TELKODER’in Ankara toplantısı, telekom sektörü için çok önemli bir başlangıç teşkil ediyor. TTNet “operasyonu” ile sabıkalı olan Türk Telekom karşısında geçmiş yıllarda TİSSAD başarılı olamamış ve (kendi şahsi kaantime göre) baştan strateji ve uygulama hatalarıyla, kaybedeceği bir mücadeleye girmişti. Ancak TELKODER toplantısına ilişkin tüm notlar, izlenimler bana ulaştığında, “Türk Telekom bu defa diş geçiremeyeceği bir rakiple karşı karşıya” dedim. Şimdi bu önemli toplantı esnasında “nezaketen” açıkca dile getirilmeyen hususları da gündeme getirerek; Türk Telekom’un %80 “indirim” ve “Ara Bağlantı” konusundaki “tekelci” yaklaşımını irdeliyeyim.
Sektörde “nezaketen” üstü kapalı ifade edilen ve telekom sektöründeki serbestleşmeyi engelleyen gerçek açıkçası şu (hepimiz biliyoruz ben söyleyeyim): Türk Telekom Hazine’ye 2 Milyar USD civarında kaynak aktaran bir kurum olarak, para arayan bir hükümet için vazgeçilemeyecek bir altın yumurtlatan tavuk. Serbestleşme ile birlikte Türk Telekom gelirlerindeki düşüş, doğal olarak önce Türk Telekom Genel Müdürü’nü daha sonra Ulaştırma Bakanını zorlar.
Çünkü hükümet “tahsilat” kaybında “serbestleşme”, “merbestleşme” anlamaz. Hal böyle olunca, özelleştirme sürecinde 11 alıcıya görücüye çıkan bir kurumun “etkileyici” eski bilançolarınının yanı sıra, serbestleşme ile birlikte gerçekleşmesi muhtemel gelir projeksiyonları da önem kazanır. Eğer satacak bir malınız varsa… Öyle değil mi? Bu işin gerekçesi.
Şimdi gelelim, işin yürütmesine. AB’ne karşı göstermelik bir serbestleştirme icra ederken; Telekomünikasyon Kurumu tarafından dağıtılan (şimdilik) 38 adet linsansı göstermenin “yeterli” olacağını düşünen Ankara erkanı, fena halde çuvalladığını görüyor. Çünkü tekel olan Türk Telekom’un %80’lere varan indirim tarifesini onaylayan Telekomünikasyon Kurumu, aynı zamanda serbestleşme ile birlikte lisansları da dağıtan kurum. Ancak TK, para toplamayı ve lisans dağıtmayı çok sevmesine rağmen, “Referans Ara Bağlantı”yı yayınlamamakta ısrarcı. Bu da Türk Telekom’un açıkca işine geliyor. Çünkü UMTH işletmecisi, referans ara bağlantı yayınlanmadan “Ara Bağlantı” anlaşması yaparsa, muhtemelen kesin kaybedeği bir kumar masasına kendi özgür iradesi ile oturup; “geri dönüşü” çok zor bir rus ruleti tezgahına geliyor.
Anlaşılacağı üzere Telekomünikasyon Kurumu, Hükümet, Ulaştırma Bakanlığı ya da Türk Telekom’un baskaları ile serbestleşme sürecinde düzenleyici olma görevindeki tarafsızlığını yitirerek “orta sınıf girişimci” ağırlıklı UMTH işletmecilerinin idam kararını isteyerek ya da istemeyerek verdi. Teoride TK kendini birçok argümanla savunabilir, ancak TT ile “Ara Bağlantı” konusunda anlaşamayan işletmeciyi pek parlak bir gelecek beklemediğini herkes biliyor. Uzun ve meşakkatli belirsiz bir süreç sonunda ne kazanılacağı ise meçhul. TT ile “Ara Bağlantı” imzalama gafletine düşen işletmeci sadece sektörü TT beklentileri doğrultunda (Ara Bağlantı şartlarının mevcut haliyle) yıkıma götürmekle kalmıyor; emsal teşkil edecek anlaşması ile sektörün geri kalanını belirsiz bir hukuki sürecin kızgın çöllerine sürgün ediyor.
Dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir indirim oranı ile serbestleşmeyi sabote eden Türk Telekom, kantarın topuzunu öyle bir kaçırmış ki; sabotajının finansmanını da kendi abonesine “direkt” yansıtıyor. Uluslararası aramalarda kurumsal abonelere sağladığı indirimin maliyetini, ağırlıklı olarak dar gelirli 17 Milyon abonesinden tahsil etme “hayali” kurduğu sabit ücret ile sübvanse edebileceğini ümit ediyor.
