Bu yazının önceki 2 bölümünü Telsim’i Kim Alacak?-1 ve Telsim İhalesinde Türk Firmaları Neden Yok?-2 başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Telsim ihalesine girecek gözüken firmaların 6’sı da yabancı. Bir önceki yazımızda bu sürece değin 2 farklı yorumu aktarmıştık. Ancak sürecin ihale ile bitmeyeceğini, ihale sonrası, kazanan firmanın yine de bir yerli ortak arayabileceğini hesaba katmak da lazım. Bu nedenle size ihale öncesi bir yorum sunmak istiyorum.
Bir önceki yazıda yorumcularımızdan bir tanesi be demişti? “Yerli Ortak Niye Yok” sorusu yerine “Mümkün mü?” sormak lazım. Bu soruya yorumcumuz, şu andaki konjonktüre aldırmamak gerektiğine, önümüzdeki yıllarda değieşecek hükümetlerle birlikte bu büyüklükteki firmaların yönetimi açısından yerli ortağa gerek olduğunu söyleyerek cevap veriyordu.
İşte bu paragraftan hareketle, biz de yerli ortak olabilecek firmalara ya da en azından, Telsim ihalesinde yeterlilik alan yerli fimalara gözatmak istiyoruz.
Bu ihaleye giren 3 firma Koç Holding, Doğan Holding ve Çalık Holding idi. Sabancı Holding* bilindiği gibi ilgili olduğunu bizzat Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ağzından belirtmekle birlikte, France Telekom ile birlikte ihaleden çekilme kararı açıkladığı gibi, telekom sektörünü stratejik görmediğini de belli ediyor (sabit hat alanındaki şirketi uzun zamandır satılık ve bugünlerde Koç’a satılacağı haberleri yayınlandı). Çukurova grubunun zaten Turkcell Rekabeti nedeniyle bu tür bir ihaleye girme şansı yok. Geriye bir de Borusan ve kapasite-kiralama esasıyla çalışan ve herhangi bir altyapısı olmayan bazı ikinci grup oyuncuları kalıyor.
Yapı Kredi ve Tüpraş sorumluluklarını üstlenmiş olan Koç’un bugünlerde başka konularla ilgilenmesi olasılığı zayıf gibi diye düşünüyoruz. Doğan’ın ise odaklanma ve bir platform bulma ihtiyacı var. Belki de geriye Balkanlar’daki ve Orta Asya’daki operasyonları ile bu konuya gönül koyduğunu belli eden Çalık kalıyor. Bugünlerde bu şirketin ilginç bir yatırımını da harekete geçireceği (Bursagaz paralelindeki telekom altyapısı) biliniyor.
Gördüğünüz gibi “Yerli ortak mümkün mü?” sorusunun cevabı da maalesef böylesine acı. Türk Telekom o kadar uzun süre ve zaman zaman haksızlığa varan bir şekilde monopol durumunda tutuldu ki yerli alternatifler ya öldüler, ya gelişemeyip kavruk kaldılar (pek çok örnek var ama en sonuncusu Sabancı Telekom).
Hükümetlerin Bir Telekom-İnternet-Bilişim Stratejisi Olmadı.. Hala da Yok
Blişim sektörüne bakalım.. bugün 1.5-2 milyar $’a ulaştığı düşünülen bu sektörün cirosu kime ait? 1-5 milyar $’ı, tamamen yabancı ürünleri alıp Türkiye pazarında dağıtan 3 ya da 4 büyük distribütöre ait.
Gerisi, distribütörsüz satılan –proje bazlı– yine yabancı ürünler ve sonra da 3-5 Türk yazılımı.
Bir Pazarlama cennetine dönmüş olan Türkiye Bilişim sektöründe geçmiş ya da gelecek bir stratejiden bahsetmek mümkün mü? Bugünlerde Atilla Karaosman’ın kitabını okuyor ve 1965’lerde Türkiye’nin kalkınmasında “yazılım” endüstrisinin geliştirilmesine katkı yapılması ve bu nedenle de “matematik” ağırlıklı eğitime öncelik verilmesini önermesini üzüntü ile okuyorum.
