Sosyal ağlar, hayatınızın merkezini mi oluşturuyor? Sabah gözünüzü açar açmaz, banyoya gidip yüzünüzü yıkamak yerine önce üyesi olduğunuz sosyal ağa mı koşuyorsunuz? Gün içinde mobil telefonunuzdan, “kim, nerede, ne zaman etiketlemiş” diye mi bakıyorsunuz? Akşam, bir taraftan ekrana bakarken, göz ucuyla feed’de kim ne yazmış’a mı bakıyorsunuz. O zaman bu yazı tam size göre.
Eğer, üyesi olduğunuz sosyal ağda sahip olduğunuz arkadaşlarınızın sayısı, arkadaşlarınızın paylaştıklarınıza getirdikleri yorumlar sizi daha bir takıntılı hale getiriyorsa, adımlarınızı daha dikkatli atmanızda fayda var. Örneğin, bir taraftan kendinizi göstermek isterken “enflasyon yapmamaya” dikkat etmek gerekiyor.
Gözlemcilerin söylediği özetle şu aslında:
Çok fazla takipçinizin değil, hakikatli arkadaşlarınızın(bahsettiğimiz bir kurumsa sadık kullanıcılarınızın) olması önemli.
Önceki gün 100 arkadaş yerine bugün listemizde 200 kişiyi görmek istememiz bir yerde kısır bir döngüyü gösteriyor. Nicel değer, nitele ağır basıyor gibi görünür hep, ama hep nasılsa tersidir kıymetli olan. Günümüzde, teknoloji şirketleri de benzer bir söylemi kabul ediyorlar. Kendilerine değer veren müşteriyi taçlandırıyorlar. Zaten “Premium” kavramının da çıkış noktası buradan kaynaklanıyor.
Peki, hem şirketler, hem de kullanıcılar özelinde takip edenler nasıl değerlendirilmeli? İşte bir kaç ipucu:
- . Kişileri sizi takip etmeleri için zorlamayın; ısrarcı olmayın,
. Aynı anda çok kişiye yönelmeyin, geri dönüşleri cevaplayamayabilirsiniz,
. Listenizdekilerin sayısını takıntı haline getirmeyin,
. Mesajınızı ulaştırmak için asla yığın ileti yöntemine başvurmayın.



Kaynak : 