Arandığınızda, cep telefonunuzdan sevdiğiniz müzik yayılıyor. Ne kadar hoş değil mi? Ama bu noktada mobil içerik sağlayıcılara kötü bir mesajımız var; mobil aletler de yakında Napster’in düştüğü duruma düşebilirler.
Sadece cep telefonunun sesi bile Yankee Grub’a göre mobil ticaretin en önemli ögesi. Pop şarkılarının ya da temaların ufak bölümleri ve diğer telif haklı müzk parçaları, cep telefonu kullanıcıları tarafından devamlı olarak yükleniyorlar. Bu zil seslerini sağlayanların telif hakkı ödediği varsayılıyor ama bir İngiliz telf hakları grubu zil seslerini “Diğer Napster Olayı” olarak damgaladı bile. Envision Ltd. Şirketine göre, müzik endüstrisi bu zil sesleri nedeniyle hergün 1 milyon $ telif hakkı kaybediyor.
Ama tek konu cep telefonunun sesi de değil. Haber firmaları SMS’le gönderilen malzemenin durdurulması için mahkemeye başvurdular. Kitap yayıncıları ise, PDA’lardaki bazı e-text’lerde korsan yayın yakaladılar. Mobil eğlence dünyası, içerik sağlayıcılarını wireless aletleri başka bir müşteri kitlesi olarak kabul ettirmeyi başardılar. Şimdi, dijital haklar yönetimi (DRM) ile telif haklarının korunması yönünde çalışılıyor.
Telif hakları CD’leri arkadaşları için kopyalayan ya da MP3 dosyalarını Morpheus gibi uçtan-uca programları kullanarak değiştiren kişiler için yeni bir konu değil. DRM şirketlerinin, bir CD’yi ancak satın alan kişinin kullanabileceği ya da bir e-book’un kaç kere kopyalanabileceğini belirleyen bir yazılım geliştirmeleri gerekiyor.
Eğer kendi telefonunuzdan arkadaşınızın telefonuna zil sesi gönderdiyseniz, Nokia’nın “hard-coded DRM” ifadesi ile karşılaşmışssınızdır. İşte, en basit dijital hak yönetim formlarından birisi budur.
Nokia, dünyanın en önde gelen telsiz telefon yapımcısı olarak, geçenlerde mobil DRM şirketi olan Intertrust’a 20 Milyon $ yatırım yaptı. Nokia wireless sistemlerin bugunki dağıtım kontrol sistemlerinin ötesine geçmesi gerektiğini söylüyor. Şu anda kullanım, içeriği alan kişinin kullandığı cihaza kadar kontrol edilebiliyor. Kullanımın, içeriğin dağıtımı açısından çok daha sınırsız bir ortam yaratması, diğer yandan yeni bir gelir kapısı açıyor. Nasıl çalıştığına bir göz atalım.
Nokia’nın Wireless DRM Planı
Zil sesi satıcısı, her şarkı için, belli bir ID ve içerik sağlayıcının kullanım kurallarını taşıyan ve bir içerik paketi kaydettirecek. İçeriği satın aldığınızda, telif hakkını elinde tutan kişi, elinizdeki paketin içeriğine uygun olan grafik ya da zil sesini download etmenize müsade edecek.
Nokia’nın planında, içeriği istediğiniz kadar çok arkadaşınıza gönderebilirsiniz. Arkadaşlarınız zil sesini açmaya çalışırlar ama telefondaki java kodu, gerekli kodu alamadığı için, sadece basit 2 tuşluk talimat gözükür. Bu da içeriği nasıl satın alabileceğini tarif etmektedir. Nokia bu tür uçtan uca wireless network’lerde kullanıcıların reklamcı ve süper dağıtımcı haline döneceklerini ifade ediyor.
Ancak, kullanım kontrol modelinden önce, mobil DRM’in oturması için, kullanıcıların satın alma öncesi içeriği görme şansına sahip olmaları gerekiyor.
İki yönlü wireless içerik koruma Nokia tarafından yüklenildi. Wireless cihazlar için haklar/cihazlar geliştiriliyor. Mobil DRM şirketi, Sanyo’nun portatif Dijital hafızalı MP3 player’ını da lisansladı. Bu aletteki içeriğin set-üstü kutulardan kopyalanmaması isteniyordu. Set-üstü aletlerin çoğu, 802.11b wireless network teknolojisi ile çalışıyor.
Wireless Dijital Haklar üzerinde çalışan başka bir firma da Digimarc. 2001 yılında, Digimarc, wireless iletişimde dağıtılacak içerik içine gömülecek bir nevi dijital işaretin patentini aldı.
Mobil Dijital Haklar yönetimi doğru yapılırsa herkes kazanır. Taşıyıcılar daha kaliteli ve çok içerik için abonelerine daha fazla süre satarlar. İçerik sağlayıcılar para kazanır ve mobil firmalar da Mobil firmalar da izinler alabilir ve ödemeleri yapabilir hale gelirler.



Kaynak : 