İnternet alanına bakalım. Nasıl olduysa 1996-2000 aralığında bir kaç ISS’in palazlanmasına müsade edildi. Hatta bazıları Holding ortaklar edindiler. Sonra? 2001’de “Sahibinden İnternet (acaba interneti mi buldular? yoksa kurdular mı? nerden sahibi oluyorlarsa)” başlığıyla uygulamaya konulan 15 milyon TL/yıl gibi maliyetli TTnet dial-up servisi, arkasından satmalarına müsade edilmeyen ADSL saldırısı derken.. “Hu..huuuu… orda kimse var mı? Mesla Turk.net* diye birilerini arıyoruuummmmmm.. Hani şu 1997-98’lerin başarılı dial-up şirketiiiiiii..” haline geldi. ISS’ler bugün hala bitkisel hayatta. Makinaya bağlı yaşıyorlar. Kaliteyi fiyattan önde tutan bir tutam aboneleri ile..
Ya… kablo internet.. Yukardaki satırlar onlar için de geçerli. Bu hafta açıklanan “kablo internet” ruhsatları onları artık rahatlatacak diye umalım. Ama onlar da bugünlere kadar bitkisel hayat sürdürerek geldiler.
Uyduculardan bahseden yok. Çünkü onlar da aynı durumdalar.
Peki ya.. uzun mesafe telefon şirketleri yani alternatif telekomcular. E sayın okuyucularım, nerseyde 4 yıldır zaten bunu yazıyorum. Okuyorsunuz işte.. Ofisti, arabaydı derken geçmiş TK’lar bu şirketlerin önünü açmadılar. Gerçi TK’da bugünlerde bir şeyler oluyor. Aman dilinizi ısırın.
Özetle.. Turkiye’de bugün önde gelen (mobil telefon operatörleri dışında) firmaların Telekom tecrübesi yok. Devlet de bırakın bir strateji çizmeyi, bu firmaları geçtiğimiz 10 yıl içinde engelledi. Türk Telekom ve Telekomünikasyon Kurumu aracılığıyla önlerini kesti.
Yakında da Wimax konusu gündeme geliyor. Sektör, yarının telekom dünyasının gidişatını belirleyecek önemli alanlardan birisi olan bu alanda, Telekomünikasyon Kurumu’nun hareket tarzını “heyecanla” bekliyor. Bu alanda da benzer hatalar yapılırsa, artık sektörün geleceği olmayacak. Sabit hat-mobil hat yakınsamasının en önemli adımlarından birisi olan bu alanın sadece GSM firmalarına açılması düşünülürse pek de iyi olmayacak. Ama bu alanda, geçmiş TK yönetimi tarafından dolandırıldıklarını (bunu açıklıkla söyleyen firmalar var) belirten uzun mesafecilerin öncelikli kabul edilmesi TK’nın yapacağı hayırlı işlerden birisi olacaktır.
SONUÇ : Ne 90 sonrası hükümetler, ne bugünün hükümeti, ne de konunun sahibi gözüken Ulaştırma Bakanlığı bugüne dek Türkiye’yi 21.yüzyılın gözde sektörlerinden olan “Telekom” alanında öne geçirecek, bazı firmaların palazlanmasını sağlayacak bir telekom stratejisi çizmediği için bugün telekom alanında artık yok gibiyiz.
Sonuç olarak, Telsim’in satışı ile birlikte, 2005 başında 3 de 3 olan Türk Telekom şirketi sayısının, 3 de yarımlar oranına inmiş olacak. Yani 2005 başına kadar dünya 13.cüsü Türk Telekom’un % 45 hissesi, Avrupa sıralamasında ilk sıralarda olan Turkcell ve Telsim’in bir tanesinde sıfır hisse, diğerinde yönetim elde de olsa % 50 altı oyunculuk. Başlığa bakmayın. Telsim ihalesinde ne olacaksa olacak. Telekom sektörü bizim için artık uzaktan seyirlik. Hizmet anlamında bile olsa..
* Sabancı Telekom ve Turk.net örneklemesi yapmamın nedeni çok çarpıcı bir örnek olmasıdır.



Kaynak : 