Durun beyler. Nezaketi bir kenara bırakalım. Türk Telekom’un ve Telekomünikasyon Kurumu’nun bu yaklaşımı, istihdam, yatırım yapmış, bedelini ödeyerek lisans almış küçük, orta ve büyük şirketlerin T.C. Devleti’ne ve onun kurum/kuruluş, kanun, ciddiyet ve güvenine duydukları saygı ile dalga geçmektir. Bu halkla, özel teşebbüsle dalga geçmektir. Siz dalga mı geçiyorsunuz yahu? Bir aklı selim çıkıp da, “Siz napıyorsunuz ?” demeyecek mi?.. derken, diyenler çıktı, işte!
Türk Telekom zihniyetinin “yıldırıcı” ve “yok edici” dayatmalarının eseri, dünyada muadili olmayan talepler içeren “Ara Bağlantı Sözleşmesi”ni UMTH İşletmeci’lerine 12 Temmuz 2004 tarihine kadar imzalatma dayatmasına karşı, telekom sektörü ayağa kalkmıştır. Ankara’da her bir ağızdan “imzalamayacağız” denmiştir.
Dikkatinizi çekerim. Sesini yükseltenler arasında hiç iş yapmasa bile yüzlerce PRI hattının sabitine, yüzlerce çalışanına yüzmilyarlarca liralık ücret ödeyerek canı fena halde yanan sermaye grupları da var!
İşte bu yüzden birbiriyle kıyasıya rekabet edecek firmaların oluşturduğu bir sektör, Türk Telekom’a karşı artık “dur” demek için STK’ların da desteği ile iradesini ortaya koymuştur. Mutlak suretle günü kurtarmak pahasına ödün verilmeden, geçiştirilmemeldir. T.C.’de telekom konusunda her türlü usulsüzlük, kurumu zarara uğratan gelişme, Türk Telekom’un bu yaklaşımından kaynaklanmıştır. Son 10 yıldaki termination ayıp ve zararına bakmak yeterli!
Telekomünikasyon Kurumu’nundaki tüm kurul üyelerinin, yerine kendimi koyuyorum. Muhtemelen istifa ederdim. Bu benim şahsi kanaatim. Ben kaldıramazdım bu durumu. Şu da unutulmamalı ki, bugüne kadar hep özel teşebbüsü batırarak “yemiş” olan Türk Telekom, beklemedikleri bir tepki ile karşılaştıklarında bu defa şaşırabilirler. Bu iş, yatırımların ölçeğine bakıldığında “tatlı” bitmez…
Ben bu noktada yazıya taraf olan tüm kurumlara çözüm önerilerimi de sunuyorum.
- Telekomünikasyon Kurumu’nun Türk Telekom’un %80’lere varan indirimli tarifesini iptal etmesi ya da aynı indirim oranlarını UMTH İşletmecilerinin ara bağlantılarına da uygulaması uygun olur.
Bunlar olmadığı takdirde TK’nın UMTH lisansı kapsamında aldığı teminatlar ve lisans bedellerini geri ödemesi de yerinde ve sorumlu bir davranış olur.
- Türk Telekom, “Ara Bağlantı”daki davranışları itibariyle neden olduğu kayıpların telafisi bağlamında; lisans sahibi olup, mevcut durumda aktif olmayan firmaların PRI gibi en temel sabit giderlerini tahsil etmesin ya da indirim uygulasın.
- UMTH İşletmecileri ise TT ile ara bağlantı sözleşmesini imzalamayıp; icra edilebilecek her türlü yasal eylem ile Türk Telekom’un ve Telekomünikasyon Kurumu’nun ve dolayısıyla siyasi irade olarak Hükümeti uyarmalı ve Türk Telekom başta olmak üzere Telekomünikasyon Kurumu’nu pazar düzenleyicisi olarak sorumluluklarını hatırlatmaldır. Sonuç çıkmadığında, sonuç alınana kadar direnmeldir.
Toplantıda değerlendirme yapan CHP Uşak Milletvekili Sn. Osman Coşkunoğlu, çok önemli bir noktaya işaret etmiş. Bu nokta CHP’nin özelleştirme sürecindeki “sağlıklı” muhalefetini de özetliyor. “Serbestleşme olmadan, özelleştirme sorunlu olur!” diyor. Şahsen değerli gördüğüm bir parlementer olarak kendisini kutluyorum. İnşallah özelleştirme ve serbestleşme arasındaki farkı anlayamayan, serbestleşmenin özelleştirmede malı ucuzlattığını düşünen Ankara erkanının kulağına küpe olur!
Lafın kısası ”Telekom’da devrim, hemen şimdi!”



Kaynak : 