklamverenleri cezbedebilmek açısından rakiplerinin gerisinde olduğunu ifade ediyorlar.
MySpace, sosyal ağ pazarında daha fazla dikkat çekebilmek için sitede yapılan değişiklikleri basın bültenleri aracılığıyla kullanıcılarına ve potansiyel üyelere duyurma çabası içerisinde bulunuyor. Kullanıcıları belli parametreler çerçevesinde kümelendiren My Space, reklamları da aynı şekilde profil eksenli olarak dağıtmaya çalışıyor.
Facebook’da, benzer bir hedefleme sistemi (social ad) kullanarak, daha alt segmentasyonlaştırma teknikleri ile çok daha direkt bir kitleye ulaşılabilmesi mümkün olabiliyor. Örneğin, ‘Yaprak Dökümü’nü izlemekten hoşlanan İTÜ Makine Bölümü mezunu gibi. Böyle bir kitleye hitap etmek isteyen reklamcı, ona göre bir çalışma gerçekleştiriyor. MySpace’in, benzer bir sistemi test ettiği biliniyor.
Dünyanın, üçüncü büyük sosyal ağı konumundaki Bebo’nun, geçtiğimiz ay AOL tarafından satın alınmasının ardından gruba daha fazla katma değer sağlaması bakımından yeni stratejilerle bu mecrada hareketliliğe neden olacağı sanılıyor.
Bir çok medya planlayıcısına göre bu tür reklam yapma modeli, tamamıyle deneme-yanılma yoluyla ortaya çıkarılacak farklı bir alan tanımı içerisinde yer alıyor. Buna karşılık, sosyal ağ pazarındaki reklam oranında bir düşüş yaşanacağı öngörülüyor. Öyle ki, geçtiğimiz Kasım ayında 1.6 milyar dolar olarak tahmin edilen 2008 reklam bütçesinin 200 milyon azalmayla 1.4 milyar dolara gerileyeceği öngörülüyor.
Sosyal ağlarda reklamların istenilen geri dönüşü sağlayamamasını bazı uzmanlar, kullanıcıların reklamlara yeterince dikkat etmemelerine bağlıyorlar. Ancak, yaratıcı fikirlerle kullanıcı dikkatinin çekilebileceğini belirten Facebook Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Chamath Palihapitiya, bunun uzun soluklu bir yolculuk olduğunu belirterek, sosyal ağ pazarından kimin galip çıkacağının önümüzdeki 10 yıl içerisinde belli olabileceğini söyledi.



Kaynak : 